ÇOCUKLARIYLA ÖVÜNEN VELİLER


Günümüzde neredeyse ailelerin tümü çocuklarını öve öve bitiremiyorlar. Herkes çocuğunun üstün zekâlı, bazıları ise dâhi olduğuna inanmakta. Çocukların çoğunun düşünüp uyguladığı sıradan bir şeyi yapınca evlatları, onu yere göğe sığdıramıyorlar.

Ortaya çıkan dâhice(!) düşünce, söz ya da davranış övüldükçe övülüyor. Övgüler; evin duvarlarını aşıp telefonla hısım akrabaya, eşe dosta ve konu komşuya duyuruluyor muştu verircesine. Kimi zaman iş daha da büyütülüp yemekli yerlerde ya da evlerde kutlamalar yapılıyor pastalar kesilerek.

Günümüz çocukları gerçekçi olmayan, aşırı övgülerle büyütülmekte. Her çocuğun kendine göre bir yeteneği, becerisi, üstün yanı, kendince başarıp yapabileceği işler vardır. Doğaldır ki her çocuğun gelişme süreci ve yeteneklerinin ortaya çıkması anneleri, babaları, diğer aile büyüklerini mutlu eder. Bu da çok doğal… Ancak gelişmeleri, yetenekleri, onların kendi başına bazı şeyleri yapmaları çok abartılmamalı. Çünkü dünya yüzündeki her canlının doğumuyla başlayan büyüme sürecinde benzer aşamalardan geçer. Anne ve babaların bu süreçten mutlu olmaları onların hakları. Ancak çocukların yaptıkları, söyledikleri, düşündükleri şeyleri çok abartmak hiç olağan değil.

Yalnızca kendi çocuğumuzu değil, başkalarının çocuklarını da gözlemlediğimizde benzer düşünce, yetenek ve davranışları görürüz. Bunların yalnızca kendi çocuğumuza değil, başka çocuklara da özgü olduğunu kolayca anlarız. Demek ki çocukların büyümesinde benzer süreçleri yaşar aileler. Onu abartarak, olağandışı bir algıyla farklı kılmaya çalışan bizleriz.

Her canlının yavrusu olağanüstü, çok sevimli ve güzeldir. Kuzguna yavrusu anka görünür, sözünü usumuzdan çıkarmamalı. Kendi çocuğumuz başkalarına çirkin, yeteneksiz, beceriksiz görünse de bizim gözümüzde öyle değil. Birinin çocuğu başkalarına çok sevimsiz gelebilir. Ancak o çocuğun annesi babasınca dünyanın en sevimli yaratığı olması doğal. Çünkü o, onların çocuğu... Bu bakış açısıyla yapılabilecek değerlendirmeler nesnel olmaz.

Kimse ayranım ekşidir, demez. Yalnızca çocuklarını değil, malını mülkünü de hatta evindeki ufak tefek eşyasını da över insanlar çoğu zaman. Hiç unutmam bir komşumuz, yeni buzdolabı almıştı. O dönemde bu beyaz eşya, yeni yeni yaygınlaşıp evlere giriyordu. Toplasan en çok üç ayrı marka çıkardı karşımıza. İlçemizde tek markanın satıcısı vardı. Doğal olarak herkes oradan alıyordu buzdolabını. Komşumuz dolabı alıp evine getirdi. Sebzeler, meyveler, şişelere doldurulmuş sular kondu soğutmak için. Evin babası, ikide bir buzdolabıyla övünürdü. “Hanım, en iyisi bizimki çıktı. Bak, komşuların buzdolabının soğutması bizimkini tutmuyor.” derdi ikide bir. Oysa hepsi aynı marka… Hepsinin modeli bir… Ama olsun, o buzdolabı onlarındı ve en iyisiydi. Ondan iyisi olamazdı. Çünkü o ayran onlarındı ve hep en tazeydi, ekşimesi de olanaksızdı.

Eskiden çocuklar, insan içinde övülmezdi nazar değer diye. Anneler, babalar çocuklarını; nineler, dedeler torunlarını “çirkinim” diyerek severlerdi. Hatta beşikteki çocukların alınlarına yanaklarına, kısacası görünür yerlerine kömür karası sürülürdü göz değmesin diye. İnsanların en çok korktukları şey, çocuklarının nazara gelmesiydi.

Geleneklerimiz gereğince çocuklara yeni alınan giysi duyurulmazdı konu komşuya. Eve gelen yiyecek ya da içeceklerin neler olduğu söylenmezdi. Son yılarda aldıkları ve kazandığı parayla “hava atma” diye bir moda çıktı ortaya. Herkes parası ve malı mülküyle övünür oldu. Buna çocuklarıyla abartılı övünme de eklendi ne yazık ki. Sanki onlar da ailelerin mallarıymış gibi bir anlayış çıktı ortaya. Çocuklar, abartılı övgülerle şımartıldıkça şımartıldı. Onların telefon ekranlarda yaptıkları destanlaştırıldı. Destanlaştırılınca onlar da ekranlarda da becerilerini gösterdi.      

Çocuklarını şişirdikçe şişiriyor anne ve babalar, tıpkı bir balon gibi. Bir gün şişirilecek yer kalmayınca balon patlıyor ve istenmeyen olaylarla karşılaşılıyor. Oysa yaşam karşıtlıklar üstüne kurulu. Çocuklar, iyi işler yaptıkları gibi zaman zaman kötü şeyler de yapacaklar. Onları hiç yanlış yapmayan robotlara dönüştürdü anne ve babalar. Evde roller değişti. Çocuk anne ve babanın yerine geçip karar verici oldu. Bu yanlışı yapan velilerin çoğu okumuş yazmışlardan. Güya toplumsal geleneğe karşı duruş sergiliyorlar çocuklarına sınırsız özgürlükler tanıyarak. Ondan sonra da çocuk, akranını öldürüyor, hiç tanımadığı kişilerin canına kıyıyor. Niye mi? Dünyanın her yerinde çok şişirilen nesleler patlar da ondan.

Evet, çocuklarımıza ne oldu? Söz dinlemeyen, duygudaşlık bilmeyen, paylaşımdan uzak, sevgi ve saygısı yok edilmiş, insanlık erdemlerinden nasibini almamış, değer yargılarından habersiz nasıl yetiştiler? İnsan canı alırken kılları bile kıpırdamayan bu çocuklar, nereden geldi aramıza? Onları abartarak överek büyütürken göze mi geldiler, ne?

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               18 Nisan 2026

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder