İran’ın
dini lideri Ali Hamaney, ABD-İran’ın saldırısıyla can verdi. İran halkının ve
dünyanın tüm ezilenlerinin başı sağ olsun. Hamaney’in acısını yüreğinde
duyumsamayan biri, İran halkıyla duygudaşlık yapamaz, bu yüce gönüllü ulusun,
emperyalizme karşı savaşındaki kararlılığını anlayamaz. İran’ın acısı, bizim
acımız. Bu acı, tüm ezilen ulusların yüreğini yakmakta derinden.
Büyük
uluslar, zaman zaman büyük yıkımlarla da karşılaşabilir. Bu, olağandır. Önemli
olan büyük ulusların bu yıkımların altından dimdik ayağa kalkması. İran da
uğradığı saldırı karşısında ulusça ayağa kalktı acılarını yüreğine gömerek. Çünkü
düşmana gerekli yanıtı vermek zorundaydılar. Bunu her türlü siyasal, etnik
köken ve inanç ayrımını bir yana bırakarak yaptı İran. Ulusça tek yumruk
oldular. Tek yumruk; ulusun karalılığını inancını, gücünü öylesine bünyesine
topladı ki ABD emperyalizminin, İsrail Siyonizm’inin beynini dağıtacak düzeye
erişti.
İran,
liderini yitirdi; ancak büyük bir ulus olma niteliğini yitirmedi. El ele
verdiler, büyük bir dayanışma içinde kötülüğe karşı büyük bir savaşın içine
girdiler. Yeni dini liderlerini seçmek zorundalar. Çünkü ulusun yaşamı sürüyor.
Bu konuda türlü adlar, Türk kamuoyunu da meşgul etmekte.
Televizyonlarda
İran’ın dini lideri kim olacak diye tartışmalar hem adlar, kimlikler hem de kişilerin
nitelikleri üzerinden sürmekte. Aslında bu tartışmalara bakarak ABD severleri,
İsrail koruyucularını anlamak olanaklı. Peki, bu kişiler nasıl anlaşılıyor?
ABD
severlerin en belirgin özelliği şu: İran’ın yeni seçilecek dini liderinin
ılımlı, Batı ile uzlaşmacı olmasını dile getirmekte bu kişiler. “Ilımlılık”tan
neyi mi anlatmak istiyorlar? Açık söyleyelim ki bu sözle anlatılmak istenen ABD
ve İsrail’e teslimiyet. Yani, yeni seçilecek dini liderin İran’ın çıkarlarını
değil de ABD-İsrail’in dediklerini yapması istenmekte. Böylece barış gelecekmiş
İran’a.
ABD
severler, televizyonlarda konuşurken güya barışı çok istiyorlarmış gibi
davranıyorlar. İstedikleri İran’ın tutsaklığı, ABD’nin efendiliği ve zorbalığı…
Bu arada İran’ın yeni liderinin seçimi konusunda ABD Başkanı Donald Trump da
ikide bir açıklama yapıyor. İran’ın yeni liderini kendisinin belirleyeceğini söylüyor.
Bu açıklamalara, bir ulusun varlığını yok sayan densizlik mi desek, yoksa
emperyalist şımarıklık, had bilmezlik mi?
Ülkemizin
işgal yıllarında İngiliz muhipleri, bugünkü ABD severlerin dilini kullanıyordu.
“Düşmana direnip de işgalcileri kızdırmayalım. Ilımlı davranalım. Yoksa
işgalciler terk etmez ülkemizi.” Dünyanın hiçbir yerinde işgalci saldırgan,
kendi isteğiyle çekip gitmez. Onun kovulması gerek ulusun gücüyle.
Bari
ben de İran’da, nasıl bir dini liderin seçilmesi gerektiği yolundaki görüşümü
açıklayayım: İran’ın ABD emperyalizmine, İsrail Siyonizm’ine karşı savaşa
kararlılıkla öncülük edecek ve ulusunun birliğini sağlayacak biridir benim
istediğim aday. ABD ve İsrail’e teslim olacak biri usumdan bile geçmez.
Adil
Hacıömeroğlu
8
Mart 2024