Disiplin,
kişinin başarıya ulaşması özgürleşmesi için vazgeçilmez bir iç denetimidir. İnsanın
daha çok özgürlük elde etmek için sınırlarını bilme, bu sınırlar içinde
davranma anlayışıdır. Kısacası başkasının özgürlüğüne saygı gösterme onun
özgürlük alanına girmemektir. Kişi başkalarının özgürlük alanına girdiğinde
değil, kendi sınırları içinde kaldığında ve hakkı olanı kullandığında daha
özgür olur.
Kişi
bilinçli bir biçimde kendi özgürlük sınırlarını belirlemeli, bu sınırlar içinde
yapacaklarını bilmeli. Başkalarının sınırlarını çiğneyerek sonsuz bir özgürlük
kazandığını sananlar, kendisini tutsaklaştırdıklarının farkında bile değiller.
Çünkü başkalarının sınırlarını çiğnediğinizde anlaşmazlık ve kavga başlar, bu da
kişiyi asıl yapması gereken işlerden uzaklaştırır savruk, denetimsiz, istencini
yitirdiği bir kısır döngünün, amaçsızlığın içine sürükler bu durum. Böyle bir ortamda,
düzende birinin amaca, başarıya ulaşması oldukça zor. Bir kişi, diğer
insanlarla sürekli didişerek amacına ulaşamaz. Çünkü zamanını amacını
gerçekleştirmek için işine değil, yapay sorunlarla boğuşmak için kullanır.
Disiplin,
günlük yaşamda daha güzel bir şeyi elde etmek için önemsiz bulduğumuz başka bir
şeyi feda etmektir. Disiplini yaşama geçiren özveridir. Özveri olmadan disiplin
olmaz. Kişi, amacına ulaşmak için çoğu zaman günlük yaşamında bazı şeyleri feda
eder. İnsan yaşamı için çok fazla önemi olmayan bazı şeyler için zaman harcamak
kişiyi asıl amaca ulaşmaktan alıkoyar. Hangi
koşulda olursa olsun asıl amaca yönelmeli. Asıl amaca hizmet etmeyen konuları bir
yana itmeli.
Disiplinli
kişi, kısa süreli ve geçici isteklerin peşinden koşmaz. O, uzun erimli savaşımın
ve kalıcı amaçların gerçekleşmesi için uğraşır. Uzun erimli bir savaşımla asıl
amaca ulaşan kişinin mutluluğuna diyecek yoktur. İşte, tam bu noktada o, daha
çok özgürlüğe sahip olacak. Özgürlük, onun yaşam biçiminin ayrılmaz bir parçası
durumuna gelecek. Disiplinli kişi için özgürlük; bir emeğin, çalışmanın,
özverinin sonunda elde edildiği için çok değerli ve vazgeçilmezdir. Disiplin,
aynı zamanda kalıcı özgürlüğü kazanma savaşı.
Disiplinli
olmayı yaşam biçimi olarak edinmiş kişi, yaşamı boyunca en iyi seçimleri yapar.
Bu seçimleri yaparken ikircikli olmaz. İkincil olanla birincil olan asıl amacın
arasındaki ayrımı çok iyi bilir. Yaşam erkesini ikincil olanlar için değil, asıl
amaç uğruna harcar. O, gerçek amacına ulaşmayı engelleyecek her türlü isteğe “hayır”
demeyi bilen kişidir. Çünkü hayır diyemeyenin “evet”i olmaz.
Kişi
amaçlarını disiplinli bir biçimde gerçekleştirdiğinde bundan sonraki amaçları
için daha az emek harcayacaktır. Artık disiplin, onun için bir yaşam biçimine
dönüşmüştür. Bu nedenle disiplinli olmak için daha az çaba harcar kişi.
Amaçlar
uzun erimli olabileceği gibi kısa erimli de olabilir. Önemli olan kişinin
gerçekleştirmek için çaba gösterdiği bir amacının olması.
Disiplinli
kişilerin en belirgin özellikleri yaşam ilkeleri ve kurallarının olması. Onlar
için ilkeli davranmak, günlük yaşamı belli kurallar içinde sürdürmek çok
önemli. İnsan ilkesizliğin, kuralsızlığın karmaşası içinde kendine amaç da ülkü
de belirleyemez. Amaçsız, ülküsüz birinin kendine de içinde yaşadığı topluma da
bir yararı olmaz.
Amacı
olan kişinin bir duruşu, bir düşüncesi vardır. Disiplin bir yandan amaca
ulaşmayı sağlarken diğer yandan da kişinin duygu ve düşünce dünyasını
varsıllaştırır. Duygu ve düşünce dünyası varsıllaşan kişinin yaşama bakışı,
çevresiyle ilişkileri, doğayla uyumu, insanlık erdemleriyle bezenmiş bir yaşam
biçimini edinmesi çok belirgindir.
Çoğu
kişi disiplinli olmayı, insanlara baskı kurmak olarak algılar. Bu, yanlıştır. Disiplin
dış etkilerle zorla olacak bir şey değil. Bu, kişinin kendi istenciyle yaşama
geçireceği bir davranış. Zaten insan kendi istencinin gücüyle gelişir.
Disiplin, insan ve toplumun gelişimini sağlayan en önemli etken. Bu nedenle
bunu insanın kafasına vurarak onu egemenlik ve baskı altında tutmayla
karıştırmamak gerekir.
Disiplin,
küçük yaşlarda kazanılacak bir davranış. Yine buna koşut olarak ilkeli ve kurallı
olmak da çocukluk döneminde davranışa dönüşmeli. Gerçi ileri yaşlarda da bu
davranışlar edinilebilir. İnsanın yaşı kaç olursa olsun öğrenmeye açık, yeteneklerini
değiştirmeye uygun, yanlış davranışları doğruya çevirmeye elverişlidir. İnsan
yeter ki istesin yapamayacağı bir şey yok bu dünyada!
Disiplin,
önce insanın kendi öz varlığını egemenlik altına almasıyla başlar. Öz varlık;
açgözlülükten, maymun iştahlılıktan, günlük küçük çıkarlardan, başkalarının
sınırlarını yok saymaktan, kendini her şeyin sahibi olarak görmekten,
kendisinden başka bir varlığın yaşama hakkına saygısızlıktan, her şeyin
kendisiyle var olduğu anlayışından, diğer kişilerin emeğine, malına mülküne göz
koymaktan vazgeçince disiplin oluşur. Disiplinli kişi, kendini “ben” demekten
kurtaran insandır.
Yaşam
bir disiplin işi… Başarı da öyle… Disiplin olmayınca yaşam, sonbaharda dalına
tutunamayan sararmış yaprak gibi yel ne yandan eserse o yana doğru savrulur.
İnsan, kurumuş yaprak gibi savrulmamalı değil mi?
Adil
Hacıömeroğlu
5
Eylül 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder