2025’i
geride bırakıp 2026 yılına girdiğimizde dünyanın her yanından iyilik, savaşların
bitmesi ve barış istekleri, mutluluk dilekleri yükseldi. Eski yılda çok sayıda
insan emperyalizmin çıkarları uğruna öldürüldü. Dünyanın dört bir yanında kan
ve gözyaşı vardı. Birçok kişi, 2026’da kan ve gözyaşının, emperyalist
saldırganlığın biteceğini umuyordu. Oysa dünya siyasetini yakından izleyenler,
yeni yılın eski yıldan daha kötü olaylara sahne olacağını bilip söylüyordu.
Donald
Trump, ikinci kez ABD başkanlığına geldiğinde birçok kişi, ona umutla
bakmaktaydı. Bazıları Trump Amerika’sının kendi içine döneceğini söyledi.
Ülkemizdeki kimi siyasetçiler, gazeteciler, öğretim üyeleri, televizyon yorumcuları
ise Trump’ın Türkiye dostu olduğunu vurguladılar. Onlara göre ABD bölgemizden
çekilecekti. Özellikle Batı Asya’da İsrail saldırganlığının sona ereceğini, terörün
biteceğini dile getirdiler. Bu doğrultuda bir kamuoyunun oluşturulduğunu da
söyleyebiliriz.
Trump,
göreve başlar başlamaz Kanada, Grönland ve Panama’nın ABD’ye bağlanması
gerektiğini söyledi. Bu söylem bile ona bel bağlayanları uyandırmadı. İsrail’in
Filistin’de yaptığı insanlık dışı soykırıma tam destek verdi. İran’a saldırdı.
Birçok ülkeyi tehdit etti.
ABD
Başkanı, ikide bir “sekiz savaşı bitirdiğini” söylemeye başladı. Oysa bitirdiği
savaş yoktu. Tersine savaşlarda mazluma karşı zalimin yanında durdu hep. Yeni
savaşları körükledi. Emperyalizmi iyi tanıyanlar, ABD’li yöneticilerin “barış,
demokrasi, özgürlük” sözcüklerini çokça kullanmalarının yeni bir savaşı
başlatacağını çok iyi bilir. Bu sözcükleri kullanarak yapacağı kötülüklerin üstlerini
örtmeye çalışır emperyalizm. Çünkü kendisi dışındaki hiçbir ülkenin
mutluluğunu, erincini, gönencini, varlığını, haklarını umursamaz. O, timsah
gözyaşlarıyla sömüreceği ülkeleri sever görünür. İşbirlikçilerinin ağzına bir
parmak bal çalar. İşbirlikçiler de bir parmak balla karnın doyduğunu sanıp mutlu
olarak uşaklıklarını sürdürür.
ABD’nin
eninde sonunda Venezuela’ya saldıracağı beklenmekteydi. Çünkü ABD ekonomisi
çöküşte. Bu nedenle Venezuela’nın petrolüne ve madenlerine gereksinimi var. 3
Ocak 2026 günü Venezuela’ya askeri harekât düzenledi. Devlet Başkanı Nicolas
Maduro, Caracas’taki konutundan emperyalist haydutlarca kaçırıldı. Kaçırılmasının
nedeni, sözde uyuşturucu kaçakçılığı yapması. ABD emperyalizminde yalan çok… Bu
suçlama da öteden beri söyledikleri yalanlardan, iftiralardan biri…
Trump,
aylardır Venezuela’nın ABD’nin petrolünü çaldığını savladı. Venezuela, dünyada
petrol rezervi en çok olan ülke. ABD yöneticileri, Venezuela’nın petrolünü
sahiplenmekte. Zaten Maduro’nun haydut yöntemleriyle kaçırılmasından sonra
Trump, amaçlarını anlattı. Artık Venezuela petrolünü ABD şirketlerinin
çıkaracağını söyledi. Uyuşturucu bahane, petrole haydutça el koymak şahane…
Venezuela’da
petrolün yanı sıra başta altın olmak üzere elmas, titanyum, çinko, kömür, nikel,
demir, bakır ve boksit madenleri bolca var. Ayrıca ülke, lityum varsılı… ABD,
bu yeraltı varsıllığını gördükçe salyaları akıyor. Ayrıca bu ülke, Amazon
havzasında olduğundan tarım üretimi açısından çok verimli topraklara sahip.
Trump
konuşmasında Kolombiya, Küba, Meksika ve İran’ı işgalle tehdit etti. Sırada
başka ülkeler de var. ABD tehdidinin hedef ülkelerinden biri de Türkiye. Bu
nedenle ülkemiz siyasetçileri, bu gerçeği görüp ona göre önlem almalı ve iç
cepheyi güçlendirmeli.
Maduro,
ABD’nin Türkiye’ye işgal giriminde bulunduğu 15 Temmuz 2026 darbe kışkırtması
sırasında ülkemizin yanında ilk yer alan dünya siyasetçilerinden biri.
Sonrasında ülkemize gelip görüşmeler yaptı. Ülkesinin altınlarını Türkiye’ye
emanet etti. FETÖ’cü kalkışma, başarılı olsaydı aynı şey Cumhurbaşkanı R.
Tayyip Erdoğan’ın başına gelecekti. Bu gerçeği yadsıyıp unutmak çok kötü…
Yazımızı
kaleme aldığımız ana kadar Erdoğan, konuyla ilgili bir açıklama yapmadı.
Dışişleri Bakanlığının “tarafları (Yani ABD ve Venezuela’yı) itidale çağırması çok
ilginç (ölçülülük, soğukkanlılık). Kurt, kuzuyu boğuyor, siz itidalli olmayı
öneriyorsunuz kuzuya. Bu açıklama, ABD’nin yaptığı haydutluğu desteklemek değil
de nedir. AKP sözcüsü Ömer Çelik ise yaptığı açıklamada ne Maduro’nun ne de ABD’nin
adını geçirdi. Anlaşılacağı üzere ne şiş yansın ne kebap açıklaması yaptı. Bu
da haydutluğu onaylamak... AKP’nin II. Abdülhamit’ten esinlenerek uygulamaya
çalıştığı “denge politikası” ülkemizi zora sokuyor. Dün II. Abdülhamit, bu
politikayla emperyalistlerin oyuncağı olup koca Osmanlıyı batırmıştı. (Konuyla ilgili
DENGE POLİTİKASI https://adiladalet.blogspot.com/2022/03/denge-politikasi.html
yazım okunabilir.)
AKP’li,
Mehmet Uçum, Süleyman Soylu ve Bülent Turan’ın açıklamalarını alkışlıyorum. Çünkü
emperyalist haydutluğu görüp tavır aldılar.
CHP
Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklaması Özel’ce bir düşünce. Resmen ABD’nin
yanında Özgür Özel. Dünyada emperyalizme karşı ilk Kurtuluş Savaşı’na öncülük
etmiş bir partinin bu durumlara düşmesi, tarihine ihanet değil de nedir? Bu
arda CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun haydutlukla ilgili
açıklamasını olumlu bulduğumu söylemeliyim.
MHP
Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 15 Temmuz’la ilişkili açıklaması ise tarihsel
önemde. Zalimin eylemini örtbas etmedi, zalimin yanında durdu. Bu açıklamasıyla
ülkemizin karşı karşıya bulunduğu tehdidi de anlamayanların gözüne soktu
Bahçeli.
Yandaş
ve candaş medya ise Maduro’nun diktatörlüğüne her fırsatta vurgu yapması Amerikancılıklarının
itirafı niteliğinde. Bazı ünlü televizyon kanallarının güya Venezuela’da
yaşayan Türkler adı altında FETÖ’cüleri canlı yayına bağlamaları ise tam bir
aymazlık. Yandaş ve candaş televizyonlarda Venezuela halkının suçlanması ise
bilgisizliğin ötesinde ABD’ye hizmet yarışı. 4 Ocak akşamı her iki kesimin
televizyonları, halkının Maduro için sokağa çıkmadığını anlattılar uzun uzadıya.
Bu yolla ABD’nin haydutluğuna haklılık kazandırmaya çalıştılar. Oysa aynı
saatlerde Ulusal Kanal, Venezuela’dan canlı yayındaydı. Halk, alanlara
sığmıyordu. Venezuela’nın hükümet üyeleri de gösterilerin en önündeydi. Halk,
başkanına sahip çıkmıştı. Ne yazık ki yandaş ve candaş medya, gelişmeleri ABD
medyasından aktarıyordu. Bu da ihanetin bir başka biçimi…
Maduro’nun
haydutça ABD’ye kaçırılması önemli bir ders tüm ezilen ülkeler için. ABD’ye
güvenip onunla işbirliği yapmakta olan ülkelerin yöneticileri; kendi varlıklarına,
geleceklerine ve ulusal çıkarlarına en büyük ihanet. Bu nedenle ABD
emperyalizminin dünyadaki haydutluklarını engellemek için ezilenlerin en geniş
ittifakı kurulmalı. Bunun için gecikmek ABD’yi güçlendirir
Adil
Hacıömeroğlu
5
Ocak 2026
Adil hocam,feodal sistemin yerini sanayi
YanıtlaSilüretimine kaptırmasıdan sonra..
1500-1870 arası Klasik Kapitalizm. 1860-2025 arası Emperyalizm...
2025- EMPEŞKİYALİZM...!!!
Eşkıya ve Çete-Mafya Kapitalizmi...
Saygılarımla..
Kalemine Efendi Kalan, Adil öğretmenim,
YanıtlaSilYazınızı okurken içimde yükselen duygu öfke değil, derin bir sorumluluktu. Sessiz ama sarsıcı bir dille, hakikati vicdanımıza bırakıyor. Gücün adaletten koptuğunda nasıl zulme dönüştüğünü hissettiriyor. Emperyalizmin adaletsiz, çıkarcı ve zorbalıkla harmanlanmış yüzünü açıkça görüyoruz. Zorbalığa karşı insanlığın, sömürüye karşı direnişin önemini hatırlatıyor.
Okuru düşündürüp çağrı yapıyor..
Ya susacaksın ya da insanlıktan ve mazlumdan yana duracaksın.
Benim için bu çağrının değeri çok büyük.
Usunuza, duyarlılığınıza sağlık👏👏Yüreğinizden gelen , kaleminizin izi kalıcı olsun..🙏🏻📚💐