Ekran
bağımlılığı, insanların yaşamlarının her alanında belirleyici oluyor. Ünlü
olma, çok fazla beğeni toplayıp tıklanma sayısını artırma takıntısıyla akla
hayale gelmeyecek işler yapılıyor sosyal medyada. Bunların çoğu ipe sapa gelmez
mantık dışı paylaşımlar. İnsan sormadan edemiyor: Bir kişi, akla mantığa uymaz
ve çoğu zaman çok sıradan olan görüntüleri niye izler, sonrasında da beğenip paylaşır?
Paylaşım
çılgınlığı, paylaşımlarda farklı olma isteği öylesine yaygınlaştı ki toplumun
gelenekleri, kişilerin birbirine saygısı, aktöre gerektiren ilişkiler hiçe
sayılıyor. Bu da kişisel ve toplumsal ilişkilerde, özellikle de aile
birlikteliğinin sürmesinde onulmaz yaralar açmakta. Beğeni alıp tıklanma
sayısını artırma isteği, eşler arasında saygı ve güven temelindeki ilişkileri
zedelemekte.
Son
günlerde eşler birbirlerinin kocalarına sarılıp bunun da görüntüsünü çekerek
paylaşıyorlar sosyal medyada. Sarılırken kocalar şaşkınmış gibi davranıyor,
kadınlar ise gülüyor. Bu sarılma işini de son günlerin sosyal akımı durumuna
getirmeye çalışıyorlar. Tamam, iki çift böyle bir saçmalık yaptı diyelim. Neden
“Saçma!” deyip geçmiyoruz. Binlerce kişi bu görüntüleri niye beğenip
paylaşıyor? Böylece bu saçmalığın yayılmasının yolunu açıyor. Toplumu bu tür
gereksiz işlerle niye meşgul ediyorlar?
Toplumumuzda
hızlı ilerleyen bir sıradanlaşma var. Bu sıradanlaşma çoğu zaman bayağılaşmaya
dönüşüyor. Çoğu kişi, başkalarının ilgisini çekmek ve sosyal medyada beğeni
almak için çabalamakta ne yazık ki.
Yine
sosyal medyada izlediğim saçma sapan bir görüntüden söz edeceğim. Gençler, güya
topluca namaz kılıyorlar kızlı erkekli. Kiminin ağzında sigaraları da var. Secdeye
vardıklarında birden orta yerde dizlerinin üstünde duran biri, yüzükoyun
uzanıyor yere. Ölmüş gibi yapıyor. Sonra ikincisi aynı davranışta bulunuyor.
Arkadaki iki kız birbirine sarılıyor. Toplumun değerleri ve inançlarıyla bu
denli dalga geçme, onları kendilerince gülmece konusu yapma düşüncesi nereden
kaynaklanıyor?
İzlenme
oranını artırmak, beğenileri çoğaltmak için halkın inanç ve değerlerini
böylesine hiçe saymak bugüne kadar şeytanın bile aklına gelmemiştir. Bu kişiler,
kendilerince izleyenleri güldürmeye çalışıyor. Bir güldürünün yaratıcısı,
öncüsü olmayı deniyorlar kendilerince.
Sosyal
medya, toplumumuzun mizah anlayışını değiştiriyor. Sıradan, eskilerin “eşek
şakası” dediklerinin bile gerisinde bir güldürü anlayışı yerleşti toplumumuza. Bu
durum; toplumumuzun geldiği bilgisizliğin, zevksizliğin, bayağılaşmanın, üretken
olamayışının düzeyini göstermesi bakımından çok üzücü.
Mizah,
zeki insanların yapacağı bir şey… Üretkenlik, yaratıcılık gerektirir. Yapılan
mizah, sıradan olmamalı. Toplumun ilerisinde olmalı. İnsanlar, değerler ve
inançlar mizah konusu yapılmamalı.
Yukarıdaki
iki örnek; toplumsal çürümenin, kokuşmanın doruğu sayılabilir. Bu çürüme ve kokuşmayı
önlemek hepimizin görevi. Hiçbir toplum çürüyüp kokuşmuş bir bataklıkta
yaşamını sürdüremez.
Sosyal
medya ve ekran bağımlılığı; aileyi dağıtmak için elinden geleni yapıyor. Aile dağılınca
toplum bir bütün olarak kalabilir mi? Toplumsal çözülmeyle ne ulus kalır ne de
yurt. Her şey sabun köpüğü olup uçar gider elimizden.
Adil
Hacıömeroğlu
11
Şubat 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder