Biz
öğrenciyken okullarda test türü sınav yapılmazdı. İlk ciddi test türü sınavla
1976’da girdiğim ÖSS’de karşılaştım. Test olmasına karşın bilgi, yorum ve genel
yetenek soruları ağırlıktaydı. Okullarda test yapmak hiçbir öğretmenimizin
usundan geçmezdi. Yazılı sınavlarda sorular sorulur, öğrenciler de bilgilerini
yorumlarıyla harmanlayarak yanıtlardı bunları. Sözlü sınavlar da yazılıların
benzeriydi.
Ülkemizde
en çok değiştirilip siyasallaştırılan alan eğitimdir ne yazık ki. Hükümet olan
her siyasal parti, halkımızın büyük çoğunluğunca kabul gören “Okula, kışlaya,
camiye siyaset girmemeli.” sözünün tam tersini yaparak bu üç yere de el
atmıştır nedense. Bu da politikadan uzak tutulması gereken bu üç alanı aşındırmış,
amacından saptırıp yozlaştırmıştır.
Eğitim
alanında ne yazık ki özgün izlenceler geliştirilmemiştir uzun yıllardır. Daha
çok ABD’den alınan birtakım uygulamalar, ülkemize getirildi. Neredeyse hepsi,
ülkemiz koşullarına uygun değildi ve başarısızlıkları kaçınılmaz oldu. Bu nedenle
eğitim sistemindeki uygulamalar, sistemler, ülkelerin gereksiniminden doğmalı
ve ulusal nitelikleri göz ardı edilmemeli.
Öncelikle
merkezi sınav sistemleriyle yerleşti teste dayalı sınavlar. Sonrasında öğrencileri,
LGS ve ÖSS’ye hazırlıyoruz diyerek okullar da sık sık testlere başvurdular.
Yazılı sınavlar, neredeyse unutuldu. Testlerin eğitim sistemine yerleşmesiyle öğrencilerde
kolaycılık gelişti. Birçok öğrenci iki satır yazı yazmaya üşenmeye başladı.
Böylece eller kalem tutmamaya başladı. Böylece beyinle el arasındaki düşünsel
bağ koptu birçok kişide. Ne yazık ki öğrencilerin çoğu, yazmaktan nefret
etmekte.
Testlerin
okul sistemine yerleşmesiyle öğrenciler ezberciliğe yöneldi. Ezbercilik,
onların üretkenliğini, yaratıcı düşünmelerini, yorumlama yeteneklerini, karşılaştırmalı
öğrenmelerini engelledi. Ayrıca özgün düşünmek, eğitim sistemimizden dışlandı.
Bunlar olmayınca öğrenciler, papağan gibi ezberledikleri kalıpları yinelemeye
başladı. Bu durumun onların zekâ gelişimini engellediğini de söyleyebiliriz. Ne
yazık ki test sistemi, okulların eğitim ve öğretim kurumu olmalarını bir yana
koyarak belli kalıplara sıkıştırılmış ezber bilgilerin yinelendiği yerler oldu.
Bu da yetenekli, birikimli, üretken öğrenci örneklerinin azalmasına yol açtı.
Teste
dayalı sınavlarda seçenekler sıralanmakta yanıtlanmak için. Bunlardan doğru
olanını bulmak için gözler hep kayıyor ekranlardaki gibi. Testlerde el, az
işleyip göz daha çok odaklanıyor soruların üzerine. Bir soru, yaklaşık bir dakikada
çözülmekte. Sorulara uzun zaman harcamak söz konusu olamaz. Çünkü bu tür
sınavlar zamana karşı bir yarış. Soruları çabucak yapmak gerek. Geniş açılı bir
düşünüş söz konusu değil. Kısıtlı bir zamanda yapmak gerekiyor her şeyi. Uzun
uzadıya düşünüp soruyla ilişkili farklı konuları ussal süzgeçten geçirme
olasılığı da yok!
İlkokulun
birinci sınıfına yazılan bir öğrencinin ailesinde hemen sınav telaşı başlıyor.
Çocuk okuryazar olur olmaz veliler, öğretmenlerden test kitabı önerileri
istemekte. Sınıflar ilerledikçe velilerde çocuklarına test çözdürme isteği
çılgınlığa dönüşmekte. Her sınıfta öğrenciler arasında bir yarış başlıyor. Yarış
giderek okulun tümüne yayılıyor. Sınav zamanı gelince de ülke çapında bir
yarışta ipi göğüslemek için insanlar güçlerinin üstünde bir emek harcıyor.
Ekranlarda
oynanan oyunlarda da bir yarış var. Kazanma isteği, dizginlenemez bir duruma
dönüşmekte. Bu oyunlarda ne işe yaradığı ya da yarayacağı belli olamayan puanlar
veriliyor oynayanlara. Çocuklar, her oyunda yüksek puanlar alarak herkesi geçip
birinci olmak istemekte. İzlenen kısa videolarda da gözleri ekrandan ayırmadan
odaklanmak söz konusu. Çünkü izlenen görüntüler çok kısa tıpkı testlerdeki
sorular gibi.
Test
çözmeye alışmış, bu sınavlara koşullanmış çocuk ve gençlerin ekranı çekici
görmeleri olağanlaşıyor bu nedenle. Çünkü ekranlarda da uzun uzadıya düşünme
söz konusu değil. Çocukların ekranlarda izledikleri görüntüler çok kısa.
Bunları sorgulama, farklı seçenekler düşünme olanağı olmuyor. Sanal dünyadaki
oyunlar da çok kısa ve kalıplanmış bir düzen içinde. Ayrıca bir öğrenci, benzer
oyunları, aynı kalıp içinde defalarca oynayabilmekte. Bundan da anlaşılıyor ki
burada da bir ezbercilik ve sürekli aynı şeyleri yinelemek siz konusu. Buradan
hareketle teste dayalı sınav sisteminin ekran bağımlılığın etkili olduğunu
söyleyebiliriz.
Test
sınavlarıyla ezberciliğin tutsağı olmuş çocuklar, yaşamdan kopuyor. Doğayla
ilişkileri neredeyse yok! Gözlem yapmaları çok zor. Araştırma ve inceleme hak
getire… Onları yaşamdan kopararak yaşama hazırlamaya çalışıyoruz. Böyle olunca
da ekran bağımlılığı ve yanı sıra onlarca sorunla karşılaşıyoruz.
Eğitim
sistemi baştan aşağı gözden geçirilmeli. Siyasetçiler başta olmak üzere birtakım
yeteneksizler, ellerini okullardan çekmeli. Eğitim ve öğrenciler, küçük siyasal
çıkarlara feda edilmemeli. Aslında feda edilen ülkemizin geleceği.
Adil
Hacıömeroğlu
2
Nisan 2026