Bugünkü
yazımızın konusu, Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı… Onlara basınımız,
halkımızın büyük bölümü “Filenin Sultanları” adını verdi. Ancak oyuncularımız
kendilerini “Atatürk’ün Kızları” olarak tanımlamakta.
Kazandıkları
her karşılaşmadan sonra oyuncularımızın basına yaptıkları açıklamalarda hep
Atatürk vurgusunun olması çok ilgi çekici ve gurur verici. Onlar, bir kadın
olarak sporcu olmalarını Atatürk’ün büyük devrimine bağlıyorlar. Kendilerini bu
konuda Atatürk’e borçlu görüyorlar. Cumhuriyet vurguları ise görülmeye değer…
Onlar, Atatürk ve Cumhuriyet’e uzaktan bakmıyor, kadınlarımız için altın
değerindeki bu toplumsal dönüşümü yaşıyorlar her şeyleriyle. Onlara spor yapma,
dünya çapında voleybol oyuncusu olma yolunu Atatürk’ün açtığının çok
farkındalar. Cumhuriyet değerlerini bu denli içselleştiren bir oyuncu kümesinin
başarılı olmasının önünde hiçbir engel yok!
Kadın
Voleybol Milli Takımımız zaferden zafere koşuyor yıllardır. Her yıl, kendini
biraz daha geliştirerek başarı yolunda ilerliyor. Her geçen zamanda yeni yıldız
oyuncular yetiştiriliyor. Milli takımı besleyen kulüp takımlarını bu sistemli,
planlı, uzun vadeli çalışmaları için kutlamak gerek. Üreterek kazanıyor
voleybol kulüplerimiz ve milli takımımız. Bu örnek bile yaşamın her alanında
üretmenin ne denli yararlı olduğunu göstermekte. Üretmek yerine, hazırcılıkla
günü kurtaramaya çalışan siyasetçilere, devlet ve belediye yöneticilerine,
futbol kulüplerine örnek olsun Atatürk’ün kızları.
Voleybolcu
kızlar, Atatürk’ün sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, özdeyişini de yaşama
geçiriyor. Yalnızca bedenlerini değil; düşüncelerini, ulusal duygularını,
uslarını, ulusa karşı sorumluluklarını, bilinçlerini de geliştirmişler.
Konuşmaları, davranışları topluma ve özellikle çocuklara örnek oluşturuyor.
Hepsi halk çocukları… Geldikleri yeri de ulaştıkları noktayı da çok iyi
bilmekteler. Ne bir şımarıklık, böbürlenme ne de insanlara tepeden bakma var. Onlar
başardıkça alçakgönüllülükleri artıyor. Başak olgunlaştıkça başını aşağı salar,
atasözünü adeta kanıtlıyorlar her karşılaşmadan sonra. İşte, Cumhuriyet’imizin yetiştirmeyi
amaçladığı insan tipi Atatürk’ün kızlarında vücut buluyor.
Kadın
voleybolcularımız, final maçını kazandıktan sonra kupa ve madalya töreninde
İstiklal Marşı’mızı okuyor. Ben de onlarla ayağa kalkıyorum. Kızların nerdeyse
hepsi gözyaşlarına boğuluyor. Ben de tutamıyorum gözyaşlarımı. Neden dersiniz?
Çünkü onlar giydikleri formanın hangi tarihsel süreçlerden geçip onların
sırtında terleriyle ıslandığının ayırdındalar. Kim bilir tarihimizin hangi
kadın kahramanını ya da Kurtuluş Savaşı’mızın hangi dönüm noktasını
düşlüyorlar. Hele 85 milyon insanın sorumluluğu yüreklerinde bir başka yük.
Dünyada hangi işi yaparsan yap, o işi içselleştireceksin. Başarının sırrı bu
olsa gerek.
Takımımıza
sonradan katılan iki oyuncuyu anmadan geçmek olmaz. İkisi de de ulusumuzun
gönlüne taht kurmuş bizden biri. Bu ulusun kızları… Birincisi Melissa Teresa
Vargas Abreu… Küba’da doğup büyümüş. Sonrasında ülkemize gelmiş, yurttaşımız
olmuş. Terini son damlasına dek giydiği forma için akıtmakta. Her smaç için
havaya sıçradığında 86 milyon da onunla filenin üzerine sıçrıyor. Maç
sonrasında formasındaki bayrağımızı öpüşü ise bizleri duygu seline boğuyor. Vargas,
ben bir Türk kızıyım, diyerek ait olduğu yeri herkese anlatıyor.
İkincisi
ise Vargas’tan sonra bize katılıp güç verdi. Sinead Jack Kısal, Trinidad ve
Tobago asıllı bir Türk voleybolcu. Tobaga’yı son zamanlarda tütün dükkânlarında
görüp öğrendik. Bu sözcük, tütün demek. Voleybolcumuz Murathan Kısal ile
evlendi ve Türk oldu. Kısal, İstiklal Marşı’mızı ezberledi ilk olarak.
Marşımızı söylerken gözyaşlarına boğuluyor. Onun “Burada doğmamış olsam da
kendimi Türkiye’nin bir parçası gibi hissediyorum. Ben Türk’üm” sözleri hiçbir
yorumu gerektirmiyor. Bizimle yazgı, ülkü, amaç birliği yapanla birlikteyiz
yaşam yolunda ayrım gayrım yapmadan. İşte, biz bunun için büyük ulusuz. Atatürk
“Ne mutlu Türk’ün diyene!” sözüyle Türk yurttaşı olmanın nasıl olacağını yıllar
önce bize söyledi.
2026
FIVB Kadınlar Voleybol Milletler Ligi yapıldı 3 Haziran -26 Temmuz tarihleri
arasında. Atatürk’ün Kızları, 26 Temmuz 2026 günü Çin’de yapılan final maçını
kazanarak bu kupanın ikinci kez sahibi oldu. Ulus olarak çok sevindik, gururlandık.
6 Eylül 2026 Pazar günü ise bu kez Avrupa şampiyonu oldular. Karşımızda İtalya
vardı. 2-1 öndeydi rakibimiz. Maçı yitirmek üzereydik. Kaptanımız Eda Erdem
Dündar’ın unutulmaz konuşması diriltti takımımızı. Kaptan gemiyi kurtardı,
kupaya uzandı.
Yaz
başında yapılan dünya kupası finallerinde en çok konuşulan futbolcuların
alacakları para ve bir dinlence yerinde onlara söz verilen yazlıklardı. Ne yazık
ki ne para ne de yazlık evler bir işe yaradı. Kamuoyunun yüksek beklentisi
yerle yeksan oldu. Her maçımızda ekranlara kilitlenen yurttaşlarımız düş
kırıklığına uğradı.
Bir
şampiyona öncesi Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ,
kaptan Eda Erdem Dündar’a: “Ne istersiniz, dileyin bizden! Prim, ödül, ne
istiyorsunuz bizden?” diye sordu. Dündar: “Atatürk’ün sporcu kızları, ülkesi
adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz. Ne prim ister ne özel bir
şey… 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter” diyerek yanıtladı onu. Bu
duruş; cepheden cepheye koşarak bağımsızlık için canı pahasına savaşıp devletin
madalyasını ve hak ettiği aylığı almayan Kara Fatmaların, İpsiz Receplerin
duruşudur. Mustafa Kemal’in askerleri gibi kızları da yurdu için çalışmayı
özverili bir görev bilir. Bunun karşılığının ne olacağını düşünmezler bile. Onlar,
ulusal bir görevi para için değil, yürekleriyle yapan sporcular. Hepsi tıpkı Mehmetçik
gibi karşılıksız veriyor emeğini yurdu için.
Atatürk’ün
Kızları hem takım arkadaşlarıyla hem de 86 milyon insanımızla biz olduğu için
kazanıyor. Çünkü birlikten kuvvet doğuyor. Biz olamayıp ben-sen olanlar kazanmıyor.
Atatürk:
Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda akıllısını severim” özdeyişini sanki
kadın voleybolcularımız için söyledi. Onlar sporu para için değil de
yurttaşlarını mutlu etmek için yaptıklarını söyleyerek bu özdeyişi yaşama
geçirdiler örnek kişiler olarak. Çok sağ olun çok, bizi çok gururlandırdınız
Atatürk’ün Kızları.
Adil
Hacıömeroğlu
8
Eylül 2026