NATO
zirvesi, 7 Temmuz 2026 Salı günü Ankara’da toplandı. NATO, ABD’nin dünyadaki
çıkarlarını korumak, emperyalist yayılmasını kolaylaştırmak ve onun küresel
egemenliğinin pekiştirmek için kurulan sözde savunma örgütü. Adında “savunma”
sözcüğünün olmasına bakılmasın. Bu sözcük, NATO’nun emperyalist saldırganlığını
örtmek içindir.
Üyelerini,
dış saldırılardan korumak için var güya. Başta Türkiye olmak üzere birçok üye
ülke dış saldırılara uğradı, ne yazık ki bu konuda kılını kıpırdatmadı sözde
savunma örgütü. Üstelik ülkemize karşı olan terör saldırılarının arkasında başta
ABD olmak üzere bazı NATO üyelerinin parmak izi açıkça görüldü.
ABD-İsrail’in
İran karşısında aldığı ağır yenilgiden sonra NATO üyesi ülkelerin bir araya
gelmesi çok ilgi çekici. Vashington yönetimi, İran’a karşı NATO üyelerini
yardıma çağırdıysa da çoğu bu çağrıya uymadı. Üstelik birçok üye ülkede İran’a
savaş açmanın yanlışlığından, haksızlığından söz etti. Bu durum, ABD
egemenliğindeki sözde savunma, özde saldırı örgütünün dağınıklığını göstermesi
açısından önemlidir. Görüldüğü üzere üye ülkeler arasında amaç, anlayış birliği
yok! Üye ülkelerin çoğunun ABD ile çözüm bekleyen güvenlikle ilgili yaşamsal
sorunları var. Ayrıca üyelerin çoğunun ABD egemenliğine karşı çıkışları söz
konusu.
NATO
Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ilk gününde düzenlenen Savunma Sanayi
Forumu’nda Genel Sekreter Mark Rutte’nin konuşması ilgi çekti. Rutte: “Rusya,
ulusal bütçesinin yaklaşık yarısını savaş mekanizmasına ayırıyor. Çin, silahlı
kuvvetlerini modernize etmeye ve nükleer kabiliyetlerini genişletmeye devam
ediyor. Kuzey Kore, nükleer programını genişletiyor ve Rusya’ya tedarik
sağlamayı sürdürüyor. İran’ın nükleer kabiliyetine yönelik son saldırılara
karşın dikkatli olmayı sürdürmeliyiz. Çünkü bu ülkeler giderek daha birlikte
çalışmaya başladılar. Bu, hepimizi endişelendirmeli. Bu zorluklarla mücadele
edebilmek için Transatlantik savunma dönüşümüne, devrimine ihtiyacımız var” demekte.
Ne yazık ki Rutte’nin bu sözlerini Anadolu Ajansı yayımlamıyor. Bu konuşmayı
vermediğinizde Türk kamuoyu bu sözleri öğrenemeyecek mi? Öğrendiğinde Türkiye’nin
ABD çıkarları için yeni maceralara sürükleneceğini anlayamayacak mı?
Rutte,
konuşmasında açıkça NATO’nun yeni düşmanlarını açıkladı. Bu düşmanlar: Çin,
Rusya, Kuzey Kore ve İran… Yani ABD-İsrail’in düşmanları üye ülkelerin düşmanları
olarak gösterildi. Düşman stratejisini birçok üyenin kabul etmesi olanaksız.
Zaten yaşamın gerçekleri, bu düşman saptamasını reddeder.
Gelelim
bizi ilgilendiren asıl konuya. Türkiye, Rutte’nin NATO’nun yeni düşman
saptamasını onaylıyor mu? Bu düşmanlar, ABD ve İsrail’in düşmanları değil mi?
İran’a düşmanlık yaparak Filistin davası savunulabilir mi? Filistin destekçisi
ülkeleri düşmanlaştırarak Batı Şeria ve Gazze’de akan Filistinlilerin kanı
durdurulabilir mi? NATO’nun ABD çıkarlarını, İsrail’in varlığını ve yayılmasını
sağlayacak yeni düşmanlar stratejisini Türkiye onaylarsa bu, İsrail’le açık bir
işbirliği sayılmaz mı?
Öncelikle
söyleyeyim ki Türkiye’ye en büyük güvenlik tehdidi ABD’den gelmekte. Ülkemize
karşı yıkıcı, bölücü eylemleri yapan birçok terör örgütünü var edip destekledi
yıllarca. Yurdumuzun bölünmesi için elinden geleni yaptı, bundan sonra da
yapacak. Zaten bu niyetlerini ABD sözcüleri asla saklamıyor. Vashington
yönetiminin ulus devletleri yok etme hedefi hâlâ yürürlükte. Bu emperyalist
amaçtan vazgeçmesi söz konusu bile değil sözde müttefikimizin.
İsrail’in
Türkiye hakkındaki düşmanlık dolu niyetlerini her fırsatta açıklıyor Siyonist
yönetim. Güçlü bir Türkiye, Tel Aviv’in bölgesel varlığını, yayılmasını tehlikeye
düşürdüğünü sağır sultan biliyor. Ancak bunu ne yazık ki AKP hükümeti bir tülü
anlayamıyor. Türk kamuoyunun ve özellikle kendi seçmeninin gözünü boyamak için
birtakım hamasi söylemler, gerçekleri gizleyemiyor.
1898’de
Alman İmparatoru Wilhelm, Padişah II. Abdülhamit’in konuğu olarak İstanbul’a
geldiğinde Osmanlı Devleti bütçesinin onda birini harcamıştı karşılama için.
Sokaktaki dilenciler bile toplanıp saklanmıştı konuğa ülkemizi iyi ve güzel göstermek
için. Sanki konuk bilmiyordu İstanbul’un durumunu. Bu karşılamanın bedeli
ülkemize çok ağır oldu. Bunu kanımız, canımız ve malımızla ödedik.
Amerikan
6. Filosu, İstanbul’a 1967, 68 ve 69 yıllarında üç kez geldi. Bu gelişlerinde
dönemin iktidarı, Karaköy’deki genelevinin duvarlarını bile beyaza boyattırdı. 1968’de,
devrimci yurtsever gençler ABD askerlerini denize döktü. 16 Şubat 1969’da 6.
Filo’nun gelişini protesto için Taksim Meydanı’ndaki gösterilere sağ görüşlü
gençler saldırdı. Kanlı Pazar dediğimiz bir kıyım yaşandı o gün. Kanlı Pazar
niye mi oldu? ABD’nin çıkarlarını savunmak için…
7
Temmuz 2026’da NATO Zirvesi öncesi Ankara’daki yoksulluk, kentin çirkinlikleri
saklandı. Devlet dairelerinin çoğu dinlenceye girdi. Gösteriler yasak… NATO,
ABD ve İsrail’e bir çift söz eden gözaltına alınıyor. Niçin bu göz boyama?
Trump,
günlerdir R. Tayyip Erdoğan’ı övmekte. AKP yandaşı basın yayın organları, bu
övgüler karşısında kanatlanıp uçacaklar sanki. Aralarından bir de çıkıp da: “Düşman,
ülkemizin cumhurbaşkanını niye bu denli över?” diye sormuyor. Trump, bu
övgüleri bedava yapmıyor, vardır bir karşılığı. Türkiye’den, İsrail çıkarları
için önemli bir şey isteyeceği belli. Türkiye’ye uzatılan havuçlara dikkat! O
havuçların içi zehir dolu… Evet… Düğün değil, bayram değil bu Trump niye
Erdoğan’a bu övgüleri yapıyor? Bu övgüler, alınacak ödünler için…
Emperyalizme
karşı verilen tarihin ilk kurtuluş savaşının merkezi ve ezilenlerin umudu olan Ankara,
şimdi ezilen ülkelerin başına yeni çoraplar örmek için NATO zirvesine ev sahipliği
yapıyor. Trump Efendi, Anıtkabir’e gitmemiş. Niye gitsin ki? Mozolenin önüne
gittiğinde altına kaçırır. Pedofili suçlamalarıyla anılan birinin, Türk ve
dünya çocuklarına bayram armağan eden bir kahramanın karşısında ne işi var?
Düşünce, duygu ve varlığıyla Anıtkabir’i kirletmesin yeter.
Adil
Hacıömeroğlu
8
Temmuz 2026