Bir
yılı daha hır gür içinde, kimi zaman mutlu, kimi zaman de üzüntülü bitirdik.
Ekonomik bunalım halkımızın çoğunun belini büktü. Kaza bela toplumumuzdan ve
dünyadan eksik olmadı.
2025
yılında insanlık iyi sınav vermedi. Dünyanın egemen güçleri ve onların
işbirlikçileri, insan eti yiyip akıttıkları kanları içerek semizleşti. Paraya
tapınan egemenler, yoksullara bir solukluk yaşamı bile çok gördüler. Filistin,
Venezuela, Sudan, Somali, Nijerya ve dünyanın birçok yerinde emperyalistlerin
kışkırtmalarıyla savaşlar çıkarıldı. İnsanların suçsuz yere boğazlanmasına,
uygar(!) dünya ne yazık ki gözlerini yumdu. 2025’te, dünya insanlık sınavından
sınıfta kaldı.
Dünya
kapitalizmi, bunalımlardan beslenip semizleşmekte. Milyarlarca insan, bir avuç
kapitalisti doyuramıyor. Karınları doysa bile gözleri hep aç… Elleri yoksulun
cebinden bir türlü çıkmıyor nedense. İnsanlık kan ağlarken onlar nasılsa mutlu
olmakta.
Yılbaşı
olmadan neredeyse bütün televizyonlar, ağız birliği etmişçesine kış dinlence
merkezleriyle ilgili haberler yaptılar. Buralara ne kadar kar yağdığını
muştuladılar izleyenlerine. Kayakla kayanların görüntülerini paylaştılar.
Konaklama yerlerinin geceliğinin kaç lira olduğunu söylediler. İzleyicilerin
buralara gitmesi için yoğun çaba gösterdiler.
Televizyonlar,
günlerdir yılbaşı alışverişi yapanları gösterdi. Nelerin alınması gerektiği
konusunda yayınlar yapıldı. Kuruyemişlerin ederlerini gösterdiler sık sık.
Yılbaşı çamları, hindiler, tavşanmemesi (Nedense yabancı dilden olan kokinayı
kullanıyorlar.) buketlerinin, bu güne özgü giysilerin kaç lira olduğu anlatıldı
görüntülerle. Büyük kentlerin farklı ilçelerine ve Anadolu’nun önemli
merkezlerine bağlantılar yapılarak alanlarda nasıl eğlenceler düzenleneceği
anlatıldı ballandıra ballandıra. İnsanları belli şeyleri yapmak zorundaymışlar
gibi koşullandırdılar. Sanki evde ailecek alçak gönüllü bir kutlama yapılsa
yılbaşı gelmeyecekmiş gibi bir hava yaratıyorlar.
Ülkemizde
yılbaşı kutlamaları yüzyıllardır yapılır. Atalarımız, bu kutlamaları Asya
bozkırlarında da yapıyordu. Yeni yıl, toplumuzda hep heyecanın, umudun,
güzelliğin simgesi oldu. Kötülük, umutsuzluk, üzüntü, acı, yoksulluk
defterlerini kapatıp iyilik, umut, mutluluk, sevinç, varsıllık sayfası açılır
yılın ilk günüyle. İnsan, umut etmezse ve unutmazsa yaşama dört elle
sarılabilir mi? Yeni yılın gelmesiyle insanın yüreğinde, umut tohumu yeşerip
boy atar. Bir kişinin geleceğe yönelik umudunun olmasının kime, ne zararı var?
Bizler
ulus olarak böyle umutlu günlerin gelmesini hep evimizde kutlamaya alışığız.
Çünkü böyle günleri en geniş ailemizle ya da konu komşu, eş dostla kutlarsak
umudumuzu çoğaltacağımıza inanırız. Aile, toplumumuzun çelik çekirdeği… Şimdi
kalkmış televizyonlar, bu çelik çekirdeği parça parça edip bir yerlere götürmek
için uğraşmaktalar. Yine tüm özel günlerde olduğu gibi yılbaşını da bir avuç
kapitalistin daha çok para kazanmasına alet ediyorlar. Tüketimi artırmak sanki televizyonların
üstüne vazife. Bir de halkımızın ezici çoğunluğu ekonomik sıkıntılar içinde
zorluk çekmekte. Alan var, alamayan var. Herkesin kesesi bir mi?
İster
istemez televizyonların bu yayınlarını izleyen aile üyelerinin canları çekiyor
gördüklerini. “Başkaları şuraya gidiyor, şunları alıyor, biz neden evde
oturuyoruz? Niye yılbaşı alışverişi yapmıyoruz?” soruları soruluyor. Çocuk
durdan, yoktan anlar mı? Anlamaz… Birçok evde yılbaşı sorunlarla geliyor.
Küslükler oluyor nedensiz. Televizyonların insanları tüketim yapmaya kışkırtan
yayınları, aile birliğine darbe vuruyor bilerek ya da bilmeyerek.
Toplumumuz,
ideolojik bölünmelerle kültürel açıdan geriliyor. İdeolojik saplantılı bakış
açıları, bilgisizliği artırıyor. Yeni yıl kutlamaları da bu saplantılı bakış
açısından payını alıyor. Bilgisizlik yüzlerce yıllık bir geleneğimizi bir yana
itiyor. Yılbaşı çamı süslemenin Asya’nın göbeğindeki Türk yurdundan çıkıp
dünyanın her yanına yayıldığını farkında değil kimileri. Oysa sende olana sahip
çıkarsan büyürsün her alanda.
Yılbaşı
yaklaşırken Yalova’da Amerikancı yobaz terörün toprağa düşürdüğü üç canımız,
polisimiz yüreğimizde büyük bir acı. Bu acıyla biraz buruk giriyoruz 2026’ya. İçimiz
yanıyor şehitlerimizin acısıyla. Dileğim, yeni yılda can yitiklerimizin
olmaması.
Aslında
giden yıl değil, ömürdür. Yaşamımızın geride kalanını yararlı, gönençli, mutlu
geçirmektir amacımız.
Yeni
yılın ulusumuza dirlik düzen, sağlık, mutluluk; dünyaya da barış, erinç ve
işbirliği getirmesini dilerim. 2026, kapitalizm ve emperyalizm belasının bütün
dünya üzerinden yok olduğu yıl olsun.
Adil
Hacıömeroğlu
Yazdıklarına tümüyle katılıyorum değerli yazarımız. En önde benliğimizi unutmamak gerekiyor. Emperyalizmin ve siyonistlerin oyuncağı olmamalıyız.
YanıtlaSilDeğerli Adil öğretmenim,
YanıtlaSilHer geçen yıl sadece takvimde bir yaprak değil; umutlarımızı, acılarımızı, sevinçlerimizi ve öğrendiklerimizi de yanımıza alarak gidiyor. 2025’ten ders alıp, 2026’ya daha bilinçli, daha merhametli ve daha umutlu adım atalım. Usunuza , yüreğünize sağlık👏👏🌺❤️Kaleminiz var olsun.🙏🏻🧿✨📚Fulya Kırımoğlu