HDP’YE YAŞAM ÖPÜCÜĞÜ (Seçim Değerlendirmesi-6)


                                             
31 Mart Yerel Seçimlerinden önce HDP/PKK, halk desteğini yitirmişti. Hendek savaşını yitiren PKK, kentlerde taban bulamaz duruma gelmişti. TSK’dan yurtiçi ve yurtdışında üst üste darbeler yiyen bölücü örgüt, açılım dönemindeki özgüvenini yitirmişti. Bölücü örgütün siyasal uzantısı olan HDP, gerileyişe koşut olarak politika üretemez duruma geldi. Hatta ona, kol kanat gerenler de HDP’den uzak durmaya başladılar. Yalnızlaşan ve halk desteğini yitirmekte olan HDP zordaydı. İşte, tam da bu anda ABD’de planlanan senaryo yaşama geçirildi.
Libya’da Kaddafi, Irak’ta Saddam nasıl psikolojik savaş senaryolarıyla itibarsızlaştırılıp kötü adam, günah keçisi, diktatör yaftalamalarıyla halkın gözünden düşürülerek devrilip ülkeleri bölündüyse Türkiye’de de Erdoğan aynı yöntemlerle hedefe kondu. PKK ve FETÖ’yü aklamak, halka sevdirmek, onların suçlarını hafifletmek için çalışmalar başlatıldı. “Bak Erdoğan PKK’dan da FETÖ’den daha kötü…” algısı için medya, sosyal medya var gücüyle devreye sokuldu. Yaşam pahalılığı ve ekonomik bunalım nedeniyle zor durumda olan AKP, bu algıya karşı koyamadı. Libya ve Irak senaryolarını ülkemizde uygulamak isteyen küresel merkez, “En kötü olan Erdoğan’a karşı diğer kötülerle ittifak yapmanın sakıncası yoktur.” anlayışını sahneye koydu. Böylece senaryo işlemeye başladı.
HDP, birçok kentte aday göstermedi. Çünkü güç yitirdiğinin farkındaydı. Bu nedenle gerçek gücünün kamuoyunca bilinmesini istemedi. Özellikle anakentlerde güç yitimi çok belirgindi. Kentlerde PKK’nın yaptığı kitlesel kıyım eylemlerini HDP yöneticileri savunamadı. Çoğu zaman utangaç bir tavırla kaçamak yanıtlar verdiler sorulara.
Millet İttifakı’nı destekleme düşüncesi HDP’nin kurtarıcısı oldu. Hem seçimde gerilemesi nedeniyle gerçek gücü ortaya çıkmayacak hem de bağlı olduğu küresel merkezin buyruğuna uyacaktı. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olacaktı. Seçimlerden sonra da gücünün üstünde bir güç takınarak Millet İttifakı partilerinden desteğinin diyetini isteyecekti yüksek sesle.
31 Mart’tan önce HDP sözcüleri alçak perdeden Cumhur İttifakı’nın adaylarını kazandırmayacaklarını söylediler. Bu, dolaylı yoldan CHP adaylarına destekti. “CHP adaylarını destekleyeceğiz.” sözünü çok kullanmadılar. Ancak Kandil’deki PKK liderleri CHP adaylarının destekleneceğini birçok kez açıkladılar.
31 Mart’ta HDP oyları Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde önemli ölçüde geriledi. HDP sözcüleri, bu gerilemeye türlü kılıflar uydurmak istese de ikna edici olamadılar. Etnik siyasetin karın doyurmadığını bu gerileyiş bize çok iyi anlatmakta. Çünkü bu etnik siyaset, halkın günlük gereksinmelerine çözüm getirmemekte, tersine getirilecek çözümleri de zorlaştırmaktaydı. Halk, sorunlarına gerçekçi çözümler istemekte. HDP ise gerçekçi çözümlerden uzak, tüm umudunu PKK’nın silahlı gücüne bağlamaktaydı.
Millet İttifakı’nın HDP ile seçim işbirliği yapması, halk desteğini yitirmekte olan HDP’ye bir yaşam öpücüğüydü. Bu yolla kendisinin, gerçekçi olmasa da, güçlü ve seçimleri belirleyici partisi olduğunu gösterme fırsatı buldu. Böylece CHP ve İP sayesinde HDP, siyaset sahnesine geçici bir aktör olarak yeniden çıktı.
İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimlerinin iptali, HDP’ye yeni fırsatlar doğurdu. Daha önce alçak perdeden ve dolambaçlı sözlerle Millet İttifakı’na destek vereceğini söyleyen HDP’liler, bu kez desteklerini açık bir biçimde dile getirdiler. Kandil’deki terör liderleri, Ekrem İmamoğlu’na açıkça destek açıklamaları yaptılar. Çünkü psikolojik savaş önemli ölçüde amacına ulaşmış, CHP’nin ezici çoğunluğu “Atatürkçüyüm!” diyen tabanına HDP, hatta PKK sevdirilmişti. Bu nedenle HDP/PKK sözcülerinin destek açıklamalarını gizlice yapmasına gerek yoktu. Artık işbirliği açıkça söylenebilirdi.
23 Haziran sürecinde Kandil, İmamoğlu’nun arkasında durdu. Bunu gören AKP, seçim sürecinde propagandasını oturttuğu tüm söylemlerini yadsırcasına İmralı’daki bölücü başından medet umdu. Bir mektup ortaya çıktı. İşte, bu tutarsızlık hem AKP’ye seçimi açık ara yitirtti hem de HDP/PKK’nın ekmeğine yağ sürdü. Böylece Millet İttifakı’ndan sonra AKP de HDP/PKK’ya yaşam öpücüğüm vermiş oldu.
Kısacası; İstanbul seçimlerinde Kandil, Millet İttifakı’nın; İmralı da Cumhur İttifakı’nın yanında yer aldı. Bölücü örgüte bu denli prim verilmesinin karşısında milliyetçi olduklarını söyleyen MHP ve İP’in suskunluğu ise ilgi çekicidir. Bir seçimi kazanma uğruna AKP, CHP, MHP ve İP’te ne ilke kaldı ne ideoloji…
HDP, 31 Mart seçimlerinde gerçek oy oranı belli olmasa da kendisini utku kazanmış gibi göstermekte. Ancak bu durum, HDP’nin gerileyişini önleyemeyecek, yalnızca belli bir süre gözlerden saklayacak. Onu “Türkiye partisi” yapmak isteyen tüm projeler de çökmek zorunda. Çünkü ülkemiz, Avrasya’ya yaklaştıkça bölücülük de yobazlık da bu topraklarda yeşerecek ortam bulamaz. Onların boy attığı koşullar Atlantik iklimidir.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           8 Temmuz 2019




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder