12 Eylül 2015 Cumartesi

TEHDİTKÂR DEMOKRAT(!)



7 Haziran seçimleri öncesi emperyalizmin güdümündeki medya, sahte solcular, halk düşmanı liberaller, siyasal yaşamında bir adım ötesini göremeyen politikacı bozuntuları… Bütün bu güruha inanan şaşkın bazı yurttaşlarımızca Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin demokrasi kahramanı ilan edilmişti. Bununla da yetinilmemiş, AKP ve RTE’yi yıkacak olanın da Demirtaş liderliğindeki HDP olacağına inanılmıştı. Seçimden sonra HDP’nin AKP ile koalisyon kurması küçük de olsa bir şaşkınlık yarattı bu çevrelerde.

 

Fakat…

 

Bizim, bu yazıdaki konumuz AKP-HDP koalisyonu değil elbette. Şaşkınlarca demokrasi kahramanı ilan edilen Demirtaş’ın özünde nasıl birisi olduğudur.  Emperyalizmin ve onun güdümündeki AKP ve PKK/HDP’nin Türkiye’de halkı bölüp ayrıştırması karşısındaki tutumudur bu sözde demokrasi kahramanının.

 

PKK, 7 Haziran’dan sonra ateşkesi bozdu. Çünkü açılım sürecinde kendince hazırlıklar yaptı. Kentlere militanları konuşlandı. Mahalle araları silah deposu durumuna getirildi. 7 Haziran seçimlerinde oy patlaması yapınca da özgüven patlaması yaşamaya başladılar. Ayaklanma için gerekli gücü kendisinde bulduğu içindir ki birçok ilçede özerklikler ilan ettiler. Bölücüler her tarafta patlayıcılarla kan döküp can almaya başladılar. Bu duruma, güvenlik güçlerinin sessiz kalması düşünülemezdi.

 

Şehit cenazeleri geldikçe halkın öfkesi kabardı. Birçok kentimizde terör lanetlendi. Tabi, bu arada kışkırtıcılar boş durur mu? Kışkırtıcılar, HDP binalarına ve Kürt kökenli yurttaşlarımızın işyerlerine saldırdılar. Bu kışkırtma, tam da bölücülerin ekmeğine yağ süren türdendi. Halkın büyük çoğunluğu ve birçok siyasetçi, halkı birbirine düşürmeyi amaçlayan kışkırtmalara karşı sağduyulu ve uyanık davrandı.

 

Ancak…

 

Kışkırtıcı saldırılar karşısında büyük demokrat(!) Demirtaş: “Size saldıranı anasından doğduğuna pişman etme hakkınız vardır.” diyerek sağduyuyu bir yana bırakıp kışkırtıcılığa soyundu. Demek ki Demirtaş’a göre demokrasi; halkın gırtlak gırtlağa, sille tokat kavga etmesidir.

 

Birkaç gün sonra sahte demokrattan ilginç bir açıklama daha geldi. “Batı’da yaşayan kardeşim Cizre’ye karşı sussak, yollarda olmasak inanın ki bu ateş her tarafı yakar. Zannediyor musunuz Bodrum Cizre’ye çok uzak! Cizre yanarken Bodrum’daki mutlu olabilir mi?” demekte Demirtaş. Bu sözler tehdit dolu, kışkırtma dolu… PKK’nın eylemlerini Batı’ya doğru kaydıracağının bir işareti bu. Sahte demokratlığının yanı sıra tehditkâr demokrat unvanını da elde etti böylece…

 

“Ya seçimlerde aynı sonuç çıkacak ya da HDP meclise giremeyecek ve şehirler havaya uçacak.” bu sözler, ABD’nin Ortadoğu konusunda önemli kişilerinden Henri Barkey’in  Financial Times gazetesine yazdığı bir değerlendirme yazısından alınmış.. ABD’li Barkey ile Demirtaş’ın açıklamalarının bu denli uyuşması rastlantı mı acaba? Her ikisinin de Türkiye’yi terörle tehdit etmesi ilginç değil mi?

 

AKP’yi yıkacak kahraman(!) olarak gösterilen birinin AKP ile kol kola Türkiye’yi yıkmakta olduğunu görememek nasıl bir bakış açısıdır. Terör örgütünü arkasına alarak sağa sola tehditler savurmak demokrasi kitabının hangi sayfasında yazıyor?  Türkiye sahte demokratları görmüştü, şimdi sıra tehditkâr demokratlarda...

 

1 Kasım seçimlerinde HDP’nin baraj altında kalabileceği olasılığı karşısında üzülen kimi yurtseverlerin gözlerini açma zamanı gelmedi mi? Terör örgütünün uzantısı olan bir siyasal partiyi, demokrasinin umudu olarak sunan kimi şaşkınların bunca şehit cenazesi karşısında bile yüzleri kızarmıyor mu?

 

PKK/HDP, ABD’nin Ortadoğu’daki önemli bir piyonudur. RTE de BOP’un eşbaşkanıdır. ABD piyonuyla eşbaşkan yıkılmaz. Cumhuriyet’i de demokrasiyi de kurtaracak güç, ulusal birliği savunanların gücüdür. Bu nedenle Cumhuriyet güçleri, ivedilikle birleşip toparlanmalı. Çünkü başka Türkiye yok!

 

                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                           12 Eylül 2015

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder