Yaşamın
vazgeçilmezlerinden biridir dostluk. Hele dostluğunuz eskiyse daha da
vazgeçilmez ve değerli oluyor. Bir de bu eski dostluklara, baba ve dedeye
dayanan tarihsellik eklenmişse bunun kişi için önemi satırlara sığmayacak denli
büyük oluyor. Çünkü bu tür dostluklar, kuşaklar boyunca yürekten yüreğe geçer.
Bu dostlukların kökleri, atalara dayanır. İnsan, nasıl atalarından vazgeçemiyorsa
bu dostluklardan da vazgeçemiyor. Çünkü bu dostluklar, insan yüreğine kök
salmıştır kopmamak üzere ve ayrıca insanın bütün benliğini sarmıştır.
16
Aralık 2025 Salı günü, daha önce kararlaştırdığımız üzere İşadamı Necmettin
Yılmaz’ın Kadıköy’deki işyerine gittim. Sayın Yılmaz; köylüm, komşum, akrabam,
baba-dede dostum, ağabeyim, içtenliği ve alçak gönüllüğüyle gönlümde yer etmiş
biri. Ne yazık ki İstanbul’un yoğun yaşamı, karmaşası içinde çok sık
görüşemiyoruz. Seyrek de olsa görüşmelerimiz genellikle ayaküstü oluyor ne
yazık ki. Kendisiyle söyleşmeyi severim. Çünkü onda ortak geçmişimizin
anılarını görürüm.
Buluşmalarıma
zamanında gitmeye özen gösteririm. Bu da öyle oldu. Saat, tam on üç olduğunda işyerinin
kapısındaydım. Beni görünce mutlu oldu Necmettin Bey. Oturduk. Hemen çaylarımız
geldi. Çay, söyleşilerin de dostlukların da vazgeçilmezi. Demli çaylar,
dostlukları da koyulaştırıyor kendi rengi gibi. Kişisel geçmişimizden, aile tarihimizden,
ülke sorunlarından söz ettik.
Bizim
buluşmamıza yine köylümüz, komşumuz olan Köksal Çeliköz gelecekti. Biraz
gecikince Necmettin Bey aradı onu. Yoldaymış eşiyle. Uzaktan, Tuzla’dan
geliyordu. Biz söyleşimizi sürdürdük çay eşliğinde. Bu arada yemek için bir üst
kata çıktık. Oturduk masaya. Yemeklerimiz geldi. Tam yemeğe oturmuştuk ki eski
arkadaşlarımdan Suat Saral geldi. Zaten bu işyerinde çalışıyor yıllardır. Böyle
olunca dostları görmekten oluşan mutluluğumuz daha da arttı. Yemeğimizi yerken
de söyleşimiz sürdü. Anılarımız başköşede… İnsan yaşlandıkça anıların değeri
daha çok artıyor sanırım.
Suat
Saral, Trabzon’un il genel meclisi üyesi olan ilk kadınlardan babaannesinin
fotoğrafını ve bir gazetede çıkan açıklamasını gösterdi bana. Arkadaşım gibi
onun babaannesiyle ben de gurur duydum. Neyse bu konuyu ayrıca yazacağım.
Yemeğin
ardından çaylarımız geldi. İlk yudumumuzu alırken Köksal Çeliköz girdi içeri
eşi Ayten Hanım’la. Ayten Hanım da köyümüzün kızı, komşumuz. Köksal Bey, hem
meslektaşım hem de asker arkadaşım. Onunla Necmettin Bey hem kapı komşusu hem
de akranlar… Söyleşimiz daha da katmerlendi onların gelmesiyle. Onlar da yemeklerini
yiyince aşağıdaki salona inip orada sürdürdük özlem gidermeyi.
Necmettin
Bey’le ikimiz varken yaptığımız söyleşide günümüz gençlerinden, çocuk
yetiştirmeden, evliliklerin pamuk ipliğine bağlı olduğundan söz ettik. O, “Köydeki
büyüklerimizin hepsi psikologdu da o zaman farkında değildik. Şimdi bakınca
onların ne değerli eğitimci olduklarını anlıyorum.” dedi. Onu onaylayarak: “İçinde
büyüdüğümüz geniş ailelerimiz, birer sağaltım alanıydı. Tinsel sorunlarımız
evimizde ya da komşularımızda tereyağından kıl çeker gibi çözülürdü.” dedim. Ailenin
öneminden söz ettik uzun uzun. Eskinin yardımlaşmacı, dayanışmacı komşuluk
ilişkilerini dile getirdik. Kent yaşamının sosyal açıdan bize kaybettirdiklerinden
yakındık.
Bir
ara bölgemizin yemeklerinden söz açıldı. Necmettin Bey: “İstanbul’da yediğimiz yöresel
yemekler, köyümüzdekiler gibi lezzetli değil. Tatları çok farklı...” dedi.
Ben:
“Yöresel yemeklerimizin köydekinden farklı olmasında havanın ve suyun farkı
vardır sanırım. Ancak köyde, çocukluğumuzda yediğimiz yemekleri lezzetli yapan
geniş ailelerimizdi. Mutluluğun, içtenliğin, paylaşmanın olduğu o sofralarda
yemekler de çok lezzetli oluyordu. Bugün bile tatları damaklarımızda.” dedim biraz
içim burkularak. Onayladı beni. Evet, insanın ağzının tadı olmalı. Dileğim odur
ki kimsenin ağzının tadını kaçıracak olumsuzluklar olmasın. Sofrada ne yediğin
önemli değil, kimlerle hangi tinsel durumda yediğin önemli.
Söyleşimizin
ikinci bölümü Ayten Hanım, Köksal ve Suat Beyler ile sürdü. Bu arada yemekte
bize katılan Necmettin Bey’in torunu Oğuz’u da burada anmak isterim. Yüzü gibi
içi de tertemiz bir genç… Saygılı ve içten… Yurtdışında sürdürmekte eğitimini. Öğrenmeye
meraklı, ancak onunla az söyleşebildik. Onunla biraz eğitiminden, gelecek
planlamasından ve yapay zekâdan konuştuk. Bizim söyleşimizden, eskileri anmamızdan
sıkılmadı. Zaman zaman katıldı bizlere.
Necmettin
Yılmaz, Köksal Çeliköz ve eşi Ayten Hanım ile ben Hayrat’a bağlı Gülderen’deniz.
Çocukluğumdan beri tanıdıklarım. Suat Saral ise Of’ta liseye giderken tanıştığım
arkadaşım. Genç yaşta uçmağa varmış kardeşi Şeref de arkadaşımdı. Aynı toprağın,
aynı geleneğin, aynı kültürün inanıyız hepimiz.
İkindi
vakti geldi. İzin istedik ve ayrıldık zor da olsa. Güzel bir gün geçirdik eski
dostlarla buluştuğumuz için. Az da olsa bir zaman yolculuğu yaptık. Hepimizin
babaları da arkadaştı. Onlar da ülkemizin zor yokluk yıllarında insanlıklarını
paylaşmışlardı. Bizlere dostluğun, arkadaşlığın, komşuluğun ne denli önemli ve
yaşamsal olduğunu onlar öğretmişti davranışlarıyla. Bizim de yapacağımız
onların yolundan gitmek. Çünkü dostluktan ve insan olmaktan daha değerli bir
şey yok şu kısacık ömürde.
Adil
Hacıömeroğlu
18
Aralık 2025
Eski dostlarla bir araya gelip oturulduğunda sohbet ortak bir geçmişten akar ve geçmişin anıları konuşulur. Hele bir de bu eski dostluk ta çocukluğa dayanıyorsa. Çocukluk arkadaşlığı ve sonrasında hiç kopmayan dostluk bağları uzun yıllara dayalı dostluk ilişkisini geliştirir pekiştirir.Eski dostlukların güzelliği,kusursuz olmamalarındadır. Kırgınlıklar yaşanabilir,hatta bazen yollar ayrılabilir.Fikir ayrılıkları olabilir, veya insanın özel yaşamına dair zorluklar güçlükler ilişkileri rafa kaldırabilir.Ama herşeye rağmen gün gelir o dostluğun kökü sağlamsa bir yerden sonra o güçlü bağ devreye girer, tekrar dostluklar devam eder.Çünkü o bağ, geçici heveslere değil, gerçekliğe dayanır.O bağın kökeninde geçmiş yılların yaşanmışlıkları belleklerde iz tutan anıları vardır.
YanıtlaSilDeğerli öğretmenim,
YanıtlaSilYazınız gerçekten harika. 👏👏
Zamanın bıraktığı izleri öyle içten anlatmışsınız ki, okurken yüzümde bir gülümseme, yüreğimde güzel bir his bıraktı. Duyguyu abartmadan, samimiyetle aktarmışsınız.
“Eski dostlarla geçirilen bir gün, insana hem geçmişi hem kendini hatırlatıyor.”
Dostlarla geçirilen saatler, geçmişin güzel anılarını yeniden yaşatıyor ve yüreğimizde derin izler bırakıyor. Böyle buluşmalar, hayatın gerçek zenginliğinin sevgi ve samimiyette olduğunu bir kez daha gösteriyor. Zaman her şeyi değiştirse de gerçek dostluk aynı sıcaklıkla kalıyor.
Okurken insan geçmişine gidiyor, kendi eski dostlarını hatırlıyor…
Satırlarınızda eski dostlarla geçen güzel anları hissetmek, okuru da mutlu ediyor. Paylaştığınız için teşekkür ederim; dilerim hepimiz ömrümüzü eski dostlarla güzelleştiririz.
Yüreğinize, gönlünüze sağlık. 👏👏 🌹🧿💙🍀
Kaleminizin ışığı hep yansın. 📚
Var olun. 🙏🏻