20
Haziran 2026 Cumartesi günü Kadıköy Kitap Şenliğinde Kaynak Yayınlarından çıkan
Çocuklarımız Geleceğimiz Değil mi adlı
kitabımı imzaladım. Birçok dostum beni yalnız bırakmadı. Ayrıca kitabıma ilgi
gösteren çok sayıda kişiyle yeni dostluklar kurma fırsatı yakaladım.
Kadıköy
Kitap Şenliği, sanırım tanıtım eksikliğinden olacak bu yıl çok kalabalık
değildi. Birçok kişi, rastlantısal olarak bu şenliği fark etti. Oysa şenliğin
düzenlendiği yer, İstanbul’da önemli ulaşım ağlarının kesiştiği bir noktadaydı.
Anadolu yakasındaki ilçe ve mahallelerin çoğunun kolayca ulaşabileceği bir yer
burası. Avrupa yakasının büyük bir bölümünde yaşayan yurttaşlarımızın da zorluk
çekmeden gelebilecekleri bir yerde oldu şenlik.
Kitap
şöleninin öğrencilerin sınav haftasına rastlaması, önemli bir olumsuzluk.
Ayrıca okulların yaz dinlencesi öngünlerinde olması ve birçok ailenin İstanbul
dışına çıkma hazırlığı yapması da kitap şenliğine ilgiyi azalttı. Ancak ne
olursa olsun tüm olumsuzlukları yenmek için bu tür etkinliklerin duyuruları iyi
yapılmalı.
Yurdumuzun
önemli yayınevlerinin çoğu Kadıköy’deydi. Şenliğin düzenleyicisi Kadıköy
Belediyesi... Yayınevlerine ve yurttaşlara birçok hizmet sunuldu. Şenliği
simgeleyen birçok anmalık eşya verildi gelenlere. Belediye Başkanı Mesut Kösedağı,
neredeyse her gün birkaç kez şenlik alanında görüldü. Ancak yalnızca yürüyüp
gitti yanındakilerle. Kitap sergiliklerine[1] uğradığını görmedim. Bazı
yayıncıların da bu konuda dertlendiğinin tanığıyım. Oysa kitap sergiliklerinde
oradakilerle söyleşmesi, bazı kitapları satın alması örnek bir davranış olurdu.
Hele ki bazı yazarlara kitap imzalatması olağanüstü bir örnek oluştururdu. Bu
yıldan dersler alınarak bundan sonraki şenliklerin daha güzel yapılacağına
umudum tam.
İmza
günümüzde bizi yalnız bırakmayan arkadaşım Kerim Taş, hem kendisi hem de iki
arkadaşı adına kitap imzalattı. Bu kitaplardan biri, yerdeşim ve bir önceki
dönem İyi Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu içindi. Kerim Bey,
imzalattığı kitabı, pazartesi günü Sayın Nuhoğlu’na verdi. O da vakit geçirmeksizin
beni aradı. Hayrettin Bey’in inceliği övgüye değerdir. Bu, onun kişiliğini
oluşturan önemli bir özellik… Arada sırada telefonlaşır, ülkemiz sorunlarını
konuşuruz onunla. Ülkemiz sorunlarına usçu çözümler üretir. Bu çözümleri üretirken
de insanlarla düşünce alışverişi yapar. Çevresiyle ilişkilerinde alçakgönüllülüğü
ilgi çeker.
Hayrettin
Bey; yazılarımda ve kitabımda, yabancı olanların yerine kullandığım çoğu benim
türettiğim ya da bileşme yoluyla ürettiğim sözcüklerin öneminden söz etti.
Böyle olunca dilde özleşme konusunda kısa da olsa konuşma fırsatı bulduk. Dilimizin
yabacı sözcüklerce kirlenmesinin önemli bir ulusal sorun olduğunu vurguladı. Bu
konuda herkesin gerekli çabayı göstermesi gerektiğini belirtti. Yasalarımızın
kullanılan yabancı kökenli sözcüklerin çokluğu nedeniyle anlaşılmaz olduğunda anlaştık.
Yasalar yapılırken ya da var olanlara değişiklikler yapılırken Türkçeye özen
gösterilmesi gerektiğini vurguladık. Dil tadındaki konuşmamız kısa sürdü. Tadı
damağımda kalmadı desem yalan olur.
Siyasetçileri,
siyasal partilerin birçok alanda danışmanları var. Merak ediyorum bu
danışmanların arasında dilciler var mı? Son yıllarda yabancı sözlere karşılık
üretip Türkçemize katkı yapan siyasetçiye rastladık mı? “Ana sütü gibi temiz
Türkçemizi” yabancı sözcüklerin kirletmesi karşısında çalışan, sorumluluk alıp
bu alanda savaşan siyasetçimiz niye yok?
Unutulmasın
ki Atatürk, iyi bir dilciydi. Ulusal varlığımızın sonsuza dek sürmesi için hem
dil hem de tarih çalışmalarına olağanüstü önem verdi. Günümüz siyasetçilerinin
bu yalın gerçekten uzak olması anlaşılmaz bir durum.
Dilsiz
bir ulus olmaz. Dili olmayan ya da kirlenmiş bir ulusun bilim, sanat, kültür
alanında ileri gitmesi olanaksız. Dil düşünce, duygu ve istekleri anlatan bir
araç. Anadiline önem vermeyen bir ülke başta anaları olmak üzere yurduna, bağımsızlığına,
ulusal varlığına önem vermeyip köklerinden kopar. Köksüz bir varlığın yaşaması
ise olanaksız. Türkçe olmasa Türkiye de olmaz. Bu gerçeğin bilincinde olmayan
siyasetçi, düşünür, bilim adamı ve sanatçı kendi ülkesinin gelişmesi, varlığı,
yaşaması için bir katkı sağlayamaz.
Not:
Konunun daha iyi anlaşılması için DANIŞMANLIK MI, AYAKÇILIK MI? https://adiladalet.blogspot.com/2021/11/danismanlik-mi-ayakcilik-mi.html
ve SALGININ KİRLETTİĞİ TÜRKÇE https://adiladalet.blogspot.com/2020/09/salginin-kirlettigi-turkce.html
başlıklı yazılarım okunabilir.
Adil
Hacıömeroğlu
23
Haziran 2026