TRABZONSPOR GERÇEĞİ


Trabzonspor, 1974-75 sezonunda Türkiye 1.Futbol Ligi’ne çıktı çıkalı şimşekleri üzerine çekti. Bir yıl sonra da lig şampiyonu olunca herkes dikkat kesildi bu Anadolu kulübüne. Özellikle ülkemizdeki futbol geleneğini, ezberini bozması şimşekleri üstüne çekmesinin asıl nedeni. Bir başka önemli nedeni de bu başarıyı altyapıdan yetiştirdiği kendi gençleriyle kazanması. Çünkü İstanbul’un üç takımı, yıllardır şampiyonlukları kendi aralarında adeta paylaşıyordu. Bunu yaparken de üretmiyor, tüketiyorlardı. Anadolu’nun gücü, İstanbul’un entrikalarını yenmeye yetmemişti uzun süre.

Atatürk, 19 Mayıs’ta ülkemizin kurtuluşunu Samsun’dan başlattı. Ankara’da 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açarak hem İstanbul’un işgalcilere teslimiyetine hem de emperyalist güçlere başkaldırdı. Bu egemen güce başkaldırıyı, Büyük Önder: “İstanbul Anadolu’ya değil, Anadolu İstanbul’a egemen olmalıdır.” özdeyişiyle simgeleştirdi. Evet, Anadolu İstanbul’a egemen olunca kurtuluş gelmişti ardı sıra. Anadolu’dan gelen Mehmetçik, İstanbul’u işgalden kurtardı.

İşte, Trabzonspor’un başkaldırısı da tıpkı Atatürk’ün başkaldırısı gibiydi. Yerleşik ve kuralsız bir düzenin değişmesi için ayağa kalktı koca bir kent, futbol sahalarında. İlk şampiyonluğun alınmasıyla bütün kent, takımının çevresine toplanmıştı. Buna yalnızca Trabzon kenti değil, bütün Anadolu ve Trakya sevinmişti. Çünkü emeğin gücü, paranın gücüne üstün gelmişti.

Dünyanın birçok ülkesinde futbol takımı izleyiciliği, hafta sonlarında iyi zaman geçirmek için maç günlerinde sıradan bir yandaşlıktan öteye gitmez. Oysa Trabzonsporlu olmak, bu alışılagelen yandaşlığın çok ötesinde. Trabzon’da futbol bir ruha, bedene, yaşam biçimine dönüşmüştür. Toplumun her kesimi, genç yaşlı demeden Anadolu’nun başkaldırısına öncülük eden Trabzonspor olayının eşit bir öznesi. Zaten dünyanın en önde gelen kent takımı olmasındaki giz de burada. Bir Trabzonlunun başka bir takımı tutması düşünülemez bile. Çünkü futbol takımı, oyunun oynandığı yeşil alanı aşmış koca bir kenti kucaklayan bir markaya dönüşmüştür.

Ülkemizin geri kalan seksen ilinde yaşayan yurttaşlarımız farklı takımları tutabilir. Hatta kendi kent takımlarını ikinci plana itip İstanbul’un üç takımından birine gönül de verebilir. Oysa Trabzon kentinde böyle bir durum yaşanmaz, hatta kimsenin usuna bile gelmez. Bir Trabzonlu için kendi kentinin ve bu toprakların takımı hep birinci sıradadır ligdeki başarısı ne olursa olsun.

Trabzonlu, kişiliği ve yaşadığı toprakların ona kazandırdığı ruh nedeniyle güce boyun eğmez. Gücün baskısı, haksızlığın adaletsizliği, paranın aldatıcı üstünlüğü karşısında bir yana sinip oturmaz. O, adaleti ve hakkı yaşamının ülküsü yapmıştır. Paranın gücüyle müzelere kupalar taşımak yerine, yüreğini ortaya koyarak alınteri döküp emek harcayarak başarının peşinde koşar. Müzesine alınteriyle ıslanmış kupalar ister.

Haksızlığı hak olarak belleyenlere karşı adalet bayrağını açmak, onun vazgeçilmez ülküsü.

Ne yazık ki dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de birçok kişi güce tapınır. Güçlü takımı tutar, iktidar olabilecek partilerin görüşleri yanlış da olsa ona oy verir, varsılın çevresinde yer almak ister. Güçlü bir takımı tuttuğunuzda, onun yandaşı olduğunuzda maçların yüzde doksanını kazanıyorsunuz. Burada yapılan takım yandaşlığı değil, maçlarda kazanını destekleyerek yapay bir keyfin alınmasından başka bir şey değil. Oysa insan, zoru başarmak için uğraşmalı. Zorlukları aşarak büyük başarıların parçası olmanın kişiye sağladığı mutluluk en büyüğüdür yaşanması gereken.

Güçlünün değil, haklının yanında yer almalı. Zalimin değil, mazlumun yanında dimdik durmalı. İşte, 1919’daki Anadolu’nun başkaldırışı mazlumun ayağa kalkmasıydı zalime karşı. Trabzonspor’un şampiyonlukları da futbolda bir Anadolu devrimidir. Devrimler yukarıdan dayatılarak değil, tabandan sabır ve emekle yapılır. Trabzonspor da bunu kendi çocuklarıyla sabır, emek, alınteri, üretim ve büyük bir inatla ilmek ilmek örmedi mi?

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       12 Nisan 2026

5 yorum:

  1. Degerlendirmenizi Trabzon macka/Hamsiköy dogumlu olarak ilgiyle okudum. Tesekkürler. Trabzon sporlu biri olarak degerlendirmeniz hosuma gitti. Selamlarimla. Hakki Keskinkonut

    YanıtlaSil
  2. Diline ve yüreğine sağlık. Trabzonspor partiler üstüdür. Doğrunun yanında emeğinin alınması için uğraş verir. Alt yapının kurulmasına da sayın Özkan SÜMER'in ve sayın Suat ÖZYAZICI'NIN emekleri unutulmamalıdır.

    YanıtlaSil
  3. sayin hocam trbzonspr konulu yazinizi zevkle okudum tüm yazimlarinizi okumaya calişiyorum
    emeğinize yürekten tşkler

    YanıtlaSil
  4. Kalemine Efendi Kalan Adil öğretmenim,

    Futbol, yalnızca bir oyun değil; adaletin, emeğin ve eşitliğin sınandığı bir aynadır. Yazınız da tam olarak bu aynayı okurun önüne koyuyor. Bir kulübün hikâyesini anlatmakla kalmayıp, merkezin gücü ile çevrenin mücadelesi arasındaki görünmez çizgiyi zarif duyarlılıkla sorgulatıyorsunuz.

    Bu satırlarda asıl mesele bir şampiyonluk değil; o şampiyonluğa hangi şartlarda yüründüğüdür. Emeğin ne kadar görünür olduğu, gücün nasıl dağıldığı ve eşitliğin gerçekten var olup olmadığı ustalıkla işlenmiş. Trabzonspor üzerinden yükselen bu anlatı, aslında “azın çoğa karşı sesi”nin güçlü bir ifadesine dönüşüyor.

    Belki de bu yüzden bazı gerçekler rahatsız eder… Çünkü adalet eşit dağılmadığında, başarı bile gölgelenir. Ve eğer oyun baştan adil kurulmamışsa, kazananın zaferi bile eksik kalır.

    Kaleminize ve yüreğinize sağlık; etkileyici ve düşündürücü anlatımınız için gönülden kutluyorum.✨👏👏💐📚🍀
    Saygılarımla…Esen kalınız..

    YanıtlaSil
  5. Adil hoca iyi bir Trabzonspor taraftarı.Haramilerin saltanatını yıkan Trabzonspor u tutmak sadece Trabzon doğumlu olmakla açıklanamaz.Trabzonspor haksızlıklara karşı boyun eğmeyenlerin adaletsizliğe karşı isyanın ,statükoya karşı devrimin takımıdır.

    YanıtlaSil