Akran
zorbalığı dur durak bilmiyor. Her geçen okullarda, sokaklarda, dinlençlerde[1] yapılan akran zorbalığı
haberleri işitmekteyiz. Okul yöneticileri şaşkın, ilgili bakanlıklar ilgisiz,
anne ve babalar çaresiz; ancak toplum tehlikenin farkında. Peki, toplumun
gördüğü tehlikeyi ülkemizi yönetenler, yetkililer, sorumlular niye görmez?
Okullarda
sudan bahanelerle öğrenciler, birbirlerini dövüp hastanelik ediyor. Bu sudan
bahaneler şunlar: “Yan baktın. Ayağıma bastın. Omuz attın. Dediğimi niye yapmadın? Tipini beğenmedim?
Niye onunla arkadaşsın? Sevgilimle neden konuştun? Beni niye yönetime şikâyet
ettin? Bize neden katılmadın? Bizim düşman grubumuza niçin sen de düşmanlık
yapmıyorsun?” Bu bahaneler daha da çoğaltılabilir. Çocuklar arkadaşlarını
döverek baskı altına alarak, onları ayak işlerinde kullanarak çevrelerine üstünlük
kurmaya çalışmakta.
Kızlar
da erkeler de kendi aralarında çeteleşiyor. Kimi zaman karşıt çeteler arasında
ölümle sonuçlanan büyük kavgalar oluyor. En ilginç olanı, çeteleşen çocukların
acıma duygularını yitirmeleri. Kavgada yere düşenin en yaşamsal organlarına
bile tekmeler, yumruklar, hatta sopalar iniyor. Kimi zaman bıçaklar çekilip karşısındakinin
bedeninin en ölümcül yerlerine saplanıyor.
Bu kavgalarda ölenler çok…
Kavgalardaki
örgütlenmeler, mafya düzenini anlatan filmlerin aynısı. Düşman kabul ettikleri
karşıtlarına uyguladıkları yöntemler, bu filmlerdekilerle uyuşmakta. Çocuklar
ekranlarda gördüklerini yapıyor bire bir. Yalnızca televizyondaki mafya
dizileri mi? Doğaldır ki hayır!
Daha
çok çocuk ve gençlerin izlediği kısa videolar var. Bunların çoğunda aşırı
şiddet bulunmakta. Ayrıca sosyal medyada bir kişinin nasıl öldürüleceğini
öğreten uygulamaları gösteren videolar gösterilmekte herkese açık. Bir bıçağın
ölümcül yerlere nasıl saplanacağı anlatılmakta ayrıntılı olarak. Bir tabanca ya
da pompalı tüfekle ölümcül yerlere nasıl ateş edileceği ayrıntısıyla izlettiriliyor
çocuk ve gençlere.
İstanbul
Fatih’te Silivrikapı mahallesinde bir grup, akranları bir çocuğun ellerini,
ayaklarını bağlayıp ağzını bantlayarak dövüyorlar öldüresiye. Dövmekle kalmayıp
uyguladıkları şiddetin görüntüsünü çekip sanal medyada yayımlıyorlar.
Görüntüleri izleyen polis, harekete geçip arkadaşlarına şiddet uygulayan yedi
çocuğu gözaltına alıyor. Şüphelilerden birinin üzerinden bir miktar uyuşturucu
madde de çıkıyor. Görüldüğü gibi bu çocuklarının akranlarını dövme biçimlerini
birçok televizyon dizisinde izlemek olanaklı. Üstelik başkalarına gözdağı vermek
için de görüntüleri de paylaşıyorlar sosyal medyada. Bize dokunanın sonu burada
gördüğünüz kişi gibi olur, demek istiyorlar.
Silivrikapı’daki
olayda hem şiddet hem de uyuşturucu bağımlılığı var. Ekran bağımlılığının
birçok bağımlılığı da birlikte getirdiğini defalarca söyledik. Her türlü
bağımlılığın istemediğimiz yerlere varması büyük bir olasılık. Bu nedenle her
türlü bağımlılıkla topyekûn savaşmalı. Bağımlılığın türü ne olursa olsun onu
hafifsemek ya de göz ardı etmek büyük felaketlere yol açabilir.
Beyin
çürümesine uğrayan çocuklar neyin yanlış, neyin doğru olduğunun ayırdında
değil. Yukarıda anlattığımız akran zorbalığında duygularını, duygudaşlıklarını
yitirmiş çocuklar karşımıza çıkıyor. Bağımlılıkla savaş, her bireyin görevi. Bu
konuda toplumsal dayanışmanın gücünden de yararlanılmalı. Toplumun bilinçli
davranmasıyla aşılmayacak zorluk, sorun yoktur.
Adil
Hacıömeroğlu
10
Nisan 2026