Dünyanın
neresinde yaşarsa yaşasın her birey, kendi olanakları içinde başarılı olmak
ister. Bu, insanın vazgeçilmez bir yaşam savaşımı ve amacı. Kişinin başarılı
olma amacı olmasaydı uygarlık gelişmez, insanlık yerinde sayardı. İnsanoğlunu
hem bireysel hem de toplumsal olarak geliştiren şey, onun ilerleme amacı. Bu
amacın gerçekleşmesine de başarılı olmak, diyoruz.
Başarı
kişiden kişiye, toplumdan topluma, dönemden döneme, yaşanan ortama göre
değişir. Birine göre başarı olan bir şey, bir başkasına göre büyük başarısızlık
sayılabilir. Başarı, yaşamın birçok alanında olabilir. Bunun belli bir ölçütü
yok! Çoğu zaman başarı, kimi kişi ve topluma göre göreceli bir kavram. Ancak
bireylerin ve toplumların bazı başarılar konusunda ortak kabulleri de var.
Başarı,
bir işi alışılagelenden daha iyi yapmak, kişinin kendini geliştirmesidir
diyebiliriz. Genel olarak tanımlarsak bu sözcüğü, kişinin ya da toplumun önüne
koyduğu hedefe ulaşması ya da istenen bir biçimde bitirmesidir. Kişinin
belirlenen hedefe ulaşması, ona kişisel bir doyum da sağlar. Bu, insanları mutlu
eder. Ona özgüven kazandırıp erinç verir. Ayrıca hedefini yükseltir, başarma isteğini artırır. Bu, başarılı bireye
iyi yolda ilerleme olanağı verir.
İnsanların
kişisel doyumu, yeni başarılar için zorunlu gereklilik. Yaptığı işte doyuma
ulaşan kişi, yeni işler yapmak ve yeni sorumluluklar almak için daha gönülden
davranır. Bu durum onun iş yapma, çalışma, üretme, toplumun gelişimi ve
uygarlığın ilerlemesi için katkı yapmasının yolunu açar.
Her
türlü başarıya ulaşmak için kişinin öncelikle bağımsız ve özgür düşünmesi
gerek. Bağımsız ve özgür düşünmek, insanın kendi olmasını sağladığı gibi onu geleneksel
kalıplardan da kurtarır. Son yılların yaygın söyleyişiyle kişi, mahalle
baskısından kurtulduğunda düşünsel özgürlüğüne kavuşur. Düşünsel özgürlük,
bireyde bağımsız merak duygusunu uyandırır. Böylece o, özgün düşünceler
geliştirir. Bu da ona araştırıcı bir kimlik, beceri kazandırır. Merak duygusu
inanların bir şeyler yapma, farklı varlıkları tanıma, bilinmeyeni öğrenme, yeni
şeyleri bulma isteği oluşturur. Bu nedenle merak duygusu başarmanın itici
gücüdür diyebiliriz.
Başarının
en temel öğesi, yaratıcılık... Yaratıcılık, insanın doğasında olan bir nitelik...
Ne yazık ki çoğu kişi, içindeki yaratıcılık özelliğini keşfedemez. Hatta
kimilerinde bu özellik törpülenir kendisi ve çevresindekilerle. Bu da onu bir
şey yapamaz duruma getirir. Kişi, öncelikle kendi yeteneklerini iyi bilmeli.
Aslında insan çok üstün yetenekle dünyaya gelir. Bu yetenekse onun benzersiz
usudur. Us gücünün üstünde başka bir gücü yok insanoğlunun. Bu nedenle usçu
düşüncenin kişiye egemen olması gerek.
Usçu düşünce, uygarlığın gelişmesinin de motor gücünü oluşturur. Bu
nedenle usçuluktan ayrılmak toplumsal kargaşaya, geriliğe, bilim ve yenilik
karşıtlığına, uygarlığa, buluşlara düşmanlığa varmakta.
Yaratıcılık,
özgür ve bağımsız düşünceyle birleştiğinde başarı kaçınılmazdır. Doğal olarak
bunun özgüven, amaç, ülkü ve hedeflerle desteklenmesi gerek. Kişi başarıya
giden yolda öncelikle amaç, ülkü ve hedef sahibi olmalı. Eğer ulaşacağınız bir
hedefiniz yoksa başarınız da olmaz. Bu nedenle başarmak için hedef belirleyip ona
ulaşmaya, amacımızı gerçekleştirmeye odaklanmalı. İnsan istese başarır.
Başarının açkısı bizim elimizde.
Adil
Hacıömeroğlu
22
Eylül 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder