Sosyal
medya yaşamın her alanına girdi. İnsanların çoğu onunla yatıp onunla kalkıyor. Sosyal
ilişkiler sosyal medya üzerinden kuruluyor karşısındaki kişiyle göz göze gelmeyip
diz dize konuşmasa da. Son yıllarda telefonda bile insanların sesi işitilmiyor.
Kişi, en sevdikleriyle bile sosyal medya üzerinden yazışarak ilişki kurmakta. Kırık
dökük, anlaşılmaz, anlam bozukluğu yüklü, doğru düzgün yazılmayan, genellikle
kısaltılmış sözcüklerden oluşup yazım yanlışlarıyla dolu birkaç tümceyle iletişim
kurduğunu sanıyor çoğu
kimse.
Telefonla
konuşmaktan bile kaçınmakta çoğu kişi. Bir insan sesi
işitmek neredeyse olanaksız. Bayram kutlamaları sosyal medya üzerinden
yapılıyor. Bu kutlama iletilerinin çoğu birbirinin aynısı. Özgün ileti neredeyse
yok! İnsanlar, içlerinden geldiği gibi iletiler yazmıyor. Yazıların çoğu
yürekten kopup gelen duygular değil. Yapay, basmakalıp, soğuk, genellikle tek
kalemden çıkmış, içtensizlik yüklü bayram kutlama iletileri.
Çoğu
kişi, bayram kutlama iletilerinde kendi siyasal görüşüne yer veriyor. Bayramı
kendi dünya görüşünün bir aracı yapmaya çalışanlar çok… Adı, bayram… Bayram,
siyasete alet edilir mi?
Bayram
bir toplumu bir araya getiren, ortak duygularla kutlanan bir gün. Ulusun ortak
sevinç gününü siyaset aracı yapmak neyin nesi? Bu aslında bir düşünsel
yetersizlik, bir zavallılık… Bir toplum, bayramda bile bir araya gelemiyorsa ne
zaman bir araya gelecek?
Sosyal
medya, insanı insandan soyutlamakta. Bu yolla bayramlar insansızlaşmakta. İnsan
olmadan bayram olur mu? Bayram, aynı duyguyu paylaşmakla bayram olur. Çay
bardağının sıcaklığını karşılıklı olarak yüreğinde duyumsamakla bayram yaşanır.
Evine gelen konuklara sunulan tadımlık birkaç lokmadır bayram. Çay, kahve
eşliğinde yapılan söyleşilerdir bayram. Anılara bitmez tükenmez yolculuğun
adıdır bayram. Hısım akrabayı, konu komşuyu, eş dostun yolunu içten bakışlarla
beklemektir bayram. İçten bir gülüşün, içten bir bakışla birleştiği insancıl bekleyişin
adıdır bayram.
Bayramlar
ne yazık ki dijitalleşti birçok şey gibi. Yani insana özgü olmaktan çıktı. İki
adım atıp sevdiklerini görmek yerine, oturduğu yerden iki satır yazmakla bayramı
kutladığını sanıyor çoğu kimse. Oysa bayram, el kadar ekrandaki iki satır yazı
değil, dünyalara sığmaz yüreklerin bir arada olmasıdır. Yüreğe sığmayanı el
kadar ekrana sığdırmaya çalışmak niye?
Yüzyılları
aşıp gelen bir gelenek, bencil ve toplumdan soyutlanmış bir yaşama feda edilebilir
mi?
Ne
yazık ki çocuk ve gençlerin yanı sıra yetişkinler de ekrana bağımlı. Bu demektir
ki çocukları ekranların bilinmez karanlıklarına teslim eden büyükleri. Onların
ekranlarca çalınmasının yolunu büyükleri açıyor nedense. Yetişkinler bayramı
sosyal medyadan kutlayınca çocukların neden büyükleriyle bayramlaşmadıklarından
yakınma hakkımız var mı? Demek ki ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı oluyor.
Çocuk, gördüğünü yapıyor.
İnsanın
insana dokunmadığı bir yerde bayram olmaz. Üzüntülerin sevince dönüşmediği bir ortam
yoksa bayram senin neyine?
Adil
Hacıömeroğlu
29
Mayıs 2026