YIKIMCILIK VE GERİ DÖNÜŞÜM


Neredeyse ülkemizin her yanında kentsel dönüşüm büyük bir hızla sürmekte. Eski yapılar yıkılırken yenileri yükseliyor zaman yitirilmeden. Ne yazık ki kentsel dönüşüm, iyi düşünülmeden ve belli bir izlencesi olmadan biraz da aceleye getirildi. Çünkü ülkemiz büyük bir ekonomik bunalımın içinde. Buna koşut olarak işsizlik de çığ gibi büyüyor. İşsizliğe tek çözüm olarak yapıcılık öne çıktı. Böylece işsizliği az da olsa azaltma yöntemiydi bu. Bu nedenle ne izlence oluşturacak ne de kentlerin geleceğe yönelik tasarımlarını yapacak zaman vardı.

Eski yapılar yıkılırken geçmişe dair birçok anı da yok oluyor. Ne yazık ki kentlerimizde üç kuşak aynı evde yaşayamıyor. Bu da ailelerin mahalle kültürünü yaşatmalarını engellemekte. Ayrıca bu durum, ailelerin bir yerde kök salmalarını önlemekte. Bu da kentli olmayı geciktirmekte. Mahallelerin sosyolojisini kırıp döken bir uygulamayla karşı karşıyayız. Çocuklar, doğdukları evlerde büyüyemiyor. Bu da doğduğu yere olan aidiyet duygusunu azaltıyor. İnsanın doğduğu yere kök salamaması türlü toplumsal olumsuzlukları ortaya çıkarmakta.

Bizim de on beş yıldır yaşadığımız ve oğlumuzun doğup büyümekte olduğu ev, kentsel dönüşüm nedeniyle boşaltıldı. Birçok anı kuş olup uçtu birden. Yıkım ekibi girdi yapının içine. Yıkımcılar, işlerinde uzman… Öncelikle kolayca yeniden kullanıma sunulacak, geri dönüşüme gidecek bölümler yıkılıyor. Çünkü bunlara zarar verilmemesi gerek.

İlk önce camlar çıkarılıp bir yana yığılıyor. Sonrasında pencere ve kapılar çıkarılıyor. Evdeki ahşaplar sökülüyor ardından. Laminat parkeler çıkarılıyor kırıp dökmeden. Sağlam ve temizseler ikinci el olarak alıcıları hazır. Çoğu kişinin pek fark etmediği metaller var yaşadığımız konutlarda. Bakır, demir, alüminyum sarı pirinç, çinko gibi türlü metaller ayrıştırılıp geri dönüşüme yollanıyor. Her türlü malzeme geri dönüşüme gönderiliyor betonun dışında. Beton parçaları moloz döküm alanına gönderiliyor.

Konutların içi halledilip dört duvar kalınca sıra çatıya geliyor. Çatıdaki malzemelerde özenle sökülüp geri dönüşüme gönderiliyor. Arkasından “mini makine” adı verilen kepçe sökülen çatıya çıkarılıyor yükleç[1] yardımıyla. Mini makine çatının betonunu parçalayıp yıkıyor. Alt katta bulunan ayakyolu ve yunak gibi dar alanlara rampa yapıyor mini makine daha iyi, güvenli çalışmak için. Rampa üst katın yıkıntılarıyla oluşturuluyor. O rampadan bir alt kata iniyor mini makine. Böylece yıkım güvenli bir biçimde sürüyor. Beton bölümlerin içindeki demirler çıkarılıp geri dönüşüme gönderiliyor.

Kimi zaman televizyonlarda izleriz bazı yapıların patlayıcılarla birkaç dakikada yerle bir olduğunu. Öncelikle söyleyeyim ki bu tür yıkımlarda geri dönüşüm, amacına ulaşmıyor. Birçok yararlı, kullanılabilecek geri dönüşüm malzemesi yok olup gidiyor yıkıntılar arasında. İkincisi ise bir yapının patlayıcılarla yıkılması için elli metre çevresinde bir yapının olmaması gerekir. Bu nedenle birbirine yakın yapıların olduğu yerlerde patlayıcıyla yıkım yapılması güvenlik nedeniyle sakıncalı.

Yıkım ve geri dönüşüm konusunda beni bilgilendiren Lider Yıkım’ın sahibi Sabahattin Butasın. Çekirdekten yetişme biri… İlk olarak yıkılacak yapılarda çivi çekerek başlamış işe çok küçük yaşta. Yıllar içinde balyozu eline almış. Sonrasında mini makineyle yapıları devirmiş. Sonrasında ise kendi firmasını kurmuş.

Sabahattin Bey, yıkımcıların genellikle Malatya, Çorum ve Bingöllülerce yapıldığını söyledi. Kendisi de Bingöllü… Ülkemizde birçok işkolu, yerdeşlik ilişkisiyle öğrenilip yapılıyor.

Yıkım, deyip geçmemek gerek. Eski, çürük sandığımız bir yapıdan geri dönüşümle Türk ekonomisine önemli bir kaynak kazandırılıyor. Geri dönüşüm işi daha çok önemsenip desteklenmeli. Çünkü dünya kaynakları sınırlı… Dönüşebilecek her şeyden yararlanmalı. Bu nedenle yıkımcıların desteklenmesi gerek.

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               5 Haziran 2026

 



[1] Vinç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder