SİYASAL DEĞİNMELER

Temmuz ayı başında çok önemli siyasal gelişmeler oldu ülkemizde. Alın terinin, emeğin, mücadele azminin en önemli kalesi durumundaki DSP’den bir grup milletvekili ayrılarak yeni bir oluşum başlattılar.
Demokratik bir ülkede herkesin bağımsız olarak siyaset yapma hakkı şüphesiz vardır. Ama bu hak doğru kurallara ve ilkelere bağlı olarak yapılmalı. Hiçbir haklı gerekçe bildirmeden, bir oldu bittiyle siyaset olmaz.
Türkiye’de yeni Özalizm yaratma çabaları boşuna bir uğraştır. Ülkemizin Özalizm’e değil, güçlü bir demokratik solcu anlayışa gereksinimi vardır. Türkiye gibi yoksul, gelir dağılımının dengesiz olduğu ve sık sık rejim sorunlarının yaşandığı bir ülkede gelecek, ancak demokratik sol iktidarlarla kurulur. Çağdaşlığa gidecek yolda demokratik solculara o kadar gereksinimimiz var ki…

******
AKP lideri R. Tayip Erdoğan’ın çocukları “hayırsever” bir işadamı tarafından yurtdışında okutuluyormuş. Hayırseverlerin fakir fukaraya yardım etmesini eskiden beri duyardık. Hayırseverlere muhtaç parti liderleri de her halde ülkeyi de ”hayırsever”ler marifetiyle yönetecekler.

******
AKP lideri çocuklarını yurtdışında okutma nedenini inançlarını özgürce yaşama isteğiyle açıklıyor. Tayyip Bey’in kızları türbanlı. Peki oğullarının gerekçesi ne?

******
İyi bir lider, önce aynı idealleri paylaşıp zarara uğrayan kişilere yardımcı olmalıdır. Yani türban yüzünden okuluna gitmeyen kızların nasıl okutulacağını düşünmelidir. Yoksa gemisini kurtaran kaptan düşüncesiyle önce lider çocukları mı kurtulacak?

*****
SÜREYYA
Süreyya Ayhan’ın atletizmdeki büyük başarısı ulusça göğsümüzü kabarttı.
Basın-yayın organlarının bazılarında Süreyya’ya ne acımasız eleştiriler yapıldı. Özel yaşamı didik didik edildi. Ayıp değil mi beyler, yazık değil mi? Biraz vicdan, biraz insaf!
İnsanların özel yaşamları kimseyi ilgilendirmez, yaptıkları işe bakalım.

******
Sultan’s Of The Dance’ın gösterilerini zevk, heyecan ve beğeniyle izlemiştim. Ezgiler, oyunlar, her şey Türk’tü, bir tek adı dışında. Çok yadırgamıştım bu adı. Türkiye’nin folklorik çeşitliliğini bu kadar iyi tanıtan ve ifade eden grubun adı da Türkçe olmalıydı. Nihayet düşündüğümüz oldu. Grubun adı “Anadolu Ateşi” kondu.
Ateşiniz hiç sönmesin, sürekli olsun. Anadolu’nun ateşi bunca yıldır hiç söndü mü? Anadolu ateşi nice uygarlıkları ısıtmadı mı?
******
EKOLOJİK DENGE

Son aylarda yağışlar sonucu oluşan sellerden büyük can ve mal kayıpları oluyor.
Kimse nedenler üzerinde durmuyor.
Ekolojik dengenin hızla değişmesi iklim dengesini de alt üst ediyor. Buna karşın kentlerde hala ağaç kıyımı sürüyor. Birçok yöremizdeki orman yangınları ise ciğerimizi yakıyor.
Ormanlarımızı korumak için ciddi, caydırıcı önlemleri maalesef alamıyoruz.
Bir gün doğanın intikamı çok acı olacak. Sakın geç kalmayalım. Bu fatura çok pahalı, ödenmez.

*****
Ulusal önderlik söz ile olmaz
Özveri erdemdir, öz ile olmaz
Kamuya hizmeti görev bildinse
Kışı düşünmeden yaz ile olmaz.

Adil Hacıömeroğlu
12 Eylül 2002
Bakırköy Platform Gazetesi

KANAYAN YÜREK


Dokuz yıldır özleminle eridim

Karlar yağdı yolumuza kürüdüm

Her şeyimdin, peşin sıra yürüdüm

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

Geceme ışıktın, günüme renktin

Yüreğin kavrulmuş, kendime denktin

Düşüncen berraktı, tinsel mihenktin

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

Sahrada kalmıştım, suya hasrettim

Hissettim ki ceylan benim kısmetim

Yâre deli olmak benim hikmetim

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

Adil’im yüreğim kanar derinden

Bedenimi böldün orta yerinden

Gözlerim yaş doldu, baktım gerinden 

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

                                Adil Hacıömeroğlu

                                29 Temmuz 2002

 

 

 

 

 

BAHARDA KOŞMAK

 

Bir çağlayanın sesini, serinliğini

Bir martının kanat çırpışını

Bir tomurcuğun yeşermesini

Çiçek olmasını

Meyveye, tohuma dönmesini

Duyumsamak birlikte

El ele verip

Koşmak baharın düzlüklerinde

        Bulutlara bakmak

        Gökyüzünün maviliğini görmek

        Görmek yağmuru, güneşi

        Bir cam aralığından

        Bir ağaç gölgesinden

Bir sevgilimim gözlerinden

Birlikte, el ele

Koşmak baharın düzlüklerinde

                                Adil Hacıömeroğlu

                                7 Ekim 2001

 

SEN VE BEN


Ay benim olsa

Sana verirdim

Al, gecen aydınlansın

Korkmayasın diye

        Yıldızlar benim olsa

        Saçlarına taç yapardım

        Işıldayıp parıldayasın

        Yolumu göreyim diye

Bulutlar benim olsa

Yağmurumu sana verirdim

Ben ıslanayım diye

        Güneş benim olsa

        O da senin olsun, derdim

        Yüreğim ısınsın

        Gözlerim açılsın

        Eni göreyim diye

                                Adil Hacıömeroğlu

                                14 Ekim 2001

       

 

 

SEN


Soğuk bir odada üşür titrerken

Dilimde sen vardın

Gönlümde hep sen

        Solurken havayı yavaş, derinden

        İçimde sen vardın

Tenimde hep sen

        Hohladım elime ısınsın diye

Bir de baktım burda, ellerimdeydin

Soğuğu kovarken kapı dışarı

En kuytu köşemde, her yerimdeydin

                                Adil Hacıömeroğlu

                                30 Eylül 2001

 

 

 

ÖĞRETMENİM


Coşkun bir pınarsın, suyun kesilmez

Işığın dört yanda parlar öğretmen

Verirsin, verirsin bilgin eksilmez

Halkımız vefalı anlar öğretmen

 

Tarihi sorgular köprü kurarsın

Kimyayı öğretir, deney yaparsın.

Fiziği kavratır, fikir yorarsın

Öğrencin dinleyip anlar öğretmen

 

Matematik bilmek usa yarardır

Coğrafya eksiği çokça zarardır

Resimi, müziği zevke karardır

Yabana aydınlık sağlar öğretmen

 

Adil der ki Türkçe ana ezgidir

Dilini konuşmak büyük sezgidir

Böyle güzel bir dil Türk’e özgüdür

Bilmeyen zamanla anlar öğretmen

 

                        Adil Hacıömeroğlu

                        23 Kasım 2000

 

CUMHURİYET NEDİR?

Cumhuriyet; halkın egemenliğidir. İnsanın insanca hakça yönetildiği, bilimin ve aklın yol gösterici olduğu devlet düzenidir.

Cumhuriyet; geleceğe güvendir. Eğitimin, sosyal adaletin, sağlığın, ekonomik gelişmenin, sosyal refahın tüm gerekleriyle yerine getirildiği toplumsal anlayıştır.

Cumhuriyet; ayrıcalığın yok edildiği yurttaş olma bilincinin geliştiği, kirli işlerin olmadığı yönetimde açıklık ilkesinin yüceltildiği bir yönetim biçimidir.

Cumhuriyet; yeşil alanların korunduğu, çevreye saygının en yüksek düzeyde olduğu, “Ormansız bir toprak vatan değildir.” sözünün yaşama geçirildiği, insan dışındaki tüm canlıların da doğal ortamlarında yaşama hakkının olduğu bir dünya anlayışıdır.

Cumhuriyet; banka batırmak, devleti soymak, toplumu yoksullaştırıp bir kısım kişileri varsıllaştırmak değildir.

Cumhuriyet; ulusu dil, din, mezhep, siyasal anlayışlara göre bölmek parçalamak değil; birleştirmektir.

Cumhuriyet; azı çok yapmak, çoğu da ulusça paylaşmaktır.

Cumhuriyet; gergin, asık suratlı insanların değil, güler yüzlü bireylerin oluşturduğu halkın yönetimidir.

Cumhuriyet; her gün katliam gibi trafik kazalarının olduğu, çaresiz yöneticilerinse çözüm bulamadığı bir rejim değildir.

Cumhuriyet; bireylerin sivil örgütlenmeler içinde yer aldığı, ülkenin sorunlarının çözümünde katkı yaptığı bir toplumsal dayanışmadır.

Cumhuriyet; çocuklarımızın ve bizim geleceğimizdir!..


Adil Adalet HACIÖMEROĞLU
20 Kasım 2000
Yeşil Marmara Dergisi

ANNEM

                 
Bu sabah uyandım, düşünüp durdum
Dünyada benzerin var mıdır annem
Elvan elvan çiçek toplayıp gelsem
Değerin bununla ölçülmez annem

Güneşin doğduğu ufka bakarım
Yıllardır içimde odlar yakarım
Seni birde değil, çokta ararım
Emeğin dünyada ölçülmez annem

Soğuk gecelerde, bitmez ayazda
Kavuran sıcakta, susatan yazda
Dört yanda çınlayan söz ile sazda
Hep seni ararım, bilesin annem

Adil’im saçıma aklar düşse de
Elimden her türlü işler gelse de
Türlü orunlarda ömür geçse de
Halâ bir çocuğun değil mi annem
                        Adil Hacıömeroğlu
                        14 Mayıs 2000


KADININ HAKKI


                        
Bir nur parçasıdır karşımda duran
Analık işine kafayı yoran
Temelden başlayıp yaşamı kuran
Sensin ki kadınım hakkın ödenmez

Dünyayı dolaşsam, çoktur yapıtın
Doğrudan yanasın sözdür kanıtın
Sonsuza erişsin yüce anıtın
İnan ki kadınım hakkın ödenmez

Çiçekten narinsin, kırılamazsın
Hoşgörün engindir, darılamazsın
Yuvada direksin, ayrılamazsın
Anla ki kadınım hakkın ödenmez

Adil’im dizeler yetersiz kalır
Tenime dokunsan özümü alır
Bencileyin sonsuz erinci bulur
Ne desem kadınım hakkın ödenmez

                        Adil Hacıömeroğlu
                        28 Şubat 2000

HAZİNEM


Seni düşünürüm geceler boyu

Beni anlamaya yetmez her duyu

Benzeri bulunmaz güzeldir huyu

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar

Sıcaklığın ağustosta bulunmaz

Ufkum geniş yıllar yılı varılmaz

Tadın güzel yaşam boyu doyulmaz

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar

Menekşemsin, manolyamsın koklarım

Altınımsın, hazinemsin saklarım

Saat geçmez halin nedir yoklarım

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar

Adil der ki mutluyum ki sen varsın

Gönül verip bağlandığım tek yarsın

İncecik belini kollarım sarsın

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar.

                        Adil Hacıömeroğlu

                        13 Ocak 2000

 

 

 

 

TÜRKİYE’M

Nice kahramanlar yatar bağrında

        İnsanlık ülküsü vardır çağrında

        Muğla’dan Samsun’a kalsam Ağrı’nda

        Yanık türküleri söyler Türkiye’m

 

        Nevşehir’de Hacı Bektaş Veli’nin

        Kırkpınar’da sesi Kocaeli’nin

        Sabahları hoşluk veren yelinin

        Baharında mecnun oldum Türkiye’m

 

        Çukurova gelin, Toroslar yiğit

        Irmak boylarında ağacın söğüt

        Cehalet kötüdür, yurttaşı eğit

        Bilgeler otağı canım Türkiye’m

 

        Yunus Emre pirim, Köroğlu sesim

        Karac’oğlan destan, dilimde isim

        Antalya tarihtir, İzmir nefesim

        Erenler dört yanda fikir Türkiye’m

 

        Zonguldak kömürü yürekte aktır

        Pamukkale suyu teknede paktır

        Uyuyan canlara ışıklar yaktır

        Usumda temelsin cennet Türkiye’m

 

        Isparta’da kokar enfes gülyağı

        Bozkır koyunundan çıkar yapağı

        Ihlamur kokusu, defneyaprağı

        Ruhuma varsıllık katar Türkiye’m

 

        Ankara başkenttir, İstanbul inci

        Buğday üretmede Konya birinci

        Zorluklar olsa da bitmez direnci

        Uygarlık beşiği birlik Türkiye’m

 

        Karadeniz sevda, hamsi canlıdır

        Antep kenti “Gazi”, Urfa “Şanlı”dır

        Ozanlar Sivaslı, Erzincanlıdır

        Fındık, ceviz, üzüm yurdu Türkiye’m

 

        Trabzon ilinin Of ilçesinden

        Hayrat bucağının Gülderen’inden

        Hacıömeroğlu baba Ali’den

        Adil’e can verdin canım Türkiye’m

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               22 Aralık 1999

 

İNSANLIK AYIBI


İnsan için çok yol vardır bilmeli

Şafak vakti karanlığı silmeli

Sular coşup toprak dile gelmeli

Sonsuza dek ademoğlu gülmeli

        Uzayı fethedip doydu mu gözün

        Doğayı tükettin kandı mı özün

        Bunca canlar aldın söndü mü közün

        Nice yalvarsan da kar etmez sözün

Erdemler tükendi bitmez sorgusu

Yıllar geçip gitse bitmez kaygısı

İnsanlık bu değil, cani uydusu

Kalmadı kimsede sevgi duygusu

        Hiroşima. Nagazaki senindir

        Top yarası yüreklerde derindir

        Ülkelerin komşulukta serindir

        Bilmez misin bu topraklar yerindir

Sinekte, pireden yağlar çıkaran

Türlü bahaneyle işten kaytaran

Bilgi diye ezberleri aktaran

Uyanıklık yapıp insan aldatan

İnsan kılığında sen değil misin?

                        Adil Hacıömeroğlu

                        5 Kasım 1999

 

 

KADIN

                        
Gücüne erişmek harcımız değil
Dünyayı yarattın damladan kadın
Tapınmak ödevdir, borcumuz değil
Saygıyı hak ettin gönülden kadın

Kiminiz huridir, sevgi bağında
Kiminiz yaradır, Tanrı Dağı’nda
Güzeli seçilir gençlik çağında
Esinler alınır odundan kadın

Yürekler atmazdı, adın olmasa
Ressamlar çizmezdi, resmin olmasa
Ocaklar tütmezdi, cismin olmasa
Elin eksilmesin yuvamdan kadın

Adil’im gurbette kaldın biçare
Derdini söylersen bulursun çare
Anaya, bacıya değmesin yâre
Her şeyin başısın ezelden kadın
                                   8 Mart 1999