Yurdumuzun
kurtarıcısı, ulusumuzun önderi, devletimizin kurucusu, Cumhuriyeti’mizin ve
devrimlerimizin öncüsü Atatürk, 13 Ekim 1925’te İzmir Kız Muallim Mektebi’ni
ziyaret eder. Atatürk ve yanındaki devlet büyükleri öğrencilere türlü konularda
sorular sorup yanıtlar aldılar. Bu sorulardan bazılarını, Atatürk kendine sorarak
yanıtladı.
Soru:
“Cumhuriyet nedir ve sultanlıktan farkı nedir? (Atatürk’ün Bütün Eserleri,
Kaynak Yayınları, Cilt: 18, Birinci Basım, Mart 2006, s. 69)”
“Cumhuriyet
ahlaki fazilete dayalı bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve
tehdide dayalı bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskâr insanlar
yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayalı olduğu için korkak, alçak, sefil,
rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir. (Aynı yapıt, s.
69)” Atatürk’ün burada Cumhuriyet konusunda söylediği sözler bugün herkesin,
tüm yurttaşlarımızın yaşam biçimi, ilkesi olmalı.
Cumhuriyet,
aktöre ve erdeme dayalıdır Atatürk’e göre. Bizce de böyledir. Cumhuriyet
yurttaşı olan biri aktöreye, erdeme aykırı davranmaz. Son yıllarda Cumhuriyet’imize
en büyük zararı veren kişi ve kurumlar aktöre ve erdemden nasibini
almayanlardır. Bu tür kişi ve kurumların Cumhuriyet maskesiyle örtmeye
çalıştıkları kötülükleri en çok Cumhuriyet’imize zarar vermekte.
Bugün
cumhuriyetçilik adı altında geçmişin, yani sultanın yönettiği dönemdeki
sefillikleri, rezillikleri, erdemsizlikleri, alçaklıkları, emperyalizmden
korkmayı, halkı tehdit ederek güç devşirmeyi beceri sanan siyasetçiler, bürokratlar,
insanlar var. Bu kişiler Cumhuriyet’e değil, emperyalizme hizmet etmekteler.
Kısacası, “şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit eden” kişilerdir
bu aktöresiz, erdemsiz kişiler.
Atatürk
ve Cumhuriyet’e yakışır, yaraşır yurttaş olmanın yolu Büyük Önder’in düşünceleri
doğrultusunda düşünüp davranmaktır. Cumhuriyet’in bizlere kazandırdığı
demokrasiyi, kişilerin aktöresizliğine ve erdemden uzak yaşayış biçimlerine,
kişisel çıkarlara alet etmek Atatürk’e en büyük ihanet değil mi?
Cumhuriyet’imiz,
emperyalizme karşı ulusumuzun tüm gücüyle verdiği büyük bir savaşla kuruldu. Bu
savaş, emperyalizme karşı kazanıldı. Yani Cumhuriyet’imiz emperyalizme karşı
verilen bir savaşla kuruldu. Dünyada emperyalizmi yurt topraklarından kovarak
kurulan ilk cumhuriyet bizim Cumhuriyet’imizdir. Bu niteliğiyle dünyanın ezilen
uluslarına öncü oldu. Ne yazık ki günümüzde bazı kişi ve kurumlar, ulusumuzun
bu öncülüğünü yok sayarak batıcılığı cumhuriyet sanmakta. Dün yurdumuzdan bin
bir emekle, kan akıtıp can vererek kovduğumuz emperyalistlerle bir olmayı
çağdaşlık, cumhuriyetçilik, hatta Atatürkçülük sananlar var. Bu tavır ve
düşünce Atatürk’e, ulusun emeğine saygısızlık değil de nedir?
Cumhuriyet
kurumlarımızı yıkan, onun değerlerini yozlaştıran emperyalizmdir. Atatürk’ün
sonsuzluğa göç etmesinden sonra batı emperyalizmine yanaşan ve özellikle ABD
ile yol yürümeye başlayan hükümetler döneminde Cumhuriyet’imiz kan yitirmeye
başladı. Atatürk’ün emperyalizme karşı dünyanın tüm ezilenlerine öncülük edip
yol göstericiliğini unutturup onu batı sisteminin bir parçası gibi göstermeye
başladı kimileri. Bu kişi ve kurumların amaçları, emperyalizme hizmet etmekten
başka bir şey değil.
Biz
Cumhuriyet’imizi emperyalizme karşı savaşla kazandık. Onu koruyup yüceltmek
yeniden us ve bilim ışığında aktöresel bir erdemle kuruluş ilkelerine döndürmek
için de emperyalizme karşı savaşımımızı ulusça elbirliğiyle yürütmemiz gerek. Cumhuriyet’imizi
kurtarmanın bundan başka yolu, yöntemi yok!
Adil
Hacıömeroğlu
29
Ekim 2026