25 Ekim 2009 Pazar

SAĞDUYU

19 Ekim günü Irak’ın kuzeyinden gelen teröristler, ülkemizin gündemini meşgul etmeyi sürdürüyor. Baştan sona kışkırtma kokan bu olay, ulusumuzun engin sağduyusuyla engellenmiş görünüyor.

Peki, kışkırtmanın amacı neydi? Yirmi beş yıldır süren terör, tüm çabalarına karşın Türk - Kürt çatışması yaratamadı. Ulusumuz, halkla teröristi ayrı tutmayı olağanüstü bir beceriyle başardı. Bu nedenle amacına ulaşamayan terör destekçileri, “eve dönüş” adıyla son kışkırtmayı sahnelediler. Niyetleri; bir çatışma ortamı yaratmak, ülkemizi kan gölüne dönüştürmek ve toplumsal çözülüşümüzü hızlandırmaktı. Teröristleri karşılama törenlerindeki sevinç gösterileri, atılan sloganlar, DTP sözcülerince verilen demeçler, basında yer alan yargılama biçimi, hükümet kanadının aymazlığı Türk Ulusu’nun vicdanını derinden yaralamıştır. Bu yolla ulusumuzun değer sistemine, kutsallarına açık bir saldırı ortaya konmuştur.

Avrupa’dan dönecek PKK’lılara da aynı karşılamanın yapılacağı haberleri kamuoyunu infiale sürükleyecek nitelikteydi. İstanbul’da yapılacak böyle bir gösteri, Türk - Kürt çatışmasının fitilini ateşleyebilecek nitelikteydi. Burada belirlenen tarih de ilgi çekicidir, 28 Ekim. Yani Cumhuriyet Bayramının arifesinde, hem Cumhuriyet’e hem de Cumhuriyet’le oluşan ulusal birliğe meydan okuma eylemi. Kısacası en önemli ulusal günümüze terör damgası vurarak Cumhuriyet’ten intikam alma düşüncesi… Ne güzel (!) değil mi? Tüm Cumhuriyet düşmanlarını memnun edecek bir eylem, bir kalkışma, bir karışıklık…

Hükümet kanadı, yapılan hatanın büyüklüğünü ve vahametini fark ederek Avrupa’dan bölücülerin gelişini önledi. AKP yöneticilerine şunu anımsatmalıyım: Aldığınız yüksek oya güvenerek fütursuzca hareket etmemelisiniz. Şunu bilmelisiniz ki bu tür hataları sürdürürseniz; yakanıza ilk yapışacak kişiler, din sömürüsüyle oyunu alarak kandırdığınız kitleler olacaktır. Aldatılmış, ulusal gururu incinmiş insanların öfkesinden yakanızı kurtaramazsınız.

1970’lerdeki kitlesel çatışmacı ortam yeniden sahnelenmek isteniyor. Amaçsa Türkiye’yi zayıflatmak etnik temelde bölünmeye yol açmaktır. Burada hem AKP hem de DTP figüranlar olarak sahne almaktadır. Gerçek aktörler ise ABD ve AB’dir. Yenilmiş ve dağılmakta olan bir terör örgütüne hayat vermektir asıl amaç. Türkiye’yi güçsüz düşürerek BOP’u rahatça uygulayacak bir ortam yaratmaktır niyetleri.

Birkaç sözümüzde DTP’ye olacak. Tarih sayfalarına bakarsanız, ABD’nin dolduruşuna gelenlerin Amerika tarafından nasıl satışa getirildiklerini görürsünüz. Amerika’nın işi bittiğinde, işbirlikçilerini nasıl harcadığını öğrenmek istiyorsanız son elli yılın olaylarına kısaca bakın. Yaptığınız kışkırtmalar en çok Kürtlere zarar verecektir. Bu davranışlarla etnik düşmanlığın tohumlarını ektiğinizin farkında mısınız?

Hem AKP hem de DTP yöneticilerine “El, el için ağlamaz; başına kara bağlamaz.” atasözümüzü anımsatmak isterim. Unutmayalım ki bu topraklardaki acıyı yine bu toprağın insanı birlikte yaşayacaktır. Mutluluk da hepimizin ortak sevinciyle olacaktır. Bu nedenle bölgemiz üzerinde sömürgeci emellerini gerçekleştirmek isteyen emperyalist güçlere bel bağlamayın.

Ulusumuz, emperyalist komplolara karşı uyanık olmalı, etnik çatışma tuzağına düşmemelidir. Irkçı söylemlerin yayılması, dillendirilmesi ulusumuzun birliğine vurulacak en büyük darbedir. Bu tür bir yaklaşım, tam da emperyalistlerle işbirlikçilerinin istediği durumdur.

Ulusumuzun birliğini ve vatanın bölünmezliğini sağlayacak tek şey, Cumhuriyet’in kurucu ideolojisi ve anlayışıdır. Bunun adı da Atatürkçülüktür. Böyle bunalımlı günlerde Atatürk’e o kadar çok gereksinmemiz var ki…

Adil Hacıömeroğlu
25 Ekim 2009

1 yorum:

  1. Bir haftadır ülkemizde yaşanan gerginliğe sakin, yapıcı ve birleştirici mesajlarla büyük bir erdemlilikle yazılmış bir yazı. Bravo diyorum.:))))))

    YanıtlaSil