Yapay
zekâ evde, işyerinde, toplu taşım araçlarında, sokakta, dinlencede, dost
söyleşilerinde, kısacası yaşamın her alanında var. Üstelik bunu cebinde taşıyor
kişi. Yani yaşamın her anında soru sorup yanıt alabileceği bir danışmanı,
herkes yanında bulunduruyor.
Yapay
zekâ, şimdilik teknolojinin ulaştığı en ileri doruk… Genci yaşlısı birçok
konuda ona sorup danışıyor. Bilmediklerini oradan öğreniyor, çözüm aradığı
sorularına ve sorunlarına çareyi orada arıyor. Onu, ne yazık ki elinin altında
bir danışman, başvuru kaynağı olarak görüyor günümüz insanı. En basit, hatta
kişinin çok iyi bildiği şeyleri öğrenmek için bile yapay zekâya başvuruluyor.
2010’dan
sonra doğan çocuklara “alfa kuşağı” deniyor. Öncelikle söyleyeyim ki çocukları,
gençleri, insanları kümelendirme yanlısı değilim. Çünkü insanlar aynı dönemde
değil; aynı gün, aynı evde doğsalar bile düşünsel ve duygusal ayrımlar
göstereceği kesin. Bu nedenle bir dönemde doğanların hepsini aynı düşünce ve benzeşik[1], tekdüze davranışta
bulunduğunu varsaymak büyük yanlış. İnsanı insan yapan da herkesin ayrı düşünüp
davranması, benzeşik olmaması. İnsan düşünce ve davranışlarını kuşaklara bölüp toptancı
bir bakış açısıyla değerlendirme yanlısı değilim.
Şimdi
dönelim konumuza. Teknolojinin içinde doğan çocuklar, yapay zekâya kolayca uyum
sağladı. Zaten çok küçük yaşta ekrana bağlanan çocuklar, yapay zekâ ortaya
çıkar çıkmaz ona yöneldiler.
Ekran
bağımlılığı, yapay zekâ bağımlılığını da getirdi bir anda. Ekran bağımlılığıyla
ailesi, arkadaşları, akrabalarıyla duygusal kırılma yaşayan çocuk, böylece yeni
ailesini, arkadaşını ve akrabasını buldu orada. Çocuklar gerçek yaşamda
yitirdikleri duygusal ilişkiyi yapay zekâyla kurmaya çalışmakta. Bunu yaparken
onun bir teknolojik aygıt olduğunu ve duygudan yoksunluğunu düşünmüyorlar bile.
Onunla duygusal bağ kurulmaya başlayınca yapay zekâyı arkadaş, dost, giderek
ailesi olarak benimsemekteler. Onu arkadaş yerine koyunca sırdaşı olarak da görüyor.
Kimlik bilgilerini, aile sırlarını, tasarımlarını, ülkülerini, amaçlarını, özel
ilişkilerini, yaşamının gizlerini ona emanet ediyor. Bu kişisel bilgi, düşünce
ve duyguların yapay zekâya emanet edilmesi onun bireysel özgürlüğünü, kimliğini
yok edip büyük tehlikelerin içine sokuyor.
Yapay
zekâ, çocukların duygusal boşluğunu dolduruyor görünse de böyle bir şey
olanaksız. Çünkü duygu, insanda olan bir özellik… Dünyada insan sıcaklığını verebilecek
hiçbir teknolojik araç yok! İnsan, insanla duygusal ilişki kurabilir. Onunla
üzülüp onunla sevinir. Yine duygusal yakınlığı ancak insan ve doğayla kurabilir.
Bazı
yapay zekâ kullanıcıları, özellikle de alfa kuşağı olarak görülenler, aşklarını
burada arıyor. Yapay zekâya âşık olanlar giderek artmakta. Ona ilanı aşk ilan
edenler çok… Birçok kişiye gülünç ve şaşırtıcı gelecek, ancak onunla sevgili
olanlar var. Sevgilisiymiş gibi onunla duygusal konuşmalar yapanlar giderek
artmakta. Ne yazık ki günümüz çocuklarının çoğu, yapay zekâya çok güveniyor.
Tüm sorunlarını onunla çözmeye çalışıyor. Onun en büyük sırdaşı yapay zekâ…
Bazı
ülkelerde tek tük de olsa yapay zekâyla evlenenler var. Bu evliliklerin
yaygınlaşacağı gözükmekte. Bu da günümüz insanının yalnızlığını, duygusal
açlığını, insansızlığını, toplumdan soyutlanmasını, doğadan uzaklaşmasını,
teknolojiye teslimiyetini göstermekte. Bu durum, modern toplumun en büyük
sorunu… İnsanın insandan kopuşunun acıklı bir öyküsü olarak da görülebilir bu. Özellikle
çocukların yapay zekâyı sosyal gereksinmeleri karşılayacak insanmış gibi
görmesi çok önemli bir sorun.
Sakın
yanlış anlaşılmasın, yapay zekâya kaşı değilim. Onun varlığını, yaşamımızı
kolaylaştıracak bir gelişme olarak görüyorum doğru kullanıldığı sürece. Bu
konuda başta anne ve babalar olmak üzere herkes sorumlulukları gereğince
çocukları uyarmak zorunda. Öncelikle yapay zekânın gerçek bir kişi olmadığı
onlara anlatılmalı. Onun arkadaş değil, zaman zaman başvurulması gereken bir
kaynak olduğu belirtilmeli. Sağlık ve güvenlik alanlarında ondan bilgi
alınmasının tehlikelerinden söz etmeli. Yapay zekânın bir psikolojik danışman olamayacağı
gerçeği üzerinde durulmalı.
Çocuklar,
yapay zekâya birçok soru sorup bilmediklerini öğrenmeye çalışıyor. Ancak
buradan aldığı yanıtların, öğrendiği bilgilerin hepsinin doğru olduğu yolunda
bir inancın olmaması gerek. Bu bilgileri başka kaynaklardan da onaylaması çok
önemli. Bir bilgi, birkaç kaynaktan öğrenilmeli. Farklı kaynaklarda çelişkili
bir açıklama varsa yapay zekânın verdiği bilgi daha derinine araştırılmalı.
Yapay
zekâdaki bilgileri, onu yapanlarca yüklendiği bilincine sahip olunmalı. Kötü
niyetli kişiler, onu kendi çıkarları için yönlendirme aracı olarak
kullanabilir. Böyle olursa insanlığın kötülüğü için çalışır.
Yapay
zekâ, iyi niyetli kişileri yönetiminde toplumsal çıkarları önceleyip insanlığa hizmet
ve uygarlığın gelişmesi için kullanıldığında herkese, tüm dünyaya çok yararlı
olur. Özellikle bu durum, çocukların gelişimine önemli katkılar yapar. Bu
nedenle onları yapay zekâ kullanımı konusunda bilinçlendirmeli. Bu görev de en
çok anne, baba ve öğretmenlere düşmekte. Bu konuda devletin ilgili kurumları da
özveriyle sorumluluklarını yerine getirerek çalışmalar yapmalı. Bu görevden
kaçmak çocuklara, onların geleceklerine önem ve değer vermemektir.
Çocukları
yeniden yaşama, onların doğal gelişim sürecine döndürmek gerek. Bunu yapamadığımızda
insanlığın geleceği tehlikeye düşer. Bu nedenle bu savaşım kişisel değil,
toplumsal olmalı, hem de tüm insanlık için.
Adil Hacıömeroğlu
9
Haziran 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder