Türkiye
arınıyor, arınmak zorunda. Çünkü yolsuzluk, rüşvet, kamu kaynaklarının hesapsızca
harcanması ülkemizi namerde muhtaç ediyor. Bu da ülkemizi siyasal alanda zayıflatıyor.
Yolsuzluk,
rüşvet ve kamu kaynaklarındaki savurganlık yalnızca bizi emperyalizme karşı güçsüzleştirmiyor.
Gelir dengesini bozuyor, üretimi engelliyor ve enflasyonu azdırıyor. Özellikle
gençlere, çocuklara kötü örnek oluyor bu durum. Birçok kişi yasal yollardan, alınter
ve emeğiyle para kazanmanın olanaksız olduğuna inanmakta. Bu nedenle merkezi yönetimde
ya da belediyelerde söz sahibi olan partilerde yer tutmaya çalışmakta. Bu da
siyaset düzenini altüst ediyor. Parti kadroları oluşurken siyasal görüşün
yerini ekonomik çıkarlar alıyor. Ne yazık ki ülke çıkarlarını, halkın geçimini,
yurdumuzun geleceğini düşünen yok gibi.
Ülkemizin
neresinde olursa olsun hangi yurttaşımıza sorarsanız sorun çevresinde yolsuzlukla
varsıllaşanları tek tek sayar size. Yine devlet kurumlarında ve belediyelerde
rüşvet yiyen görevlilerin listesini bir anda sayıp döker. Rüşvet ve yolsuzluk
öylesine açıktan yapılıyor ki bilinmemesi olanaksız. Çünkü bu kişiler, gemi
azıya almış durumda. Üstelik halkımız aptal değil. Çevresinde birden
varsıllaşanların değirmeninin suyunun nereden geldiğini kolayca anlıyor. Zaten rüşvetçiler,
devleti soyanlar zaten yaptıkları işi, kendi becerileri olarak halkın gözüne sokmakta.
Çoğu, nasıl rüşvet yediğini, kamu kaynaklarını hangi yolla soyduğunu açıkça
anlatmakta. Demek ki rüşvet ve yolsuzluk gizli saklı değil.
Melih
Gökçek, uzun süre Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Ondan önce
Keçiören belediye başkanlığı var bir dönem. Bu döneme dek hep kamuda çalıştı
genellikle aylıkla. İki yıl üç ay da milletvekilliği var. Demek ki Gökçek, yaşamı
boyunca hep aylıkla çalışmış biri. Eşi de öğretmen… Yani o da aylıkla çalışmış.
Ülkemizde hangi görevde olursa olsun kimin, ne kadar aylık aldığı belli. Bir
aile, kâğıt üstünde belli olan gelirini yemeden içmeden biriktirse dahi büyük
bir varsıllığa sahip olamaz. O zaman usumuza şu soru geliyor: Gökçek ailesinin
varsıllığının kaynağı ne?
Atalarımız,
ateş olmayan yerden duman çıkmaz, diyor. Yıllardır Melih Gökçek le ilgili niye
her yan doz duman. Bunca dumanın kaynağı ne?
Gökçek’in
yolsuzluk yapıp yapmadığına Türk mahkemeleri karar verecek. Bu, benim konum
değil. Ancak konu kamuoyunun gündemine düşer düşmez İbrahim Melih Gökçek’in
yaptığı açıklamadır yazımın konusu.
Gökçek:
Oğlunun Almanya’dan oturma izni almak için milyon avroluk yatırım yapma
gereğini duyduğunu açıkladı kendisine yakın bir gazeteci aracılığıyla. Başka bir
gazeteci ise oğlunun ailesinin Alman yurttaşı olmak için han hamam yatırımı yaptığını
söyledi. Aslında söylenenler aynı kapıya çıkmakta. Alman yurttaşı olmanın yolu
önce oturma izni almaktan geçmekte. Peki, yıllarca milliyetçi-muhafazakâr olduğunu
söyleyen ve bu konuda şampiyonluğu kimseye bırakmayan Gökçek ailesi, niye Alman
yurttaşı olmak için uğraşıyor? Oğul Gökçek’in bu iş için harcadığı milyon
avroların kaynağı ne?
Düşünün
ki bir kişi hem milliyetçi hem de muhafazakâr olacak ve çoluk çocuğunun
geleceğini Almanya’da görecek. Üstelik bu iş, apar topar yapılacak. Sormazlar
mı adama, bu acele ne?
Mehmetçik
ülkemizin bütünlüğünü korumak için can verecek, sen bu yurttan hangi yoldan
olursa olsun kazandığın parayı yurtdışına kaçıracaksın. Kendin de Alman
yurttaşı olacaksın. Açık söyleyeyim bu tür kişilerin yurt ve ulus sevgileri
sahte. Milliyetçi-muhafazakârlıkları göz boyamak için. Halkın milli ve dini
duygularını sömürmek içindir bu maske. Dini ve milli duygularını sömürürken insanımızın
alınterini, emeğini de sömürüyor bu tür kişiler yıllardır.
Her
şeyin sahtesi ülkemize çok zarar veriyor. Atatürkçülüğün, dinin,
milliyetçiliğin sahtekârlarına dikkat etmeli. Bu kişiler, bu maskeleri takarak
halkı kandırmakta ve onun sırtından geçinmekte.
Ülkemizde
nereden buldun yasası ivedilikle çıkarılmalı. Sonrasında da 12 Eylül 1980’den
başlayarak her alanda yapılan yolsuzluklar araştırılıp soruşturulmalı. Biz, bu
ülkeyi yolda bulmadık. Üç beş sahtekâra yedirecek değiliz yurdumuzu ve
geleceğimiz.
Unutulmasın
ki devlet yarına bırakır, ama yanına bırakmaz. Sabredelim ve güç birliği edelim
ülkemizin arınması için. Arınmış bir Türkiye’yi kimse durduramaz.
Yazımı
tamamlayıcı nitelikte olması açısından aşağıdaki yazılarımı da okumakta yarar
var.
NERDEN
BULDUN YASASI ÇIKMALI https://adiladalet.blogspot.com/2025/10/nerden-buldun-yasasi-cikmali.html
YURTDIŞINA
KAÇAN DOKTORLAR https://adiladalet.blogspot.com/2022/06/yurtdisina-kacan-doktorlar.html
Adil
Hacıömeroğlu
1
Eylül 20226