Ülkemizin
tarihinde bazı dönemeçler vardır. Bu dönemeçler zor da olsa halkın dayanışması,
birlikteliğiyle geçilip düze çıkar ulus. Bu dönemeçlerden biri de Erzurum
Kongresi’dir.
Atatürk,
19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. O, 28 Mayıs 1919 Çarşamba günü Havza Genelgesi’ni
yayımlar. Bu genelge, direnişi tüm dünyaya ve halkımıza bildiren ilk haykırıştır.
Ardından 21-22 Haziran 1919 günü Amasya Genelgesi kaleme alınır. Genelge, 22
Haziran günü tüm valiliklere telgrafla bildirilir. Sıra halkın geniş kesimlerinin
temsilcileriyle katılacağı kongrelere gelmiştir. 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi
toplanır. Burada sözü, Büyük Kurtarıcı’ya verelim.
“Efendiler,
malumu alileri olduğu üzere, Erzurum Kongresi 1919 senesi Temmuz’unun 23. günü,
pek mütevazı bir mektep salonunda toplandı. İlk günü, beni riyasete seçtiler.
Kongre heyetini vaziyet ve bir dereceye kadar görüş hakkında aydınlatmak için
vuku bulan beyanatımda:
Tarih
ve hadiselerin sevkiyle, bilfiil içine düştüğümüz kanlı ve kara tehlikeleri
görmeyecek ve bundan heyecanlanmayacak hiçbir vatanperverin tasavvur
edilemeyeceğine işaret ettim. Mütareke hükümlerine muhalif olarak yapılan
tecavüz ve işgallerden bahsettim. Tarihin, bir milletin varlığını ve hakkını hiçbir
zaman inkâr edemeyeceğini, dolayısıyla vatanımız, milletimiz aleyhinde verilen
hükümlerin muhakkak iflasa mahkûm olduğunu söyledim.
Vatan
ve milletin mukaddesatını kurtarmak ve himaye hususunda, son sözü söyleyecek ve
bunun hükmünü tatbik ettirecek kuvvetin, bütün vatanda bir elektrik şebekesi
haline girmiş olan milli cereyanın kahramanlık ruhu olduğunu ifade ettim. (Gazi
Mustafa Kemal, Nutuk, Kaynak Yayınları, Üçüncü Basım: Kasım 2016, s. 72)”
Atatürk, bu konuşmasında vatan ve milletin kutsal olduğunu önemle vurgulamakta.
Ülkemizin içinde bulunduğu tehlikeli durumu nedenlerini açıkça dile getirdi. “Milli
cereyan” sözüyle ulusal birliğin kurtuluş için nasıl güçlendiğini anlattı.
“Manevi
kuvvetin takviyesine yardımcı olmak üzere de bütün mazlum milletlerin milli mukaddesatına
ulaşmak için –içinde bulunduğumuz tarihteki- faaliyetlerine dair mevcut bazı
malumatı özetledim. (Aynı yapıt, s. 72)” Atatürk, Erzurum Kongresi’nden başlayarak
“bütün mazlum milletlerle” dayanışmadan, birlikten söz ediyor. Bu, Kurtuluş
Savaşı’nın ve sonrasında kurulacak Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi ittifaklar
içinde olacağının da hem ulusa hem de tüm dünyaya duyurusudur. Mustafa Kemal
Paşa, bu saptamayı yaparken “mazlum milletlerin” hangi rejimle ve kimlerce
yönetildiğine bakmamakta. Onun amacı, emperyalizme karşı en geniş ittifakı kurmaktır.
Çünkü başarıya gidecek yol da budur.
“Ve
bu mukadderata hâkim bir milli iradenin ancak Anadolu’da çıkabileceğini açıkladım
ve milli iradeye dayalı bir milli şûra
tesisini ve kuvvetini milli iradeden alacak bir hükümetin teşkilini, ilk mesai
hedefi olarak gösterdim. (Aynı yapıt, s. 72)” Bu bölümde Atatürk’ün “milli
irade” ve “milli şûra” sözleri ilgi
çekicidir. O, bu sözlerle padişahın değil, milletin iradesinden ve kararından
söz etmekte. “Milli şûra” sözüyle ülkenin
geleceğinin sultanın iki dudağı arasında olmadığını, halkın temsilcilerin
toplanarak alacağı kararlarla belirleneceğini vurguluyor. Kısacası meclis
yönetimi, saltanatın yerine geçeceğini açıkça söylüyor.
Gazi
Paşa “kuvvetini milli iradeden alacak bir hükümetin” oluşmasını istiyor. Bu
sözden saltanatın saf dışı bırakıldığı anlamı çıkmaz mı?
Kimileri,
Cumhuriyet’in ilanının oldubittiyle olduğunu söylüyor. Amasya Genelgesi ve
Erzurum Kongresi kararlarına bakıldığında ülkemizin düşmandan kurtuluşu için milletin
belirleyici olduğu dile getiriliyor. Milleti saltanat değil, saltanatı da millet
kurtaracaktır. Bu cumhuriyet değil de nedir?
Ne
yazık ki son yıllarda ülkemizde bazıları okuduğunu anlamıyor ya da anlamak
istemiyor. Bu nedenle tarihsel olayları, gerçekleri saptırma yoluna gidiyorlar.
Bu da onları vatanına, milletine ihanet noktasına getiriyor. Başta Atatürk
olmak üzere ülkemizi kurtaranların söylediklerine değil de düşmanların
yalanlarına inanıyorlar nedense. Ne yaparlarsa yapsınlar, güneşi balçıkla sıvayamayacaklar.
Kurtuluşa
giden yolda önemli bir adım olan Erzurum Kongresi’nin 107. yılı tüm
yurttaşlarımıza kutlu olsun.
Adil
Hacıömeroğlu
23
Temmuz 2026