23 Haziran 2017 Cuma

ATACAN’IN BAYRAK YORUMU

                                    
Atacan’ın saygı duymayı öğrendiği varlıklardan biri Türk Bayrağı’dır. Neredeyse resmi bayramların hepsinde ellerinde bayrakla kutlamalara, yürüyüşlere katılan anne ve babası var. Daha bebek arabasındayken bayramlara katıldı. Tabi bizim elimizde bayrak olur da onu elinde olmaz mı? Onun da eline bir bayrak verdik hep. Bir de arabasına astık al bayrağımızı. Ona ilk öğrettiğimiz şeylerden biri bayrağı, yere düşürmemesi. Bu konuda çok dikkatlidir. Kendisi bayrağı yere düşürmediği gibi çevresinde gördüğü kişilere de gerektiği zaman gereken uyarıları yapar.
Atacan doğdu doğalı balkonumuzda Türk Bayrağı asıldır. Onu, fırtınalı havalarda kontrol eder. Dostlarımızın evine konuk gittiğinde onların balkonlarında bayrak olup olmadığına bakar. Yoksa… Neden olmadığını sorar. Karşılaştığı devlet yöneticilerine genellikle sorduğu ilk soru balkonlarında bayrak olup olmadığıdır.
Dün öğle yemeğini balkonda yedik. Hava sıcak ve bunaltıcı… Bir yandan yiyip bir yandan söyleşiyoruz.
Atacan, bayrağımızdaki kırmızının, ay ve yıldızın ne anlama geldiği sordu bana. Ben de anlattım. En sonunda da yıldızın insanı temsil ettiğini söyledim. “Nasıl?” diye sordu bana.
Ben: “Kollarını ve ayaklarını yana aç. Başından başlayarak bir, iki, üç, dört, beş… Baş, sağ kol, sol kol, sağ bacak, sol bacak… Bayrağımızdaki yıldız insan vücudunu anlatır. Hilal de insanları birleştirir.” dedim. Bu anlatımım onun çok hoşuna gitti. Dünya bayraklarını incelemeye başladı. Yıldızlı olanlara ilgi gösterdi. Tunus Bayrağının bizimkine benzediğini söyleyip, nedenini sordu? Ben de kardeş ülke olduğumuz yanıtını verdim.
Ata, ülkelerin tümünün bayraklarını incelemeye başladı. Yıldızlı olanları gördükçe seviniyor, kardeş ülkelerin çok olduğunu gülerek karşılıyor. Tunus, Pakistan, Senegal, Malezya, Çin, Suriye, Singapur, Yeni Zelanda, Ürdün, Irak, Fas, Cezayir…
Derken… ABD bayrağı gözüne ilişiyor. “Bu kimin bayrağı? Neden bu bayrakta çok fazla yıldız var?” diye soruyor. “O, Amerika bayrağı…” mırıldanarak çıktı yanıtım dişlerimin arasından. “Ama Amerika bizim kardeşimiz değil ki…” Çünkü ABD ile ilgili konuşmalarımızı işitiyor, televizyonlarda haberlere kulak kabartıyor. “Evet, Amerika yöneticileri bize dost değil.” diyorum.
Atacan, ABD bayrağındaki yıldızları sayıp bu yıldızların neyi temsil ettiklerini soruyor. Ben de ona, her yıldızın bir eyaleti temsil ettiğini söylüyorum. Bayrakta bulunan elli iki yıldızın, elli iki eyaleti belirttiğini, ABD’nin de bu eyaletlerin birleşmesinden oluştuğunu anlatmaya çalıştım.
Atacan durdu, düşündü, birden ciddileşti: “Amerika eyaletlerin, Türkiye de insanların birleşmesinden oluşuyor.” dedi ve sustu. Balkonda kurduğumuz öğlen yemeği sofrasındaki tabağına yöneldi. Çatalla yemeğe başladı. Bu güzel, güzel olduğu kadar anlaşılır tespitinden sonra onu öpüp kutladım.
Ulus devletin bugüne dek bu denli güzel, yalın anlatımını işitmedim. Koca koca adamlar televizyonlara çıkıp ulus devleti yok etmek için bilmeden ya da bilerek abuk sabuk tanımlarla halkın belleğini kirletmekteler.
 Ben, bundan sonra Ata’nın bu tanımını kullanacağım. Bilmem, benden telif hakkı ister mi?
                                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                                       23 Haziran 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder