İstanbul’un
Maltepe İlçesindeki Cevizli Mahallesinde zemini de katarsak yedi katlı bir
yapı, 8 Ekim 2026 günü sabahı erken saatlerde kendiliğinden çöktü. Ne yazık ki
beş yurttaşımız yıkıntılar altında can verdi. Bu tür olaylar, ne yazık ki
ülkemizin değişik yerlerinde sık sık yaşanmakta.
Üzülerek
söyleyeyim ki yurdumuzun neresinde olursa olsun yapı çökmelerinin hepsinde
yapılaşmada benzer yanlışlıklar ve denetimsizlik göze çarpmakta. Atalarımız,
deli bile düştüğü çukura iki defa düşmez, demesine karşın biz aynı çukura
defalarca düşüyoruz gözleri kapalı. Peki, niye aynı çukura defalarca düşüyoruz?
İlk
başta şunu belirteyim ki yaşadığımız olaylardan ders çıkarma gibi bir alışkanlığımız
yok! Özellikle ülkemizi ve kentlerimizi yönetenler, olaylardan ders çıkarma
yerine dilsiz, kör ve sağır oluyorlar. Olayların etkisi geçer geçmez aynı
yanlışları yapıyorlar. Çünkü ne yazık ki “ileri demokrasimizde” hesap
sorma/hesap verme gibi bir gelenek oluşmamış.
Demokrasiyi,
milli iradeyi yalnızca sandığa indirgeyen bir siyasal anlayış var ülkemizde ne yazık
ki. Demokrasiler, yapılan olumlu, olumsuz her şeyim hesabının halka verildiği
yönetimler değil mi? Bu nedenle siyasetçi yaptığı olumlu işleri saatlerce,
günlerce, aylarca, hatta yıllarca övüp böbürlenir. Ancak neden olduğu, göz
yumduğu için oluşan yanlışlar için özeleştiri yapma gereği duymaz. Özeleştiri
olmayınca da yanlıştan ders çıkarılmaz. Oysa yapılan yanlışlar, herkes için öğreticidir
ders almasını bilince doğal olarak.
Kentsel
dönüşüm ne yazık ki birkaç yapsatçının doymak bilmez, sınır tanımaz kazanç
istencine bırakılmış durumda. Bu da yapıların yenilenmesinde büyük sorunları
birlikte getiriyor. Yapılaşmaya egemen olan serbest piyasa düzeni, yıllarca
komşuluk yapan kişileri birbirine düşmanlaştırıyor. Komşu, komşunun hakkını
yemek için pusuda bekliyor kentsel dönüşümü nasıl fırsata dönüştürürüm diye. En
yalın bir örnekle anlatalım. Yapının yenilenmesi için yapsatçı bulan komşu,
komisyon alıyor ondan. Yalnızca bu durum bile yapının yenilenmesinin maliyetini
yükseltiyor. Yapsatçıdan başka istekler de oluyor. Ayrıca ülkemizde yapsatçılık
neredeyse yüzde yüz varan bir kazançla çalışan bir sektör.
Kentsel
dönüşüm, serbest piyasa koşullarının egemenliğinde değil, devlet eliyle ada
odaklı olmalı. Toplu konut mantığı içinde ada odaklı yapılacak bir yenileme kentleri
kent durumuna getirir. Ne yazık ki yanlış, plansız, geleceği düşünmeden yapılan
kentsel dönüşüm kentin asıl sorunlarını çözemiyor. Ne yeşil alanlar çoğalıyor,
ne cadde ve sokaklar genişliyor ne sosyal alanlar oluşuyor ne de taşıtlar için
eğlekler[1] yapılabiliyor.
Maltepe’de
yıkılan yedi katlı yapının dört katının kaçak olduğu söylenmekte. Peki, bu kaçak katlar yapılırken belediye
yetkilileri ne yapıyordu?
İstanbul’un
cadde ve sokaklarında gezinen herkes, kaçak katları çıplak gözle kolayca
görebilir. Ancak bu katların yapılmasını önleyecek yetkililer ise bir türlü
göremiyor nedense. Üzülerek söyleyeyim ki ülkemizde yasadışı iş yapmak kural
durumuna getirilmiş. Bunun da nedeni serbest piyasacılık kılıfı…
Yıkılan
yapıdaki kaçak katlar “imar barışından” yararlandı mı? İmar barışı ya da affı
yurttaşımızın canına, malına kastediyor. Yasadışı yapılan işlere af kılıfı
geçirmek devlet yöneticilerinin görevi değil. Yasadışı mal edineni bağışlamak,
yasalara uyarak çalışıp kazanan yurttaşların cezalandırılması değil mi?
İnsanımız,
ihmaller ve siyasetçilerin duyarsızlığı, bilgisizliği, sorumsuzluğu, kişisel
çıkarları öncelemeleri yüzünden can veriyor. Maltepe’deki yapının çökmesi bir
kaza ve doğal afet değil. Tamamen ihmaller zinciriyle yurttaşlarımızın can
güvenliğini koruması gereken kişilerin görevlerini yapmaması yüzünden olan bir
yıkım ve cinayet. Bu yıkımın sorumluları ortaya çıkarılmalı ve en ağır cezalara
çarptırılmalı ibreti âlem için.
Ne
yazık ülkemizde yıllardır işini hakkıyla yapmayan, görevini gereğini yerine
getirmeyenlerin açıkça korunması söz konusu. Bu soygun, ihmal düzeni değişmeli.
Ülkemizin geleceği için serbest piyasa sistemi ivedilikle terk edilmeli, yerine
devletçilik yaşama geçirilmeli. Yoksa bu tür yıkımlarla çok sayıda insanımız
toprağa düşer.
Not:
Yazının iyi anlaşılması için KENTSEL DÖNÜŞMEME https://adiladalet.blogspot.com/2020/11/kentsel-donusmeme.html
başlıklı yazım okunabilir.
Adil
Hacıömeroğlu
10
Ekim 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder