EKRAN BAĞIMLILIĞI, ULUSAL TEHDİT


Ekran bağımlılığı, ulusumuzun birliğini giderek tehdit ediyor. Ne yazık ki ülkemizin geleceği olan çocuk ve gençler, sosyal medya üzerinden emperyalizm tarafından yönlendirilmekte. Bu yönlendirilmelerle gençlerin ülkemizden umudunu kesmesine neden olunuyor. Bazı kişilerde ise bu, giderek doğup büyüdüğü topraklardan nefret etmesine dönüşüyor. Bu nefret de çocuk ve gençlerin ülkesine bağlılığını, sevgisini yok ediyor.

Günümüzün en büyük bağımlılığı, ekran… Ekran bağımlılığı, birçok farklı bağımlılığın da temelini oluşturmakta. Üstelik ekranların kontrolü, yönlendirilmesi, burada izlenen içeriklerin üretilmesi küresel sermayenin yönetiminde. Çocuk ve gençlerin burada izledikleri yayınların çoğu, onları küresel güçlerin isteği doğrultusunda yönlendirmekte. Bu da genellikle olumsuz yönde olmakta, onları bağımlı yaparak kendine tutsaklaştırmakta. Böyle bir durumda kişinin bireysel özgürlüğünden, yaşamındaki seçimleri kendisinin yapmasından, kendisi olmaktan söz edilemez. Ekrana bağlanan kişi, görünmez ve kötü niyetli bir elin kulu kölesi oluyor.

Sık sık sosyal medyada birçok gencin yurt dışına gitmek için can attıklarına tanık olduk. Bu kişilerin çoğunun iyi eğitim aldıklarını görüyoruz. Bu gençlerin ülkemizde işsiz kalması neredeyse olanaksız. Üstelik birçoğu, eğitimleri ve meslekleri göz önüne alındığında Türkiye’de el üstünde tutulacağını biliyoruz. Buna karşın bu kişilerin doğup büyüdüğü topraklarda mutsuz olup yurtdışına gitme istekleri niye?

Sosyal medyada ülkemizde demokrasinin, adaletin, fırsat eşitliğinin, insan haklarının olmadığı ve çalışanların emeğinin karşılığını alamadıkları yalanı sürekli yayılmakta küresel egemen güçlerce. AB ülkeleri ve ABD’de çalışanların, hele de üniversiteyi bitirmiş olanların çok güzel olanaklarla çalıştıkları, yüksek aylıklar aldıkları anlatılıyor sosyal medyada. Buna kanan bazı gençler, yurtdışına gitmeye karar verdiler ve dediklerini de yaptılar. Giderken de “Türkiye bir doktor yitirdi, Almanya bir doktor kazandı.” ya da “Türkiye bir mühendis yitirdi, ABD bir mühendis kazandı.” biçiminde sosyal medyada paylaşımlar yaptılar. Bu kişiler, umutla gittikleri yerlerde düş kırıklığına uğradılar. Çünkü gittikleri ülkelerde bırakın el üstünde tutulmayı, boğaz tokluğunda çalışabilecekleri işleri bile bulmakta güçlük çektiler. Bazıları düş kırıklığıyla ülkemize döndü. Bir kısmı ise giderken ülkemiz hakkında ileri geri konuştukları ve büyük sözler ettikleri için yüzleri tutmuyor geri gelmeye. Bakalım, dişlerini ne kadar daha sıkacaklar yaşadıkları zor koşullarda.

Ekran başından ayrılmayanların önüne sık sık bazı algoritmalar çıkıyor. Türkiye’de çalışmanın boşa olduğu anlatılıyor burada. “İşe girersen zaten düşük aylıkla çalışacaksın. Aldığın para faturalarını ve borçlarını ödemeye ancak yetecek. Cebine bir lira bile girmeyecek. Böyle çalışmanın işsiz olmaktan ne farkı var? ABD’de günde yaklaşık iki bin kişi milyoner oluyor. Sen, bu varsıllık fırsatını yakalamak ve çalışmak için niye ABD’yi seçmiyorsun?” biçiminde sözler var bu algoritmalarda. Eğer ABD ‘de her gün iki bin kişi milyoner oluyorsa bu, yılda yaklaşık yedi yüz bini aşkın kişi yapar. Bunun olanaklı olup olmadığını düşünmüyorlar bile. Çünkü sanal dünyada öylesine büyülenip koşullanmışlar ki orada anlatılanları, doğrulukları konusunda asla sorgulamıyorlar. “Gökten yağanı, yer kabul eder.” atasözünün gereğince ekrandan gördükleri, işittikleri her düşünceyi doğru olarak kabul ediyorlar. Bu durum, ekrana, sanal dünyaya adeta bir tapınma.

Türkiye’de üniversite diplomalı gençlerin çoğunun işsiz olmasının nedenlerinden biri, sanal dünyanın söylediklerine inanarak düşük buldukları aylıklarla çalışmayı gereksiz görmeleri. Bu da onları, iş aramaktan alıkoymakta. Doğaldır ki uzun süre çalışmayan, yalnızca evde oturup ekran başından ayrılmayan gençler, zamanla hem eğinsel hem de tinsel olarak bir çöküş yaşıyor, iyice tembelleşiyorlar. Zamanla çalışma istekleri yok oluyor.

İşsiz, çalışma isteği körelmiş, ekran bağımlılığı yüzünden giderek toplumsal ilişkileri zayıflamış gençlerin ülkelerine bağlılıkları zamanla köreliyor. İçinde bulundukları kötü durumdan ülkelerini sorumlu görüyorlar. Bundan içinde yaşadıkları toplum da payını alıyor. Bu kişiler, kendi yurttaşlarını işe yaramaz, ilkel, anlayışsız, gereksiz insanlar olarak görmeye başlıyor. Böylece içinde yaşadıkları toplumdan duygusal kırılmaları ve kopuşları başlıyor. İşte, bu da ulusun varlığını, yurdun bütünlüğünü tehlikeye düşürmekte. Düşman, görünmeyen eliyle içimize zehri boşaltıyor. Hem de çocuklarımızı, gençlerimizi bizden kopararak… Koparmakla kalmıyor, onları doğup büyüdükleri topraklara düşmanlık yaptırıyorlar.

Ne yazık ki son yıllarda ekran bağımlılığı yüzünden kendi ülkesinin hiçbir şeyini beğenmeyen çocuklarımız ve gençlerimiz var. Kendi ülkesine karşı önyargılarla dolup taşan ekran bağımlısı bir kuşak yetiştirilmekte ne yazık ki sanal dünya aracılığıyla görünmez düşman. Düşman, içimizden evlatlarımızla vuruyor bizi. Sanal bağımlılık, ulusal güvenlik sorunu olmak üzere… Konu savsaklanmamalı. Devlet yetkilileri, anneler, babalar, öğretmenler konunun önemini iyi kavrayıp ortaklaşa önlem almak zorunda. Yarın, çok geç olabilir. Başka Türkiye, başka evlatlarımız da yok! İkisini de elimizde tutmak zorundayız. Çünkü ulusça yaşamamızın garantisi bu.

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               8 Aralık 2026

1 yorum:

  1. Değerli Adil Öğretmenim,

    Kesinlikle! 🙏 Bu gerçekten kritik bir konu; ekran bağımlılığı sadece bireysel değil, toplumun geleceğini doğrudan etkileyen bir tehdittir.

    Ekran bağımlılığı artık yalnızca bireysel bir sorun değil; milletimizin birliğini, değerlerini ve geleceğini tehdit eden ciddi bir tehlikedir. Gençlerimiz, dijital dünyanın parlak ama yanıltıcı vaatleriyle kendi kültüründen ve tarihinden uzaklaşırken, vatan sevgisi, çalışma disiplini ve toplumsal aidiyet zayıflıyor. Bir milletin gücü, yetiştirdiği kuşakların milli kimliği ve değerlerine bağlılığıyla ölçülür. Gençliğini kaybeden bir millet, yarınını da kaybeder.

    Usunuza ve duyarlılığınıza sağlık 👏👏 Farkındalık yarattığınız için teşekkür ederim 🙏🏻
    Gençlerimize kaliteli zaman ayıralım, onları tarihimizle buluşturalım ve ekran sürelerini kısaltalım.
    Yüreğinizle , kaleminizin izi daim olsun.🙏🏻📚💐🍀

    YanıtlaSil