Elimde
bir kitap var: Denizlerin Fethi Çağı… Yazarı: denizcilik konusunda eğitim
görmüş oldukça donanımlı genç bir arkadaşımız Tevfik Kadan. O, şu anda Aydınlık
gazetesi genel yayın yönetmenliği görevini de başarıyla sürdürmekte. Denizlerin
Fethi Çağı, onun ilk kitabı… 21 Haziran 2026 günü Kadıköy Kitap Şenliği’nde
imza günü vardı. Sağ olsun, bu güzel kitabı imzalayarak bana armağan etti.
Sayın
Kadan’ın kitabını bir solukta okudum. Kitap, özenli bir inceleme ve araştırmayla
hazırlanmış. Dili oldukça yalın ve akıcı… Anlatılanlar konu bütünlüğü içinde
tarihsel oluş sıraları gözetilerek sıralanmış. Kitabın en güzel yanı da
kaynakçasının oldukça varsıl olması. Yani anlatılanların nesnelliği söz konusu.
Çok sayıda farklı kaynağı inceleyip araştırması, onun gerçeği okurlarıyla
buluşturma çabasını göstermekte. Bu yönüyle benzer konularda kitap yazanlara
örnek olmasını dilerim.
Kitapta,
denizciliğin tarihsel geçmişi ele alınıyor. Denizlere egemen olan devletlerin
hem varsıl kem de çok güçlü oldukları örneklerle anlatılıyor. Denizlere
açılamayan devletlerin uzun soluklu olmadıklarını tarihsel örneklerle
görüyoruz. Özellikle okyanuslara egemen olan ülkelerin farklı coğrafyalarda
büyük devletler kurduklarını bu kitaptan öğreniyoruz. Özellikle sömürgeciliğin
başlamasıyla devletlerarasındaki asıl egemenlik savaşımının denizlerde olduğu
yalın bir gerçek olarak ortaya çıkmakta.
Günümüzde
denizler, yalnızca ulaşımın askeri üstünlüğün perçinlendiği yerler değil, aynı
zamanda birçok ekonomik değeri de içinde barındıran vazgeçilmez bir yer. Bu
nedenle günümüzde egemenliklerini, varlıklarını sürdürmek isteyen devletlerin
denizlerde varlığı olmazsa olmaz. Dünya gücü olmanın yolu, denizlerden
geçmekte. Ülkeler arası rekabeti, üstünlüğü, olası savaşları belirleyecek olan
da denizlerdeki savaşma gücü. Kıyılarını, kendine ait suları, yani Mavi
Vatan’ını koruyamayan ülkelerin büyüme, kalkınma, ileri gitme, halkına gönençli
ve mutlu bir yaşam sunma olasılığı neredeyse yok!
Suyollarına
egemen olan ülkelerin dünya ticaretini elinde bulundurması yadsınamaz bir
gerçek. Bu nedenle günümüz savaşlarına, bu açıdan bakmak gerek.
Yazarımız,
dünyada karaların fethinin tamamlandığını, artık bundan sonra denizlerin fethi
için büyük kavgaların verileceğini belirtmekte kitabında.
Tevfik
Kadan, kitabında ülkemize yol gösterecek geleceğe yönelik önemli öngörülü
saptamalarda bulunmakta. “Öyleyse geleceğin deniz kontrolü şu üçlüye dayanacak:
Uzay + Yapay Zekâ + İnsansız Sistemeler. Yani gelecekte MEB’lerini (Münhasır
Ekonomik Bölge-A.H) en iyi kontrol eden devletler; en çok gemisi olanlar değil,
en iyi veri toplayan(lar), işleyenler ve yorumlayanlar olacak. Denizlerin Fethi
Çağı, Tevfik Kadan, Kaynak Yayınları, 1.Basım, Haziran 2026, s.89)” Yazarın bu
saptamasından anlaşılıyor ki deniz egemenliğinin biricik yolu bilimsel ve
teknolojik gelişme.
“Dünyanın
temel siyasi birimi ulus devlettir ve öyle kalacaktır. Tüm ulusların kendi
çıkarlarını ön planda tutması ve egemenliklerini koruması doğal ve adildir. Uluslar
kendi çıkarlarını öncelikli tuttuğunda dünya en iyi şekilde işler. (Aynı yapıt,
s.118)” demekte Sayın Kadan. Dünyada adalet, ulusların kendi çıkarlarını
koruyup onlarla yetinmesiyle olanaklı. Kendi hakkından fazlasını alma isteği
adaleti sağlamadığı gibi bitmez tükenmez savaşlara da yol açar.
“Amerikalı
yetkililer, Avrupa’nın sorunlarını yetersiz askeri harcamalar ve ekonomik
durgunluk açısından düşünmeye alışmışlardır. Ancak Avrupa’nın gerçek sorunları
daha derindir. Kıta Avrupası, yaratıcılığı ve çalışkanlığı zayıflatan ulusal ve
ulus ötesi düzenlemeler nedeniyle, küresel GSYİH’deki payını 1990’da yüzde
25’ten bugün yüzde 14’e düşürmüştür. Ancak bu ekonomik gerileme, medeniyetin
yok olma ihtimalinin gerçek ve daha çarpıcı görünümü karşısında gölgede
kalmaktadır. (Aynı yapıt, s.120)” Avrupa’nın neredeyse her alanda çökmekte
olduğu burada çarpıcı bir biçimde anlatılmakta. Bu nedenle çökmekte olan bir
AB’nin Türkiye’nin uygarlık ve kurtuluş umudu olması boşa kürek çekmek değil de
nedir?
Kitapta,
ABD-Çin rekabeti konusunda önemli saptamalar var. Yarışın ana omurgası
teknolojik gelişim ve denizlerdeki egemenlik. Bu alanda Çin’in giderek büyüyen
bir üstünlüğü söz konusu. ABD, can havliyle sağa sola saldırarak, kan dökerek,
yakıp yıkarak düştüğü gerileme sürecinden kurtulmaya çalışıyor. Bu çırpınışın
Amerika’nın gerileme sürecini sona erdirmesi olanaksız. Burada bir gerçeğin
altını çizmeliyim. ABD doları, dünya ticaretindeki kullanılırlığını yitirdikçe
bu gerileme ve çöküş hızlanacak.
Türkiye,
Cumhuriyet döneminde denizcilikle ilgili önemli atılımlar yapıp kayda değer
ilerlemelerde bulundu. Deniz Kuvvetlerimizin büyük bir öngörüyle başlattığı
MİLGEM projesi ülkemize denizlerde üstünlük sağlama yolunda büyük bir adım. Ne
yazık ki ABD piyonu FETÖ’nün Ergenekon, Balyoz… gibi kumpaslarla Deniz
Kuvvetlerini çökertmeye yönelik çabaları bu gelişmeyi önlemek içindi. Ulusumuz,
bu düşman saldırısını elbirliğiyle önledi. Artık denizlerde gelişmemizin önünde
bir engel yok!
Dünyada
en kısa sürede en büyük topraklara yayılan devlet, Cengiz Han’ın Moğol İmparatorluğu’dur.
Bu büyük imparator, devletini kurduğunda “karaların egemeni” anlamına gelen Timuçin olan adını, “denizlerin ve
karaların egemeni” anlamındaki Cengiz
olarak değiştirdi. Yüzyıllar öncesinden denizlere egemen olmanın ülkelerin
gelişip var olmasında ne denli önemli olduğunu göstermesi açısından ufuk açıcı
bir örnektir bu.
Tevfik
Kadan, ilk kitabıyla düşünce dünyasına yeni bir soluk kattı. Kitaplarının çoğalmasıdır
en büyük dileğim. Yolun açık olsun kardeşim, selametle…
Adil
Hacıömeroğlu
17
Temmuz 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder