10 Ekim 2010 Pazar

TÜRBAN

Yıllardır bitmeyen türban sorunu son günlerde yeniden nüksetti. Uzun süredir gündemden düşen bir sorunun, yeniden gündeme gelmesi öncekileri aratır nitelikte.

Halkoylaması öncesindeki propaganda sürecinde bu sorun, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu tarafından dile getirildi. Türban gündeme gelir de RTE sessiz kalır mı? İşe balıklama daldı. “Özgürlük ve demokrasi(!)” sevdalısı kimi liberallerle yandaş medya da konuyu hemen her gün bıkmadan gündemde tutmak için özel bir çaba göstermekte.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in bağlayıcı ve kesin kararları varken konunun tekrar gündeme gelmesi önemli bir yanlıştır. Ardından YÖK’ün iç ve dış yüksek yargı organlarının kararlarına karşı fiili durum yaratması ise hiçbir hukuk devletinde görülmeyecek bir durumdur. Kimse, YÖK’ün üniversitelere gönderdiği yazının, Başkan Y. Ziya Özcan’ın kişisel eylemi olduğunu sanmasın. Bu yazı iktidar partisi yöneticilerinin bilgisi dışında olamaz. Daha göreve başladığı ilk günlerde siyasal azarlamalarla neler yapacağı belli olan birisinden farklı bir tavır da beklenemez.

Türban konusunda AKP çevresinden tek ses çıkarken CHP cephesinden ise farklı yaklaşımlar kamuoyunun kafasını karıştırmakta. Özellikle genel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde, nedense politikacılarda kendini gösterme anlayışı egemen oluyor. Yeniden milletvekili olmak isteyen eski, yeni siyasetçiler medyada görünmek ve liderlerin gözüne girmek için olağanüstü bir gayret göstermekteler. Böyle bir durumda kamuoyuna çelişik, farklı yaklaşımlar sunulmuş oluyor. Böylece de tartışmalar alevlenerek CHP’yi zor durumda bırakıyor. Bu konuda önlem alınmalı, parti adına konuşacak kişiler özenle seçilmelidir. Gündeme getirilecek konular önceden yetkili kurullarda tartışılıp olgunlaştırılarak kamuoyuna aktarılmalıdır.

Türban konusunda ok yaydan çıkmıştır. Bu işin geriye dönüşü yok gibi. Cumhuriyet karşıtları ne yazık ki yeni bir mevzi daha kazandılar. Rejim açısından önemli bir kriz yaşamaktayız. Özellikle CHP’nin, bu krizi bundan sonra iyi yönetmesi gerekir ki laik rejim daha çok zarar görmesin.

Peki, bu sorun en zararsız biçimde nasıl çözümlenebilir? Türbanın biçimini tartışmak şu anda gülünçtür. Ancak birçok din adamının farklı yorumlar getirdiği başörtüsü, kurban gibi konuları ilahiyatçıların tartışmaya açarak halka doğruları anlatması olumlu olur. Türban konusunda anayasayı zorlamak, yeni yanlışlara kapı açar. CHP’nin, YÖK’ün kaldırılarak özerk üniversiteye geçme önerisi uzun vadede gerçekleşebilecek akılcı bir önlemdir; ancak bu sorunun, şu anda halli için çıkar yol değildir. Kısa vadede yapılacak iş YÖK mevzuatında esneklik sağlamaktır. Bu da işin uzmanı hukukçular tarafından iyi araştırılıp kamuoyu ile paylaşılabilir. Yani YÖK’ün fiili durumuna yasal zemin hazırlamak çözümün en kestirme yolu. Bu konuyu geciktirmek, uzatmak, daha çok tartıştırmak; yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olur.

Türban olayını YÖK’ün yasal çerçevesinin dışına taşması önlenmeli. Devlet kurumları ile ilk ve ortaöğretim kurumları bu işin dışında tutulmalı. Eğer konunun sınırları iyi çizilmezse sorun bir ahtapota dönüşür.

Özgürlük ve demokrasi sevdalısı geçinenlerin birçoğu, bunun kişisel özgürlükten kaynaklanan bir hak olduğunu şiddetle savunmaktalar. Konuyu bu bağlamda ele almak, kontrolsüz bir uçuruma sürüklenmemize neden olabilir. Hele türbanlı kızların “Ben Allah’ın emirlerine uyarak örtünüyorum.” demeleri tam bir bölücülük ve türbansız kadınlara ithamdır. Bu yolla başı açık kadınları din dışı gibi gösterme gayreti vardır. Yine yarın birileri de çıkıp “Rabbim bana kara çarşaf giymeyi emrediyor.” dediğinde bu da kişisel özgürlük bağlamında düşünülecek ve savunulacak. Hiçbir zaman da bu işin ölçüsü, sınırı olmayacak.

Türbanı savunanların, bu konuda batılı demokratik ülkeleri örnek göstermeleri ise ilginç. Bu ülkelerde rejime en küçük bir tehdit olduğunda nasıl davrandıklarını zaman zaman gördük. ABD’nin bir Hıristiyan tarikatının mensuplarını nasıl tankla ezerek toptan yok ettiğini tüm dünya gördü. Yine 11 Eylül’den sonra giriştiği insanlık dışı uygulamaları, hangi “özgürlük” anlayışıyla açıklanabilir. AB’nin, Avusturya’da seçimlerde birinci olmuş ırkçı partiyi iktidara getirmemek için gösterdiği “demokratik(?)” çabalar unutuldu mu? Burada sözünü ettiğim hem ABD’nin hem de AB’nin tavırlarını asla onaylamıyorum; yalnızca küçük bir anımsatma yaptım.

AKP, türban sorununun daha çok tartışarak gündemde tutmaktan yana. Çünkü sorunu çözümsüz, CHP’yi de uzlaşmaz ve sözünde durmaz göstererek anayasa konusunda yeni bir halkoylamasının, kamuoyu nezdinde hazırlığını yapmakta. Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri, böylesi bir tartışma ortamıyla tehlikeye girebilir. Laik cumhuriyetin temel nitelikleriyle ilgili konuların tartışılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine zarar vereceği unutulmamalı. Türban konusu gündemden düşürülmeli.

Devlete anayasal düzeyde dinsel kuralların egemen olması, ulusumuzu geri dönülemez girdaplara sokabilir. RTE’nin ikide bir konuyu ulemaya sormak istemesi bilinçli bir oyundur. Bu tavrıyla dinsel hukukun yerleşmesi konusunda halkta algı yaratma peşinde. Toplumun dinsel kurallarla yönetilmesi büyük çatışma ve hukuksuzluklara neden olur. Afganistan; İran örneklerinde de görüldüğü gibi dinsel yorumlar, din adına savaştığını ve siyaset yaptığını söyleyen gruplar arasında derin düşmanlıklar yaratmakta. En küçük farklı düşünüş bile o grubun dinden ayrılmakla suçlanmasına neden olmakta. Geçen aylarda Güneydoğu illerimizden birinde emniyet güçleri, bir uyuşturucu şüphelisinin yolun keserek arabasını polis köpeğiyle aramak istiyor. Şüpheli, Şafi olduğunu ve inancına göre de köpeğin haram olduğunu söyleyerek aramaya direniyor. Sonunda uyuşturucu bulunuyor tabi ki. İşte, hukuku dinsel kurallara uydurmanın ortaya çıkaracağı küçük bir sorun.

CHP, AKP’nin yarattığı yapay gündem tuzaklarına düşmemeli; halkın yaşamsal sorunlarını tartışmaya açarak gerçek gündemler oluşturmalı. Bunu yapmak için de partide ortak aklı kullanmak gerekli.

Adil Hacıömeroğlu
7 Ekim 2010
Not: 11 Ekim 2010 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

10 yorum:

  1. Avrupa ve aBD din işleriyle devlet işlerini 300 yıl önce ayırmış,sadece rahibeler türbanlı yani saçını göstermeyen örtünme biçimini kullanıyorlar,şeriat rejimiyle yönetilen Osmanlı devleti yıkılarak Atatürkçe laik demokratik TC devleti kurulmuştur,TC dünyada halkının tamamnıa yakını müslüman olan dünya tek laik devlettir.demokraiyi içine sindiremeyenler,padişahlık/şeriat rejimini allahın emri diye kandırıldığından,TCnin kurulduğu günden beri şeriat tehlikesi içinde yaşamaktaıdr Batılı devletlerde bu korku olmadığından oara kadınlar istediği giyim biçini kullanırlar devlet için bir tehlike sözkonusu olmaz TCnde ise hrisyiyan rahibe kıyafetinin bir eşi olan Türbanlı giyim siyasal simgedir, türban laik rejimi kaldırıp yerien şeriat rejimi getirmek isteyen dinci teröristlerin ünifomasıdır yani bir militan giygisidir.TC askerinin nasıl bir üniforması varsa şeriatcı militanların üniforması da türbandır,Türban ne ulusal ne de dinsel bir geleneğe dayanmamaktadır sadece laiklik düşmanlarının hristiyan rahibelerine özenilerek üretilmiş bir giyinme biçimidir,islam ve kuaranın dayatması olamaz,türbancılar bir islam devleti kurmak için bu kıyafeti bir araç bir silah olarak okuması az ve halkın okulyüzü görmemeişlerine yutturmaktadır.Bunu yaparken de türbancılar,dolayısıyla islamın Allahının bir islam devleti kuramayacak kadar güçsüz olduğunu itiraf etmiş olduklarının ayırdında olmayarak islama karşı çıkmaktadırlar,Günüömüzde türban konusunda BOP eşbaşkanına verilecek en küçük bir ödün AKPye bir mevzii kazandırmanın çok ötesindedri veriecek en küçük ödün laik Türkiye Cumhuriyetinin 2011 seçimleriyle tarihe karışmasını getirecektir,muhalefet daha işin ciddiyetini önemini kavrayamamaıştır ora öğrenimdi yok kız imam mektebirdi vs ile oayalanmaktadır eğitim elan laik değildir Öğretimim Birliği devrimi eylemli olarak kadük bırakılmıştır

    YanıtlaSil
  2. Kadın hiçbir şekilde önemli değil. Yalnızca siyasilerin önemsediği bez parçası. TBMM'deki kadın sayısı hiçbir zaman önemli olmamıştır. Kadının eğitimsiz oluşu ülkemizde geri adım atmanın tek sebebi. Kadının toplumdaki önemi hiçbir zaman konu olmamıştır. Öyle görülüyorki bundan sonra da gündemdeki yerini almayacak. Kısacası ünlü bir yazarımızın kitabının adı gibi "Kadının adı yok". Yalnızca bez patçasında önem kazanıyor. Mehmet IŞIK

    YanıtlaSil
  3. Çok merak ediyorum bugün türban diyenler, yarın kara çarşafta diyecekler mi? Kıstasları nedir, nerede duracaklar çok merak ediyorum. Çünkü türban bizim geleneğimiz bile değil. Babaannemi ve anneannemin başörtülerini düşündüm bir an. Ancak ikisinin de sağdan, soldan görülen gri renkteki saç örgülerinin aseleti görülmeye değerdi. Hiçbir zaman ne inançlarını kullandılar ne de ibadetlerini. Bu asil insanları rahmetle anıyorum. Duygu KORKMAZ.

    YanıtlaSil
  4. LAİKİK CİDDİ TEHLİKEDE.. ÜKENİN ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN CİDDİ SORUNLARI VARKEN ÖNÜMÜZE ISITIP ISITIP TÜRBANI TEK ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN SORUNMUŞ GİBİ KOYUYORLAR... İŞİN ACI TARAFIDA SANKİ CHP DE ALET OLUYOR ...CHP NİN TÜRBANDAN ÖNCE ACİ TABANA HALKA İNMESİ GEREKİYOR YOKSA GELEN TİPİDEN HERKES ZARAR GÖRÜCEK GİBİME GELİYOR....KALEMİNİZE SAĞLIK.... BELMAN AYDOĞAN....

    YanıtlaSil
  5. AKP nin türbanı kendi cıkarı icin kullandıgını bildiğimizden onun icin bir yorum yapmayacagım,sadece bu kadarla kalmayacagına eminim diyorum.Ama Chp bence hatalı politika izliyor,türbanlıları kazanayım derken kendi secmenini kaybediyor.Türbanın zaten bir parti simgesi oldugunu bilenler aslına oy vermektense neden diğerine oy versinler..Onların silahını kullanmakatansa,onların dindeki asıl hedefleri konusunda halkı bilinclendirerek secmeni kendine cekmeye calısmalıdır.Size katıldıgımı bilmenizi isterim ancak biz türban gibi konularla oyalanırken Dogu da sınırda özel askeri birliklerin olusturulması calısmaları hızla devam ediyor.Bu konuda da yazarsanız sevinirim.Elinize fikrinize saglık...Tesekkür ederim.

    YanıtlaSil
  6. ÖNEMLİ BİR KONUYA DEĞİNMİŞSİNİZ.TESETTÜR-ÖRTÜNME ÖZELLİKLE KADINLARDA SOSYAL STATÜ BELİRLEMEDE BİR OLGUDUR.MUTAASSIP,MUHAFAZAKAR,ÇEKİNGEN,MÜTEDEYYİN TOPLUMSAL STATÜDE KADIN ,ÖZGÜRLÜĞÜ HERYERİNİ AÇARAK GÖSTEREMEZ.İLKEL KABİLELERDE BU YADSINMAZ.MODERN -ÇAĞDAŞ TOPLUMLARDA BU COĞRAFİ ALANIN,EKOLOJİNİN YANİ ÇEVRE VE İKLİM KOŞULLARININ YARATTIĞI ZORUNLULUKLA,MODANIN ÖNCÜLÜK ETTİĞİ BİR TERCİH SEBEBİDİR.BAŞIMIZI ÖRTMEK VEYA AÇMAK BİR ÖZEL TERCİHTİR.KİŞİSELDİR.BAZI DİN ADAMLARINA GÖRE BAŞI ÖRTMEK VEYA AÇMAK DİNİN EMRİ DEĞİL, ASLINDA ÖRFÜN YANİ GELENEKLERİN SONUCUDUR.HZ.PEYGAMBER DÖNEMİNDE CARİYELER VE KÖLE KADINLAR BAŞI AÇIK GEZER VE O ŞEKİLDE NAMAZ İCRA EDERLERMİŞ.KURANI KERİM NUR SURESİNDE GÖĞSÜN ÖRTÜLMESİ EMREDİLMİŞ,GÖĞÜS KAFESİ KAPATILMALI DERKEN,ABDEST ALMA UZUVLARI AÇIK BIRAKILMALIDIR DER.BAŞ DA ABDEST UZUVLARINDAN BİRİDİR.KADINLARIN ABDEST ORGANLARI DIŞINDAKİ YERLERİNİ,ERKEKLERİNSE EDEP YERLERİNİ ÖRTMELERİ KURAN EMRİDİR.BİRDE AHZAP 59.AYETTE KURAN DIŞ GİYİMİ TANIMIŞ Kİ DIŞARI ÇIKARKEN DERLİ TOPLU GİYİNMEK ADINA.ESAS OLAN GÖĞSÜN KAPATILMASIDIR.BAŞ ÖRTÜSÜ ASLINDA ÖRF ANLAMINDA BİR SÜNNETTİR.TERCİHE BAĞLIDIR AMA TÜRBAN GİBİ SİYASAL SİMGE ,ÜNİFORMA DAYATMASI DİNSEL FORMUN İDEOLOJİK DAYATMASIDIR.GELENEKSEL VE COĞRAFİ ZORUNLULUKLAR VE MUTAASSIP KESİMLER İÇİN MODA DİNİ YARATMAK ADINA BİR DAYATMA OLMAMALIDIR.ÇOK DİKKATLİ AMA İTİYATLI VE BİLİMSEL YAKLAŞIMLARLA,İKNA EDİLMELİ TOPLUM VE ERKEKLER.ASLINDA TÜRBAN ERKEKLERİN KADINA DAYATMASIDIR.ÖNEMLİ OLAN YAKIŞANIN VE YAKIŞTIRANIN GİYİLMESİDİR.

    YanıtlaSil
  7. Sayın ADİL ADALET HACIÖMEROĞLU ; Yazınızın hepisine katılıyorum.Bu günlerde gündemi meşkul eden konulara deginiyorsunuz.Gerçek islamiyeti öğrenmek gerek . Hurafelerle ve batıl, yozlaştırılmış düşüncelere yer verilmemeli. Hz Muhammet döneminde insanların yaşam tarzını ve o günkü olankları düşünmeleri gerek!! Nerede bu günkü gibi giysi bolluğu. O günkü Müslümanlar ancak örtünecek kadar giyinebiliyorlardı. Daha sonraları bazı gurup ve art niyetli düşüncelerin İslamiyetin özünü bozmak için soktukları hurafe , batıl yozlaştırılmış hareketlerdir.CHP bu günlerde dediğiniz gibi, danışma kurullarından geçmeyen önerileri orta yerde dile getirmemelidir. Önemli olan ve gündemde tutulması gereken ekonomi, işsizlik, pahalılık, küçük esnafın dükkan kapatması, tarımın halini, hayvancılığın geldiği hali v.b konularda halkın uyutulmasına karşı, halkı uyandırması. sekiz yılda yapılanları , bozulan sistemi anlatmalı.

    YanıtlaSil
  8. Söylediğiniz gibi , o işi biz çözeriz sözüyle birlikte , hiç gündemde yokken üzerine balıklama atlanmış , Referandumdan sonra her kesimden söylemler şiddetini artırmıştır . Bu iş sınırlamalarla kalmayıp oradan , buradan delinerek kısa sürede her tarafı kaplama eğilimindedir . Bu durum dediğiniz gibi Muhalefeti de seçimde güç durumda bırakacaktır . Ve yine dediğiniz gibi , en güvenilir tek kaynak Kuran olduğuna göre , ilahiyatçıların tarafsız olarak tartışıp halkı aydınlatması uygun olur . Laik , hukuk devletinde bunun bir çözümü olmalıdır .

    YanıtlaSil
  9. Kuzey'in Kızı14 Ekim 2010 01:35

    Türban konusunu sıkıştıkça kaşımak işlerine geliyor tabiii.Ayrıca bu serbestlik, özgürlüklere saygılı olmak değildir bence ,tehlikeli sonuçları vardır.Bugün türban serbest,yarın çarşaf,sonra...sarık,cübbe ve harem,selamlığa doğru bir gidiş...Sonra...Sonrası malum...

    YanıtlaSil
  10. Türkiye`de bir türban sorunu yoktur. Türkiye`de siyaset sorun yaratma sanatı haline gelmiştir.Türkiye devamlı olarak dinin siyasete alet edileceği ve bundan siyasi çıkar sağlanacağı bir ülke olarak kalacak mıdır?Yoksa laik cumhuriyetin gereği mi yerine getirilecektir? Türkiye hukuk devleti olmaya hak kazanmış mıdır, hukukun üstünlüğü geçerli midir HSYK seçiminden sonra???Sayın yazarımız,konuya farklı bir paradigma ile bakmışsınız.Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil