Ekran
bağımlılığının yarattığı en önemli sorunlardan biri, sanal ortam da kumar oynamak.
Kumar bağımlılığı, sanal ortamda daha çok “bahis” adı altında yer almakta.
Türkiye’de
40 milyona yakın insan, en az bir kez ya da birden çok kumar sitelerine giriş
yapmış. Yani bu kişiler, en az bir kez olsun kumar oynamış. Bahis (kumar) oynama
yaşı, ne yazık ki giderek düşmekte. On beş, on altı yaşındaki çocukların sanal
ortamda kumar oynadıkları saptandı ne yazık ki. Bu durum, çocukların ve gençlerin
geleceğini yok eden bir bağımlılık türü. Bu durum; evlerde mutluluğu, uyumu,
erinci, ülküleri yok ediyor göz göre göre.
Türkiye’nin
bir yılda kumara giden parası üç aşağı beş yukarı 40 milyar dolar. Bu para, ne yazık ki yurtdışına gidiyor. Ekonomik
bunalım içinde çırpınan ülkemizin yoksullarının parası, su gibi akarak yurtdışındaki
kumar baronlarının kesesini doldurmakta. İnsanlar, elinde avucunda ne varsa
kumara vermekle kalmıyor, ödeyemeyecekleri borçların altına giriyorlar. Bankalardan
kredi alıp ya da varsa malını mülkünü satıp sanal kumara veriyorlar paralarını.
Bu da aileleri dağıtıyor, insanları ölüme kadar götürüyor.
Kumar,
herkesin elinde bulunan cep telefonlarında oynanıyor. Yani herkes kumarhaneyi
elinde taşıyor. Ekran bağımlılığı, kısa sürede kumar bağımlılığına/alışkanlığına
dönüşmekte.
Elinden
telefon düşmeyen kişi, neredeyse her gün kumar sitelerine giriyor. İşin ilginç
yanı, kişiler bu sitelere “Kumar oynayacağım.” diye girmiyor; “Yatırım
yapıyorum.” diyerek buralara para yatırıyor. Yani kumar, ülkemiz insanı için
yatırım alanı olmuş. Buralara yatırım(!) yapmak için kişi, varını yoğunu
yatırıyor kumar sitelerine. Uçan kuşa borçlananlar var. Ne yazık ki sanal
kumarda kazanan yok! Çünkü sistem ona göre ayarlanmış. İlk başta sisteme yeni
girene biraz para kazandırılıyor. Doğaldır ki bu, oltaya takılan yem gibi.
Kazandığını sanan kişi, daha çok para yatırıyor bu sitelere. Artık o,
yemlenmiştir ve bir daha kurtuluşu yoktur bu tuzaktan. Oltada çırpınan balık
gibi çırpınması onu kurtarmıyor. Çırpındıkça oltanın iğnesi, daha çok
saplanıyor ona. Diyelim ki kazara kazandınız bir miktar para. Bu para, sizin hesabınıza
geçmiyor bir türlü. Bu da insanları düş kırıklığına uğratmakta.
Düş
kırıklığı, giderek derinleşiyor. Tuzağa düşürüldüğünü anlayan kişi, sistemden
çıktığında başka bir tuzak kuruluyor ona. Kendisinin avukat olduğunu söyleyen
biri, onu arıyor. Ona, yasadışı kumar oynadığını söyleyerek ihbar etmekle
tehdit ediyor. Bu tehdit karşısında kişi, kopamıyor tuzaktan. Kumar siteleri,
tuzağa düşürdüklerinin kanını emiyor adeta. Her şeyini yitiren, toplumsal
yaşamdan kopan, özellikle de yakınlarının yüzüne bakamayacak duruma gelen
kişinin yaşama isteği yok oluyor. Kendince önünde tek yol olduğunu düşünüyor ve
kendi canına kıyıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre kumar
bağımlılarının yüzde yirmisi intihar ediyor. Bu önemli bir sayıdır. Bin bir
emekle yetişen insanların kumar yüzünden yaşamdan kopmaları, bir toplum için
büyük bir yitik ve sorun. Ülkemizde de birçok kumar bağımlısının canlarına
kıydıklarını üzülerek öğreniyoruz. Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde 37 yaşındaki
öğretmen Şafak Çelik, tüm mal varlığını sanal kumarda ne yazık ki kaptırdı.
Üstüne üstlük bir de ödeyemeyeceği denli çok borçlanan Çelik’in kendi canına
kıyması, kamuoyunda yankılandı ve benzer biçimdeki ölümleri gündeme getirdi. Demek
ki ekran bağımlılığı, çocuk ve gençleri ölüme götüren bir sürecin başlangıcı.
Şimdi
diyeceksiniz ki, ekran bağımlılığıyla kumarın ilişkisi nasıl oluyor? Telefonda
oyun oynayan kişilerin karşısına birçok reklam çıkıyor. İster istemez kişi,
bunların üstüne tıklıyor. Çünkü merak ediyor insan. Bu reklamların çoğu da
yasadışı kumar siteleriyle ilgili… Her insanın para kazanma isteği vardır
içinde gizli ya da açık olarak. Kumar sitelerine girenlerin çoğu ekonomik
zorluk çeken ailelerin çocukları… Az da olsa varsıllık içinde yaşayan kişiler
de kumar bağımlısı oluyor nedense. Bu reklamlarda alanında ünlü olmuş kişilerin
görüntüleri paylaşılıyor. Hele yapay zekânın günlük yaşamımıza girmesiyle bu iş
daha da kolaylaştı. Ünlü biri, yapay zekâ yardımıyla bahis sitelerinin reklamında
oynatılıyor. Bunu görenlerini çoğu, reklamdaki sahtekârlığı anlayamıyor.
Böylece de tuzağa düşülüyor reklam yüzünden.
Türkiye’deki
spor karşılaşmalarının, özellikle de futbol maçlarının çoğu şifreli televizyon
kanallarında yayımlanmakta. Bu nedenle maçlara ilgi duyan kişiler, korsan
yayınları yeğliyor. Bu korsan yayınların çoğunu, kumar siteleri yapmakta. Böyle
olunca da sürekli reklamlarını yayımlıyorlar buralarda. Bu reklamlar da
tıklanıyor doğal olarak. Böylece ekran bağımlılığı kumar bağımlılığına
dönüşüyor.
Bahis
sitelerinde her türlü kumar var. Spor karşılaşmaları, at ve araba yarışları
başköşede. Ancak bu karşılaşmaların çoğu gerçek değil, sanal. Sanal bir maç ya
da yarış kurgulanıyor ve bahis sitesine giren bu karşılaşma/yarış için para
yatırıyor. Oysa kurgulayan kişi, istediğini, istediği biçimde kazandırıyor.
Bahis,
yalnızca spor karşılaşmalarında oynanmıyor. İnsan usuna gelebilecek her konuda bahse
girmek olanaklı bu sitelerde. Örneğin, son aylarda ülkemizde bahis ve
uyuşturucu soruşturmaları başladı. Hemen bahis siteleri devreye giriyor. “Uyuşturucu
soruşturmasında gözaltına alınan elli kişiden kaçı tutuklanacak?” biçiminde
bahisler yapılıyor. Yine bir trafik kazası olduğunda diyelim ki yirmi kişi
yaralandı. Bahis sitesi, “Bu yaralıların kaçı ölecek?” diye bahis yaptırıyor. Diyelim
ki ABD Başkanı Trump, yarın basın toplantısı yapacak. Bahis şirketi, Trump’ın
basın toplantısında hangi renk takım elbise giyeceğini soruyor. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ne kadar eften püften konu varsa bahsi
yapılıyor anlaşılacağı üzere.
Sanal
bahis siteleri, ocaklar söndürüp bir kuşağı mahvediyor. Ülkemizin varlıkları kumar
nedeniyle yurtdışına akıyor. Bu, ulusal varlığımızı da tehdit ediyor. Çalışma
yaşamında olması gereken gençler, ne yazık ki ekran başında bahis bataklığında.
Bu durum, hem gençleri hem de toplumu çürütüyor. Geleceğimiz, ekran bağımlılığı
yüzünden yok oluyor. Bu konuda önlem almalıyız gecikmeden hemen bugün. En küçük
gecikme bile bu sorunu, daha içinden çıkılmaz duruma getirir. Önlemler zamanında
alınmalı, geciktirilmeksizin. Yoksa yarın çok geç olabilir.
Adil
Hacıömeroğlu
9
Ocak 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder