16 Eylül 2017 Cumartesi

ÜRETİM EKONOMİSİNE YÖNELİŞ

                                   
                                   
Son günlerde işittiğim en mutlu haberlerden biri. Bir evde konuktuk. Televizyonda haberler… Ses zar zor işitilmekte. “Susurluk Şeker Fabrikası üretime yeniden başlayacak.” sözünü duyduğumda heyecanlanıp çok sevindim. Kısaca haberin ayrıntıları anlatıldı ve ardından Alpullu’nun da üretime başlayacağı muştulandı.
Şeker fabrikaları ulusal sanayimizin can damarı. Şekerpancarı üretimi de tarımımızın belkemiği. Neden mi? Şekerpancarı, Türkiye’nin tüm bölgelerinde yetişebilen bir tarım ürünü. Bu nedenle şeker fabrikaları da bölgesel farlılık gözetmeksizin tün yurda yayılmış durumda. Şeker sanayi sayesinde yurdun her köşesinde fabrika bacaları tüttü yıllarca.
Şeker fabrikaları, Cumhuriyet’le kuruldu. Amaç, ulusal ekonominin iki önemli ayağı olan tarım ve sanayinin geliştirilmesiydi. İlk şeker fabrikasının temeli Uşak’ta atıldı 1925’te. Ardından Alpullu’nun temeli atıldı ve on bir ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak 1926’da üretime başladı. İlk Türk şekeri Alpullu’da üretildi. Böylece Türkiye, şekerde dışa bağımlılıktan kurtuldu.
Şeker fabrikalarının kurulmasıyla şeker kanunu da çıktı. Böylece Türk köylüsü yeni bir ekmek kapısına kavuştu.
Şeker fabrikaları, giderek yurdun dört bir yanına yayıldı. En temel sanayi kuruluşlarımızdan biri oldu. Bu fabrikalar, şekerin yanı sıra küspe de üretmekteler. Küspe demek, hayvancılık demek…
Şeker fabrikalarını önemli bir kısmı özelleştirilmeye ve dışalıma dayalı liberal ekonomi yüzünden kapatıldı. Üretim dışı kalan fabrikaların çalışanları işsiz kaldı. Bu fabrikaların pancarını üreten köylünün ekmeği elinden alındı. Küspe üretiminin azalması nedeniyle hayvancılık önemli bir darbe yedi. Bunun içindir ki kurban bayramlarında dünyanın dört bir yanından hayvan ithal edildi. İthal şeker, halkımızın damak tadına uymadı. Dışalım nedeniyle Türk işçi ve köylüsünün hakkı olan paralar, yabancı ülke üreticilerinin cebine girdi.
Alpullu ve Susurluk şeker fabrikalarının yeniden üretime başlaması sevindiricidir. Özelleştirme ve dışalıma dayalı politikalarından vazgeçilmekte olduğunun bir işaretidir. Devletin yeniden sanayiye, üretime el atmakta olduğunun belirtisi bu iki fabrikanın üretime başlaması.
15 Temmuz 2015’te açılım politikalarına son veren ve PKK’yı hendeklere gömen siyasal anlayış, Türkiye’nin birliği için önemli bir adım attı. Ülkemizin güneyinde oluşturulmakta olan ABD koridoruna son verdi Türkiye. Atlantik’ten Avrasya’ya yönelmekte olan Türkiye, doğal zorunluluk gereği olarak üç dört yıldır kapalı olan fabrikalarını üretime açtı. Sıcak parayla bir ülkenin kalkınamayacağını iktidar da anladı. Birleşen Türkiye, üreten Türkiye ile güçlenecek. Avrasya’ya yönelen Türkiye üretmek zorunda. Bu nedenle de Atlantikçi sistemin liberal reçetelerini yırtma süreci başladı.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       16 Eylül 2017