1949’da
kurulan NATO’ya Türkiye, 18 Şubat 1952’de girdi. Öncesinde Kore’de askerimizin
canıyla bedel ödedik bu kirli ittifaka kendimizi kabul ettirmek için. Bugüne
dek NATO’nun ülkemize tek kuruşluk yararı olmadı. Üstelik bize verdiği zararlar
saymakla bitmez.
T.C.
Dışişleri Bakanlığı, NATO’nun kuruluşunun 77.yıldönümü nedeniyle sosyal
medyadaki x hesabında bir açıklama yayımladı. Açıklamada: “Güçlü ordusu,
gelişmiş askeri kabiliyetleri ve dinamik savunma sanayii ile Avrupa-Atlantik
güvenliğine somut ve kapsamlı katkılarda bulunan ülkemizin, 7-8 Temmuz 2926
tarihlerinde Ankara’da NATO Zirvesine ev sahipliği yapacak olması, İttifak’a
yönelik bağımlılığımızın ilave bir tezahürüdür.” denmekte.
Dışişleri
Bakanlığı’nın açıklaması çok ilginç… Türkiye’nin NATO’ya bağımlılığı
vurgulanmakta. NATO demek, ABD demek… Demek ki bağımlılık, NATO üzerinden ABD’ye…
Hem de Türk ulus devletini parçalayacağını açıkça söyleyen Vashington’a
bağlılık öyle mi?
Rusya-Ukrayna
savaşı nedeniyle artan riskler nedeniyle Karadeniz’de deniz güvenliğini
güçlendirmek için yeni çokuluslu yapılar üzerinden işbirliği yürütüyor. Bu
çokuluslu güçler kimler? NATO ve onun yanında yer alan ülkeler… Bunlar içinde Ukrayna
da var. Yarın İsrail de eklenir riski önleyecek(!) çokuluslu güce.
Peki,
Karadeniz’deki riskler neler? Mayınlar, insansız araçlar… Evet, şimdiye dek
gördüğümüz mayın ve insansız araçlar hep Ukrayna’ya aitti. Hatta son olarak Ukrayna
bir gemimizi de bu yola vurdu. Gemimizi vuran mı güvenliğimizi sağlayacak? Buna
kargalar bile inanmaz, ancak hükümetimiz inanıyor nedense.
Çokuluslu
güç, Anadolukavağı’nda (Beykoz’da) Deniz Unsur Komutanlığı kuracak. Bu komutanlık,
Türkiye’nin güvenliğini mi, yoksa ABD’nin İstanbul Boğazı’nı denetlemesine sağlayacak?
Bu durum, Amerika’nın Karadeniz’de serbest dolaşmasına, orayı gözetlemesine olanak
verecek. Böylece Montrö anlaşması bu yolla delinecek. Sonunda Rusya-Türkiye ilişkileri
bozulacak ve ülkemiz ABD sayesinde yeni bir düşman daha kazanacağız.
Milli
Savunma Bakanlığı (MSB), 26 Mart 2026’da yaptığı haftalık basın toplantısında
NATO’nun bir Türk korgeneralin komutasında Adana’ya çokuluslu bir kolordu karargâhının
kurulacağı açıklandı. Peki, bu çokuluslu kolordu, kime karşı kuruluyor? Türkiye’yi
tehdit eden İsrail’e karşı olmayacağına göre hedef ülke kim? Bu oluşumun İran’a
ve Arap ülkelerine yönelik olduğu çok açık değil mi?
AKP
hükümeti, bir yandan İsrail’e Gazze üzerinden sözlü ve göstermelik olarak yüklenirken
diğer yandan Tel Aviv’in güvenliğini sağlamak için çokuluslu kolordu kurması
anlaşılır bir şey mi?
AKP
iktidarı, safını seçmeli. Denge politikası adı altında dengesiz bir siyasetin
içinde, Batı emperyalizminin yanında. İkili oynamaktan vazgeçmeli; tavşana kaç,
tazıya tut dememeli.. Ülkemiz zaman geçirmeksizin Çin, İran ve Rusya ile ittifak
kurmalı. NATO yıllardır ülkemizin güvenliğini tehlikeye düşürüp başımıza bin
türlü bela açmakta. Bu nedenle çökmekte olan bir savunma ittifakını diriltmenin
kimseye bir yararı yok! Zaten bu saldırgan örgütü diriltmek de boşuna bir çaba.
Çünkü ölü dirilmez.
NATO
üzerinden ABD’ye bağımlılığı açıklamak önemli biri itiraf. Ülkemizin yurtseverleri
yıllardır ABD/NATO’ya bağımlılıktan kurtulalım diye savaşmıyor mu? NATO’suz,
Amerikasız bir Türkiye tam bağımsızlığını kazanır. Bunu istemeyen biri, şehit
kanlarıyla sulanmış bu yurdun iyiliğini ister mi?
Adil
Hacıömeroğlu
4
Nisan 2026
Ben de bir şey diyeyeceksin sandım
YanıtlaSilBakan bey, gercekliğimizi çok net açıkladı. NATO'ya baglilik da değil, "bağımlilik" sözünü kullandı. Korkunç bir durum. Biz 1952'de NATO'ya girmemişiz, NATO yoluyla ABD'i Ağa bize girmiş oldu. İlginçtir, 2002'den beri ABD'i Ağa ne istedi de bizden istediğini alamadı.
YanıtlaSilAtatürk'ün diş politika yaklaşımı böyle bir duruma yol açar mıydı. Atatürk Turkiyesini düşürüldüğü durum ibretliktir.