29
Ekim 2026 Perşembe günü Cumhuriyet’imizin 103. Yıldönümünü ulusça kutladık. Son
yılların en coşkulu kutlanan Cumhuriyet Bayramı’ydı bu. Dünyanın dört bir
yanında gökyüzünü kara bulutların kapladığı ülkelerin umutsuzluk ve güvensizlik
içinde çaresizlik yaşadığı bir ortamda Türk ulusu, Cumhuriyet’e sarıldı umutla.
27
Ekim 2026 Salı günü öğleden sonra çok değerli arkadaşım Melih Hüsnü Yılmaz’ın
başkanlığını yaptığı Türkiye Denizcilik Vakfı’nda birbirinden saygıdeğer
arkadaşlarımla Atatürk’ü konuştuk. Herkes çok ilgiliydi. Atatürk deyince akan
sular duruyor, güneş çok farklı doğuyor. Hangi yaştan, meslekten, siyasal
görüşten olursa olsun halkımızın ezici çoğunluğu Atatürk’e çok bağlı. Onu, ulusal
birliğimizin ve varlığımızın birleştirici gücü, önderi olarak görmekteler. Vakıf’ta
söyleşime katılan arkadaşlarımın yüreklerinde hiç sönmeyen yurt ve ulus
sevgisinin odu var alev alev yanan.
28
Ekim’de ise Beykoz Atatürkçü Düşünce Derneği’nin konuğuydum. Beni oraya çağıran
Prof. Dr. Günseli Malkoç Hanım’ın Atatürk sevgisi ve onun devrimlerine
bağlılığı övgüye değer. Günseli Hanım’ın içindeki gençlik heyecanı yıllara
meydan okuyor. Ayrıca beni arabasıyla Beykoz’a götüren Mine Bağ Hanım’ın
Cumhuriyet heyecanını tanımlamak olanaksız. Mine Hanım benim gibi Köy Enstitülü
bir babanın çocuğu. ADD Şube Başkanı Özlem Besler Hanım, üşenmeden konuşmamı
kaydetti. Bu emeği için sağ olsun. Ayrıca konuşmamadan sonra tanıştığım kısa sürede
dostluk kurduğum ve beni taşıtıyla evime ulaştıran Mustafa Babuz Bey’i
tanımaktan çok mutlu oldum.
29
Ekim sabahı her zaman olduğu gibi erkenden uyandım. Ekran başına geçip kahvaltımı
yaptım. Bir yandan da televizyonlardaki izlencelere baktım. Neredeyse hepsinde
Atatürk ve Cumhuriyet ile ilgili bir şeyler anlatılıyor, bazı yerlerdeki
kutlamalar gösteriliyordu. Caddeler, sokaklar, alanlar doluydu. Türkiye kırmızı
beyaz olmuştu. Günün anlamıyla ilgili yazımı ivedilikle yazıp dışarı çıktım.
İstanbul’un birkaç ilçesine gidip caddeleri, sokakları, okulları gezdim. Bazı
dostlarla çay içip söyleştim. Bayram heyecanının, coşkusunun üst düzeyde olduğunu
gördüm.
Bayramlar
ulusal birliğin sağlanması için çok gerekli. Ulusu ulus yapan etkenlerden biri
bayramlar. Farklı siyasal görüşlere sahip kişiler, kümeler bir araya gelir bayramlarda.
Siyasal ayrılıklar bir yana bırakılır. Ulusal coşku bir yürek, duygu birliği
sağlar. Yürekler birlikte çarpar, gözler ay yıldıza bakar.
Atatürk,
ulusal birliğim başlıca simgesidir. Yüz binler Anıtkabir’e aktı. Bu da
gösteriyor ki halkımız zor zamanlarda umudu Atatürk’te arıyor. Çünkü o, zor
koşullarda ulusun umudunu yeşerten, tansıkları gerçekleştiren bir önder. Kurtuluşun
reçetesi onda. Onun görüşleriyle aşılır bütün zorluklar.
Okulların
çoğu, önceki yıllara göre daha çok ve özenle hazırlık yaptı kutlamalar için.
Öğretmenlerimizin üretken, ayakları toprağımıza basan, ulusal ekinimizle çağdaş
sanatı harmanlayarak hazırladıkları törenler göğsümüzü kabarttı. Öğretmen,
öğrenci ve velilerin bayramdaki birliktelikleri geçmişin görkemli kutlamalarını
anımsattı bizlere.
Sosyal
medyada birkaç çatlak ses çıktı. Bu kişiler, ne yazık ki İngiliz yalanlarıyla emperyalizmin
gönüllü savunucuları. Bu kimseleri ciddiye almak ciddiyete aykırı. Ülkemizin en
önemli gününde bile halkıyla bir olamayan zavallılar bu kimseler. Bu kişiler
arasında liberaller, bölücüler ve dini dünyasal çıkarları için kullananlar var.
Bundan da anlaşılacağı üzere ülkemizdeki ABD muhipleri Atatürk düşmanlığında
birleşiyor.
Cumhuriyet’imizin
103. yıldönümünü, bağımsızlık ve özgürlüğün özgüveniyle başı dik olarak kutladı
yediden yetmişe herkes. Atatürk aydınlığında daha nice yüzüncü yıllarda
Cumhuriyet Bayramları kutlamak dileğiyle…
Adil
Hacıömeroğlu
31
Ekim 2026