NİŞAN, DÜĞÜN, CENAZE SOSYAL MEDYADA


Sosyal medya yaşamımıza girdi gireli birçok kişi, neredeyse sosyal ilişkilerini burada kurmakta. İnsanların acı tatlı günleri burada öğrenilip burada bu duygular paylaşılıyor. İnsanlarla yüz yüze görüşmek bir yana insan sesi işitmek bile olanaksızlaştı neredeyse. İnsan kalabalığından geçilmeyen kentlerde insansız yaşamak zorunda kalıyor kişi.

Yakınlarımız, tanıdıklarımız oğlunu ya da kızını nişanlıyor, sonrasında evlendiriyor gözümüze çarparsa bu mutlu günü sosyal medyadan öğreniyoruz. Ayrıca ölüm duyuruları da sosyal medya aracılığıyla yapılmakta. Dostlarımızın birçoğu önemli sayrılıklar geçiriyor. Bunu da sosyal medyada paylaşıyorlar. Bir kişinin çok sayıda sosyal medya hesabı var. Ayrıca her sosyal medya alanında en azından binden çok kişiyle iletişimi bulunmakta. Bu kişilerin çoğuyla yüz yüze tanışmıyor sosyal medyadaki kişi. Ayrıca sosyal medyada binlerce insanın yer aldığı grupları da hesaba katmalı. Bu koşulla altında sosyal medyada paylaşılan her şeyi fark ederek görüp okumaya ne zaman ne de ömür yeter. Bu gerçekler göz önüne alınıp düşünüldüğünde bu tür duyurulardan haberdar olmak çoğu zaman olanaksız.

İnsanlar duyuruları görmeyince nişan düğün yapan dostlar mutlu gününde sevdiklerini göremeyince kırılıyor haklı olarak. Cenazesi olanlar değer verdiği kişiler, acısını paylaşmayınca üzülüyor haklı olarak.

Nişan, düğün cenaze ve bunlar gibi duyuruları çoğu kişi göremiyor. Peki, görenler ne yapıyor?

İnsanların yaşamları boyunca önemli birkaç günü vardır. Bunlardan biri düğünleri, diğeri de cenazeleri… Bu iki önemli günde onları yalnız bırakmak olmaz. Düğüne çağrılmışsam ve önemli bir engelim yoksa giderim. Cenaze duyurusunu aldığımda eğer gitme olanağım varsa katılırım defin törenine. Gitme olanağım yoksa yakınlarını telefona arayıp acılarını paylaşırım. Bu konularda insanın iki eli kanda olsa bu önemli günleri kaçırmamalı.

Duyurular sosyal medyada olunca nişan ve düğün için mutluluk dilekleri buradan yazılıyor. Sanki evlenecek çift sanal bir iş yapıyor. Yakında sosyal medya üzerinden sanal nişan, düğün törenleri yapılırsa şaşırmam.

Son zamanlarda bazı sosyal medya gruplarında bulunan arkadaşlar, cenaze duyurularına niye ileti yazmayarak başsağlığı dileğinde bulunmadığımı sordular bana. Bu soruyu soran bir arkadaşıma: “Cenazedeydim” dedim. Biraz şaşırdı. Bir arkadaşımın sorusuna da: “Telefonla arayıp başsağlığı diledim” yanıtını verdim. Olanağımız varsa cenazeye gidelim. Yoksa ya sonradan olanak bulursak başsağlığı dilemek için yanına gidelim ya da üzüntümüzü telefonla bildirelim. İnsanı görelim, insan sesini işitelim.

Sosyal medyada kimi zamanda hiç tanımadıklarımızın ölüm duyurularıyla karşılaşırım. Bazılarının altında sonsuzluğa göçen kişinin yakınlarının telefonu yazılıdır. Tanımasam da bu kişileri arayıp başsağlığı dilerim.

Epeyce oluyor sanırım. Hiç tanımadığım bir ölüm duyurusu geldi ileti olarak. Cenaze çok uzaktaydı ve gitmem olanaksızdı. Ölen kişi yerdeşimdi. Aileyi uzaktan da olsa tanıyordum. Verilen telefonu arayıp üzüntülerimi belirttim. Bu ramazanda bir iftara çağrılıydım, gittim. Sonrasında ise bazı dostlarla bir yeiçe çay içip söyleşmek için oturduk. Orada masamıza sonradan gelen biri, adımı söyleyince beni tanıdığını söyledi. Oysa o kişiyi hiç görmemiştim. “Nereden tanışıyoruz?” diye sordum. O: “Yengemi yitirdiğimizde ilk arayanlardan biriydiniz. O zaman öylesine mutlu oldum ki anlatamam. Bunu hiç unutamam” dedi. Acısını paylaştığım kişi, Sinan Barut’tu.

Mahalle camisinde kimi zaman sala okunur. Sonunda ölen kişinin adı, soyadı ile cenazenin ne zaman kaldırılacağı söylenir. Uçmağa varanı, tanıyayım ya da tanımayayım çok öneli bir işim yoksa o kişiyi son yolculuğuna uğurlarım.

Hısım akrabanın, konu komşunun, eşin dostun ölümü üzerine yerimizden kıpırdayamayacak durumdaysak insanlığımız, toplumsal yapımız sorgulanmalı. Neredeyse cenaze definlerini sanal ortamda yapacağız.

Eskiden Anadolu’da düğünler için okuntu gönderilirdi. Okuntu, ne demek diyeceksiniz? Eş dost düğüne havlu, mendil, gömlek, yazma, çorap… gibi çam sakızı çoban armağanı bir küçük armağanla çağrılırdı. Buradaki inceliğe dikkat edin. Çağrılılara verilen değeri anlatmama gerek var mı? Ne yazık ki sosyal medya ve ekran bağımlılığı nedeniyle bu toplumsal incelik, değerbilirlik tarihe karışmak üzere.

Her şeyi sanal ortamda yapma alışkanlığı önemli bir bağımlılık… Ekranı, yaşamın merkezine koymak, büyük bir insanlık sorunu. İnsanın ölüsüne de dirisine de insanlık görevimizi yapamıyorsak bu durumu sorgulamalıyız. Bunun birçok nedeni olsa da asıl neden, ekran bağımlılığı ve sosyal medyaya teslimiyet. İnsanlığın bu tutsaklıktan kurtulmasının zamanı geldi de geçiyor bile. O zaman ne duruyoruz?

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               8 Haziran 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder