İçişleri
Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığı bir rapor yayımladı.
Rapor, literatür taramasıyla hazırlandı. “Sosyal Medya’nın Çocuklar Üzerindeki
Etkisi” başlıklı bir rapor bu. Rapor, dijital ortamda çocukların karşılaştığı
tehlikelerle ilgili çarpıcı saptamalar içermekte. “Hizmete Özel” damgalı rapor,
38 sayfadan oluşmakta. Burada çocukların çevrimiçi ortamdaki tehlikelere karşı
ulusal ve uluslararası düzeyde yapılması gerekenler anlatılıyor.
Raporda,
INCEL (İstemsiz Bekârlar) akımının ülkemizdeki etkisinin tehlikeli boyutlarda
olduğu belirtildi. Bu rapora göre Türkiye’deki INCEL toplulukları yabancı
ülkelerden ayrı olarak “yoksulluk” sorununu öne çıkarıyor. “Yoksul” ve “çirkin”
olmanın kadınlara erişememenin en önemli nedeni olduğu vurgulanıyor. Bundan da
anlaşılacağı üzere ergenlik dönemindeki erkek çocuklarda yoksulluk ve çirkinlik
üzerinden aşağılık kompleksi oluşturuluyor. Zaten dünya kapitalizminin sıkça
başvurduğu bir yol bu. İnsanları kendi bedenlerinden, yaşamlarından, içinde
yaşadıkları toplumdan, hısım akrabasından, konu komşusundan ve eşinden
dostundan nefret ettiriyor. Nefret dolu birinin suça eğilimi de artıyor
böylece.
Bir
ülkeyi karıştırmak, iç barışı bozmak, halkın korku ve kaygıya kapılmasına yol
açmanın yolu bireylerin nefretle doldurulması. Bu uygulamanı acı sonuçlarını da
görüyoruz üzüntüyle. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri 4 Temmuz 2024’te
İstanbul’da yaşandı. İki kadını öldüren Semih Çetin’in INCEL gruplarıyla
ilişkisi belirlendi.
İçişleri
Bakanlığı’nın raporunda Discord uygulamasında belirlenen “901 ve Gulyan”
grupları ile “C31K-C7K (Cehennemin 7 Katı) ve “İsrail Duyuruları” gibi
grupların çoğunda çocuklara yönelik zorbalık, cinsel taciz, tehdit, şantaj,
kredi kartı kopyalama, kişisel veri ele geçirme, hayvanlara şiddet, dinsel
değerlere ve Atatürk’e hakaret gibi suçların işlendiği belirtildi. Bu suçları
işlediği belirlenip gözaltına alınan şüphelilerin çoğunun 18 yaşın altındaki
çocukların olması ilgi çekici.
Sözünü
ettiğimiz rapor çok ayrıntılı. Ülkemizin karşı karşıya olduğu büyük tehlikeyi
tüm çıplaklığıyla ortaya seriyor. Ne yazık ki birçok kurumun sorunu doğru
belirlemesine karşın birçok kişi, kurum ve kuruluşun bu konuda duyarsızlığı da
ilgi çekici.
Son
zamanlarda “Suça Sürüklenen Çocuklar” kavramı yaşamımıza girdi. Gözünü
kırpmadan akranını, aile bireylerini, hiç tanımadığı kişileri öldüren çocuklar
çıktı karşımıza. İçlerinde toplu öldürmelere neden olanlar da var. Konu, çocuk
işidir, diyerek geçiştirilmemeli. Çocukların bulaştığı suçlar, toplumumuzun
kılcal damarlarına doğru yayılmakta. Bu demektir ki büyük bir ulusal güvenlik
sorunuyla karşı karşıyayız.
Çocukları,
suça sürükleyen kimler mi? Ekranlar… Küresel güçlerin yönettiği ve ülkemizi
çökertmeye çalışan görünmez düşmanların elindeki ekranlar… Özellikle telefonlar
üzerinden ulaşılan kötü niyetli birçok internet sitesi ve uygulamaları... Diziler,
gündüz kuşağı izlenceleri… O zaman yapılacak iş, çocukların buralara erişimini
engellemek. Ancak şu unutulmasın ki çocukların buralara erişimini
engellediğinizde anne ve babalarının ya da diğer aile büyüklerinin telefonunu
kullanıyorlar bu amaçla. Demek ki bu yaşamsal sorunu ortadan kaldırmak için
öncelikle anaataların[1] eğitilip
bilinçlendirilmesi gerekiyor. Çocukların ekran bağımlılıklarının önünü açan
başta anne ve babaları ile arkadaşları... Bu konuda toplumsal bir dayanışmaya,
savaşıma, bilinçlenmeye, duyarlılığa ve birlikteliğe gereksinim var.
Ulusal
güvenlik sorunu durumuna gelen ekran bağımlılığıyla savaşım konusunda devlet
kurumlarının zaman yitirmeden harekete geçmesi gerek. Özellikle televizyonlar,
telefonlardaki oyun siteleri ve birçok uygulama denetim altına alınmalı. Bugün
önlem alınmazsa yarın çok geç olabilir.
Adil
Hacıömeroğlu
15
Mayıs 2026