Atatürk’ün
ölüm kalım savaşımız Sakarya’da siperde Çalı Kuşu’nu okuduğu söylenegelir ki bu
doğrudur. Büyük Önder’in kitaplarını mermi sandıklarına doldurarak katır
sırtında savaştığı cephelere taşıdığını da bilmekteyiz. Ölümün kol gezdiği
savaş alanlarında kitap, ona umut oldu; geleceğe yönelik düşüncelerinin
oluşmasını sağladı.
Geçen
ay okuduğum bir kitap var elimde: Binbaşı Abdürrauf’un Harp Günlükleri Osmanlı
Genelkurmayı’nda Alman Komutanların Emrinde, Abdürrauf Bey, Hazırlayan: Prof.
Dr. Mesut Uyar… Kitap, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış. Bir
solukta okunup bitirilecek bir yayın. Okuyucusunu derslerle dolu bir tarih
yolculuğuna çıkarıyor.
Abdürrauf’un
sınıf arkadaşları arasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy Paşa,
Orgeneral Ahmet Sedat Doğruer, Tümgeneral Mehmet Hayri Tarhan, Tümgeneral Cavit
Erdel, Kurmay Albay Ayıcı Mehmet Arif, Kurmay Yarbay Ahmet Müfit Özdeş ve Albay
Fuat Bulca bulunmakta.
Abdürrauf
Bey, o dönemin çoğu subay ve sivil memuru gibi kitap okuyor iki eli kanda da olsa.
Balkan Savaşı’na katılıyor, ardından da Birinci Dünya Savaşı’na. Düşman akın
akın üstlerine gelirken bu tutkusundan vazgeçmiyor asla. Her koşulda kitaba ulaşmanın
bir yolunu buluyor.
16
Mart 1914’te günlüğüne şu tümceyi yazıyor: “Karlsruhe’den Fera ve Mons’dan kitaplar
geldi. (Binbaşı Abdürrauf’un Harp Günlükleri Osmanlı Genelkurmayı’nda Alman
Komutanların Emrinde, Abdürrauf Bey, Hazırlayan: Prof. Dr. Mesut Uyar, Türkiye
İş Bankası Kültür Yayınları, I. Baskı: Haziran 2022, İstanbul, s. 87)” Abdürrauf
Bey, Almanca bildiği için Almanya’dan kitap getirtip okuyor.
19
Nisan 1914: “Mezkûr kütüphaneye 5, 10 mark gönderdim. (Aynı yapıt, s. 87)”
28
Nisan 1914: “Mittler’den bir kitap geldi. (Aynı yapıt, s. 87)”
14
Mayıs 1914: “Mittler Sortimens-Buchhandlung’a iki kartpostal ile 16 mark
gönderdim. (Aynı yapıt, s. 87)”
30
Mayıs 1914: “Mittler’den birtakım kitaplar geldi. (Aynı yapıt, s.88)”
4
Haziran 1914: “Mittler’den bir kitap geldi. (Aynı yapıt, s. 88)”
6
Haziran 1914: “Mittler’e bir kartpostal gönderip kitap sipariş ettim. (Aynı
yapıt, s. 88)”
Görüldüğü
gibi dünya savaşının ayak sesleri duyulurken Abdürrauf Bey, kitap edinme savaşı
içinde. Almanya’dan getirttiği kitapların paralarını geciktirmeden ödüyor. Ekmeğin
zor bulunduğu bir dönemde bütçesinin önemli bir bölümünü kitaba ayırıyor. Bu
arada 3 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan ediliyor. Onun ataması da Başkumandanlık
Karargâhı’na bağlı Merkez Şube Müdürlüğü’ne yapılıyor. Bunca işin arasında kitap
okuyacak zaman yaratıyor kendine.
Birinci
Dünya Savaşı başladı. Osmanlı Devleti birçok cephede savaşa girdi.
18
Ekim 1915: “Berlin’de Mittler Sortiments-Buchandlung’a Alman Hariciye Nezareti
vasıtasıyla bir mektup gönderip Fas
ve İran nam eserini sipariş
ettim. (Aynı yapıt, s. 93)”
11
Kasım 1915: “Mittler’e Deutsche Bank ile 10 mark yolladım. (Aynı yapıt, s. 93)”
3
Aralık 1915: “Mittler’den sipariş ettiğim kitap geldi. (Aynı yapıt, s. 93)”
2
Haziran 1916: “Fischer Bey bana kitap hediye etti. (Aynı yapıt, s. 115)”
Savaş
sırasında da okuma isteğinde zerre kadar eksilme olmuyor. Karargâhta görevli
Alman, Abdürrauf Bey’in okuma sevisini biliyor olmalı ki ona kitap armağan
ediyor.
13
Mayıs 1918: “Almanya’ya Das
Dorf
vesair kitapları ısmarladım. (Aynı yapıt, s. 128)”
4
Haziran 1918: “… Almanya’ya sipariş edilen kitaplar geldi. Mülazım Wagner’e
mahalline irsal edilmek üzere 35 kuruş verdim. (Aynı yapıt, s. 129)”
8
Haziran 1918: “Mülazım Wagner vasıtasıyla Almanya’dan Das Dorf kitabı geldi. Mülazım
Wagner vasıtasıyla 37 kuruş parayı mezkûr kitapçıya gönderdim. (Aynı yapıt, s.
129)”
Abdürrauf
Bey, savaş sırasında kitabı, zar zor edinilen ekmekle aynı değerde görmekte. Her
koşulda kitaba ulaşmanın bir yolunu buluyor. Yurt içi ve yurt dışındaki gelişmeleri
yakından izlemeye çalışıyor. Bu amaçlar bazı Alman dergilerine sürdürümcü
oluyor.
Kurtuluş
Savaşı’mızın önderleri, Cumhuriyet’imizin kurucuları başta Atatürk olmak üzere
hepsi kitap okumayı yaşamlarının bir parçası yapmışlar. Her yerde ve her
koşulda ellerinden kitap düşmüyordu. Aralarındaki tartışmalar ise kişisel
değil, ideolojikti. Günümüzde böyle mi? Elini kitaba sürmeyen siyasetçilerin
kişisel tartışmalarını isliyoruz şaşkınlıkla. Ne ideoloji ne de izlence
tartışması var. Konuşulanlar bohçacı dedikodusundan öteye gitmiyor.
Bağımsızlığımızı
sağlayanlar ve Türk Devrimini gerçekleştirenlerin hepsi kitap dostuydu.
Bunların değerini bilmeyenler ise kitaptan uzak, sözcük dağarcıkları elliyi
geçmeyen cahil sürüsü. Bağımsızlığımızı ve Cumhuriyet kazanımlarını geri almak
için kitaplarla dost siyasetçi ve yurttaşlara ivedilikle gereksinmemiz var. Bunun
dışındaki tartışmalar kayıkçı kavgasından öteye gitmez.
Önümüzdeki
yıllar, bilgi sahibi olarak fikir sahibi olanların zamanı olsun. Böylece
ülkemiz kör karanlıktan aydınlığa çıkışın yolunu bulsun.
Adil
Hacıömeroğlu
3
Haziran 2026