KİME AF?


                                                           
MHP, af önerisini TBMM’ye sundu. Devlet Bahçeli, seçim öncesi hükümlülerin affı konusunu gündeme getirmişti. Cumhurbaşkanlığı seçiminin önemi nedeniyle RTE ve AKP yöneticileri seçim sürecinde af önerisini görmezden geldiler. Bu konuyu gündemden düşürmeye çalıştılar. Çünkü AKP yöneticileri, suçluların affedilmesinin seçimlerde aleyhlerine döneceğinin farkındalardı.
Seçim bitti. Bahçeli ve MHP’nin bazı yöneticileri affı yine gündeme getirdiler ve ısrarla da gündemde tuttular. En sonunda TBMM’ye “kanun teklifi” vererek af için yasal süreci başlatmış oldular.
MHP’nin af önerisinde “Cinayet, cinsel, kadın ve çocuklara yönelik suçlar” kapsam dışı bırakılmakta. Uyuşturucu kaçakçıları, yolsuzluktan hüküm giyenler/giyecekler, rüşvet alanlar, resmi evrakta sahtecilik yapanlar, devleti soyanlar ve soyduranlar, hırsılar, yankesiciler, dolandırıcılar, mafya üyeleri… af kapsamı içinde. Şu an tutukevinde yatmakta olan mahkûmların cezalarından beş yıl düşülecek. Böylece çok sayıda suçlu dışarı çıkıp topluma karışacak.
MHP’nin af gerekçeleri arasında tutukevlerinde, çok sayıda mahkûmun olması ve mahkûmlara yatacak yer bulunamaması. Bu gerekçede de görüldüğü üzere ülkemizde suç oranlarından önemli bir artış var. Demek ki sosyo-ekonomik, kültürel yapımız gittikçe bozulmakta. Kültürel çürüme, toplumsal çözülmeyi artırmakta. Ekonomik sıkıntılar, suç ortamının oluşmasında önemli yer tutmakta. Şunu özellikle belirtmeliyiz ki topluma sunulan rol modellerin de suç oranının artmasında önemli bir payı var. Peki, böyle bir durum karşısında yapılacak olan nedir? Bizce yapılacak olan şey, toplumda adalet duygusunun güçlendirilmesi. Sosyo-ekonomik bozuklukların ortadan kaldırılarak kültürel yozlaşmanın önüne geçilmesi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “devlete karşı işlenen suçların affedilebileceğini, kişilere karşı işlenen suçların affedilemeyeceği” görüşünü açıkladı. Devlete karşı işlenen suçlar nelerdir? Kişi, siyasal iktidarı da arkasına alarak devletin parasını cebe indirmekte. Bu parada seksen bir milyon insanın hakkı yok mudur? “Fakir fukara, garip gurebanın” hakkı ne olacak? Devleti soyanlar yoksulun, yetimin, dulun, engellinin, yaşlını, doğmamış çocukların, ömrü boyunca çalışıp didinenlerin, yasalara uyarak yaşamını sürdürenlerin, namusuyla ekmeğini kazananların… hakkını, emeğini çalmış olmuyorlar mı? Devlet denen şey, sahipsiz bir yapı mıdır?
MHP’nin af önerisi devleti soyanları affetmekte. AKP döneminin yolsuzluklarını, yolsuzlarını yargının elinden kurtarmakta. MHP, AKP dönemini aklamak, devleti soyanları kollamak için kolları sıvamış. Devletinin soyulmasına, halkının hakkının yenmesine neden olanları affeden bir anlayışla milliyetçilik bağdaşır mı?
Siyaset kurumunun görevi suçluları affetmek değil, suçluları yaratan toplumsal koşulları ortadan kaldırmaktır. Yozlaşan, millilikten, bilimsellikten uzaklaşan eğitimin suç oranının artmasındaki etkisi yadsınamaz.
Gittikçe muhafazakârlaşan toplumsal yapı, buna koşut olarak daha çok suça eğilim göstermekte. Cumhuriyet değerlerinin aşınıp yok olması suç için uygun ortam oluşturmakta. Bu durum karşısında her siyasal parti oturup düşünmeli nerede hata yapıldığını.
Afla salıverilecek uyuşturucu kaçakçıları, hırsızlar, gaspçılar, yağmacılar… nasıl ıslah edilecek? Bu kişiler sabah sekiz, akşam beş mesaisi mi yapacaklar? Yoksa tarlada mı çalışacaklar? Suçlunun ıslahı zor ve uzun süreli emek ister. Devlet kurumlarının bu yolda bir çalışması var mı?
MHP’nin af önerisi, toplumdaki adalet duygusunu zayıflatır. Suçluyu koruyup mağduru cezalandırır, vicdanları yaralar. Türkiye’nin hiçbir sorununa çözüm getiremeyenler, toplum vicdanını kanatarak sorunların daha da çoğalmasına neden olmakta. Toplumun affa değil; işini, aşını büyütmeye gereksinimi vardır. Partiler suçlunun değil, halkın hakkını korumak için çalışmalı.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       25 Eylül 2018



1 yorum:

  1. Milliyetçilik "Türk'ün bayrağını Turan iline asmak" değil, "Yurduma alçakları uğratma!" demektir. Bunun ideolojik/siyasi düzlemi emperyalizm ve kapitalizmle savaşmaktır. Dincilik de, milliyetçilik de burjuva ideolojisidir ve eninde sonunda birbirine dönüşebilirler. Aynı anda hem Metehan hem Abdülhamid olabildikleri gibi...

    YanıtlaSil