16.
Kocaeli Kitap Fuarı 3-11 Ekim 2026 tarihleri arasında yapıldı. 8 Ekim günü, Kaynak
Yayınları’ndan çıkan “Çocuklarımız Geleceğimiz Değil mi?” kitabımı imzalamak
için yayınevinin standında yerimi aldım okuyucularımla buluşmak için. İstanbul
dışında katıldığım ilk imza günümdü Kocaeli. Bu nedenle benim için çok
önemliydi buraya katılmam. Çünkü İstanbul’daki imza günlerim ve söyleşilerimde
tanıdıklarım çoktu. Oysa burada tanımadığım, yaşamımda ilk kez göreceğim
kişilerle tanışma olanağı bulacaktım.
Kitap
Fuarı’na gitmek için önceden tren biletimi ayarladım. 8 Ekim sabahı erkenden
uyandım. Kahvaltı, sakal tıraşı, duş, giyinme… Derken zaman hızla akıp gitti.
Trene zamanında yetiştim. Yol boyunca kitap okudum. İzmit’e vardım kaşla göz
arasında. Fuara nasıl gideceğimi sordum buradaki görevlilere. Onlar hemen
karşıdan geçmekte olan tramvayı gösterdiler. Zaman geçirmeden gittim durağa.
Burada fuara giden kişilerle tanıştık. Onlarla bindim tramvaya. Yol boyunca söyleştik.
Kongre Merkezi durağında inip yürüdük birlikte kitaplarla ilgili konuşarak.
İçeri girince vedalaştık bu yeni dostlarla.
Kaynak
Yayınları’nın yerini çok aramadım, elimle koymuşum gibi buldum yayınevimi.
Celal Demirel ve Mesut Barış her zamanki sıcaklıklarıyla beni gülerek
karşıladılar. Birden kitapların sıcaklığına dost yüreklerinden taşan güney
yellerinin esintisi karıştı ve sımsıcak bir ortam oluştu. Yerime oturur oturmaz
yıllardır tanıdığı değerli dostum Mesut, çayımı getirdi kaşla göz arasında. Benim
çaysız yapamadığımı bildiğinden çayı hazır etmiş önceden. Çayı demleme
zamanlaması olağanüstü… Çayımdan ilk yudumu alırken genç biri geldi yanıma
gülümseyerek. Tanıştık. TGB’li Arda Gökçe bu genç arkadaşımız. Onunla tanışınca
gençlik odu yandı yüreğimde. TGB’lilerin en büyük özelliği yurdu, ulusu, inandıkları
düşünce ve ülküleri için özverili olmaları. Aynı özveriyi dostları için de
göstermekteler. Ardından TGB’lilerden Fırat Bulut ve Berat Karaboğa ile de tanıştık.
Bu gençlerin hepsinin yüreklerinde yurt sevgisinin odu yanmakta alev alev.
8
Ekim Perşembe günü iyi geçti. Çok sayıda kitap imzaladım okuyucularıma. Onlarla
tanışıp söyleşme olanağı buldum. Fuara gelenler genellikle öğrencilerdi. Öğrenciler
neyi alacaklarını, hangi kitabı okuyacaklarını genellikle bilmiyor. Bu konuda
bilinçlenmeleri zorunlu. Bu da onların kitap okumasıyla olacak. Bir de
öğretmenler ve aileler çocuklarla kitap üzerine söyleşmeli. Bu da çocukların kitap
konusunda bilinçlenmelerine katkı yapar. Ancak öncelikle anneler, babalar ve
öğretmenler de sıkı kitap okuyucusu olmaları gerek. Öğrenciler, genellikle daha
önce okudukları kitapların adını bilmiyor. Bu, önemli bir sorun. Bu sorunun
üzerinde durulmalı.
Zaman
sur gibi akıyordu. Kaynak Yayınları’nın yöneticisi Celal Demirel, pazar günü
kitap imzalamaya gelip gelemeyeceğimi sordu. Yemyeşil bakan gözleriyle “gel”
diyordu bana. Onu kırmadım. Geleceğimi söyledim.
Akşam
oldu. İstanbul’a döneceğim trenin saati yaklaştı. İçimde kitap coşkusunun
oluşturduğu buruk bir sevinçle ayrıldım dostlarımdan pazar günü buluşmak üzere.
Tramvaya yürüdüm hızlı adımlarla. Garda inip öncelikle pazar günü için gidiş dönüş
biletlerimi ayarladım. Çok geçmeden tren geldi, binip İstanbul’un yolunu
tuttum.
11
Ekim 2026 Pazar günü yeniden gittim Kocaeli Kitap Fuarı’na. Yine Celal’le Mesut’un
gülen gözleriyle karşılaştım. Yine çayımı hemen elime tutuşturdu Mesut. Kısa
bir hoşbeşten sonra kitabımı imzalamak üzere yerimi aldım. Yeni insanlarla
tanışıp dostluklar kurdum. Trenden inerken tanıştığım yerdeşlerim Öykücü Nehar
Çakır Ordu ve Şair Nurgül Uçar’ın kitap imzalatmaya gelmeleri büyük bir
incelikti.
Ülkemizde
bilinçli bir okuyucu kitlesi var. Kitap sevisiyle yanıp tutuşanlar çok. Ancak
yurttaşlarımızın kitap okumasını engelleyen en önemli etken ekonomik yetersizlik.
Çoğu kişi, birden çok kitap almak istiyor, ancak cebindeki para yeterli
olmuyor. Gerçi çoğu kişi ödemelerini kredi kartıyla yapıp borçlanıyor. Yine de
hesaplı davranmak zorundalar. Kitap okuyucusunun çoğu, ekonomik sıkıntı
yüzünden ekmeğinden kesip kitap alıyor. Ülkemizin ekonomisini mahvedenler,
insanımızı bir dilim ekmeğe muhtaç bırakanlar ulusumuzu kitaptan uzaklaştırmakta.
Bazı kişilerin pahalı bulduğu için okumayı çok istediği kitabı geri bırakırken
içinin yandığını, yüreğinin burkulduğunu, gözlerinin buğulandığını gördüm. Bu
duruma tanıklık ettiğim için benim de için kan ağladı onlarla birlikte, ancak
yapacak bir şey yok!
İstanbul’dan,
büyük zorluklarla Kocaeli’ne gelen çok değerli dostum Zafer Taciye Hanım’a ve Fırat
Bilal’le tanışıp söyleşmemiz beni çok mutlu etti. Ayrıca telefonlarımızı alıp
vererek yeni dostluk köprüleri kurduğumuz yeni arkadaşlarımın gözlerindeki
kitap sevisini hep anımsayacağım.
11
Ekim akşamı sanki çok erken oldu. Zamanın nasıl su gibi akıp gittiğini
anlayamadım. Saate bakınca geç kalmakta olduğumu anladım. Hızla vedalaşıp
trenin yolunu tuttum yorgun ve mutlu. Eve vardığımda içimi bir umut denizi kapladı.
Ülkeme, insanıma umudum bine katlandı. Erinç içinde yatağıma uzanıp umut
düşlerinin koynuna bıraktım kendimi.
Adil
Hacıömeroğlu
12
Ekim 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder