Ülkemiz dört bir yandan soyuluyor. Soyanlar
mı kim? Soyanlar, halkımızın parasını, malını mülkünü, namusunu, geleceğini
emanet ettiği kişiler. Kimi devletimizin en yüksek orunlarında sorumluluk
almış, kimi de halkın oylarıyla ülkemizin yönetimine ve belediyelerin başına
seçilerek gelmiş yetkililer. Ne yazık ki halkın yetki ve sorumluluk verdiği,
toplumsal varlığını emanet ettiği kişiler, emanete hıyanet etmeye beceri
sanmakta.
Yıllardır devlet olanaklarını kendi
çıkarına kullanan yöneticileri ve belediyelerdeki yolsuzlukları biliriz. Merkezi
yönetime ya da belediyelere yoksul gelip Karun gibi varsıllaşanlar halkımızın
gözünden kaçmaz. Aslında yurttaşlarımızın bir bölümü, siyasetle ilgilenmiyor
görünse de devlet kurumlarında ve belediyelerde ne dolaplar döndüğünü çok iyi
bilir. Bu kurumlarda görev alanların birden varsıllaşması herkesin gözüne
batar. Çünkü mızrak çuvala sığmaz. Bu kişilerin çoğu nasıl varsıllaştıklarını
bir yetenekmiş, üstünlükmüş gibi anlatır sağda solda.
Halkı soyarak varsıllaşanların ortak özelliği,
belirgin görgüsüzlükleri ve paradan başka bir gücü tanımamaları. Bu nedenle
yurttaşın parasını cebe indirdikten sonra bu varsıllığını gösterişe dönüştürür.
Çünkü bu kişilerin ellerinde diplomaları olsa da bilgisizdirler, toplumsal ve kişisel
aktöre konusunda zayıflıkları gözle görülür biçimdedir. Ayrıca toplumun
erdemlerini benimsemedikleri de açıkça anlaşılır. Günlük konuşmalarında sözcük
dağarcıkları yüzü geçmez. Yerli yersiz, ikide bir çevresindekilere aktöre dersi
vermeye çalışırlar, kendi aktöresizliklerini örtmek için. Eleştiriye karşı anlayış
göstermez, başkaları küçük bir yanlış yaptığında olağan olmayan sert bir tavır
gösterirler. Bu kişiler, giyim kuşamlarında herkesin ilgisini çekmeye çalışır.
Giysileri, kullandıkları kokuları, saat gibi bazı takılarda yabancı markalarla
ilgiyi üzerlerine çekerler. Günlük yaşamdaki harcamalarında savurganlık ve
gösterişleri gözlerden kaçmaz.
Yurttaşlarımız, rüşvet yiyip halkı
soyanları gözünden tanır. Çarşıda pazarda, mahalle kıraathanelerinde, komşu
gezmelerinde halkın emeğini çalanlar çokça konuşulur. Devleti ve belediyeleri
soyanlar, her şeyi halkın gözü önünde yapar. Bu işin gizlisi saklısı yok!
Belediyelerdeki yolsuzluklarla ilgili
uzun süredir soruşturmalar sürüyor. Bu soruşturmaların sonunda bazı belediye başkanları
ve yöneticiler görevlerinden el çektirilip tutuklandı.
Prof. Dr. Osman Altuğ, 24 Ocak 1980’de
kurulan neoliberal sisteme üçkâğıt ekonomisi adını verdi. Bu üçkâğıt
ekonomisinin de döviz, faiz, borsaya dayandığını vurgulardı. Ne yazık ki
ülkemiz, 24 Ocak kararlarıyla üretimden uzaklaşırken uluslararası sermayeye
teslim oldu. Osman Hoca’nın üç kâğıdından birindeki yolsuzluklar lağım patlar
gibi patladı. Her yanı pis kokular kapladı.
16 Eylül 2026 günü fon soygunu gündeme
düştü. Zaman zaman Borsa İstanbul’la ilgili söylentiler yayılırdı kamuoyuna. En
sonunda bu söylentiler gerçeğe dönüştü. Ne yazık ki Borsa üzerinden halkın
parasını cebe indirenler, AKP’li bir kısım yönetici ile iktidarın atadığı
bürokratlar. Fon vurgununda öne çıkan kişi, AKP’li eski bakan Fatma Betül Sayan
Kaya oldu. Yargı görevini yaptı ve eski bakan tutuklandı. Sayan’ın yanı sıra
Borsa İstanbul, SPK ve borsada iş yapan birçok aracı kurum yöneticisi de
tutuklandı. Tutuklanan bu yöneticiler AKP yönetimince atandı. Bu tutuklamalar, çok
önemli… Çünkü dokunulmaz sanılan
kişilere de dokunulmaya başlandı. Bunun arkası gelecek. Bu durum karşısında
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in görevde kalması açıklanamaz. Bu nedenle Şimşek
görevinden el çektirilmeli.
AKP’li bazı kişilerin topun ağzında
olduğu bilinmekte. Yirmi dört yıldır ülkemizi yöneten iktidar partisinin bunca
yolsuzluğun olduğu bir ortamda masum olması olanaksız. Üretimden uzaklaşan
Türkiye, borç ekonomisiyle işi yürütmeye çalıştı.
İktidar ya da muhalefet partilerinde yurdunu
seven dürüst kişiler yolsuzluklar konusunda işbirliği yapmalı. Çünkü yolsuzluklar
yüzünden halkımız yoksullaşmakta, devletimiz güçsüzleşmekte. Ne yazık ki
toplanan vergiler, dış borçların ödenmesine bile yetmiyor neredeyse. Bu ulusal
güvenlik sorunu değil de nedir?
Yoksullaşan, üç öğün yemeğini
yiyemeyen, kış günü ısınamayan, yaşamak için en temel gereksinmelerini
karşılayamayan yurttaşlarımızın homurtuları işitilmekte. İnsanların dayanma
gücü tükenmek üzere. Bunun bir dip dalgası yarattığını görmek gerek. Bir avuç
kişinin devleti soyarak varsıllaşması yüzünden halkın ezici çoğunluğu hızla
yoksullaşmakta. Bu durum sonsuza dek süremez.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın dışında fon soygununa
karışanların tümünün adları açıklanmalı kamuoyuna. Yalnızca adlarının açıklanması
yeterli değil, yargıda hesap vermeleri de sağlanmalı. Halkın cebinden aşırılan
her kuruşun hesabı sorulmalı. Yetimin hakkını yiyenleri görmezden gelmek, büyük
bir aymazlık olur. Demokrasi demek, ayrıcalıklı kişilerin yaratılması demek
değil.
Türkiye toptan arınmalı her yönüyle. Nereden
buldun yasası ivedilikle çıkarılmalı. Halkın sırtından varsıllaşmanın,
geçinmenin yolu hem siyasetçilere hem de bürokratlara kapanmalı. Türkiye Allah
ve Atatürk’le halkı aldatanlardan kurtulmalı. Çünkü başka Türkiye yok!
Nerden Buldun Yasası Çıkmalı https://adiladalet.blogspot.com/2025/10/nerden-buldun-yasasi-cikmali.html
Yolsuzluk Soruşturmaları Desteklenmeli https://adiladalet.blogspot.com/2025/10/yolsuzluk-sorusturmalari-desteklenmeli.html
Adil
Hacıömeroğlu
8
Kasım 2026
Bu ülke " logar kapaklarının belediye yetkililerince calınıp, satilması ve yeniden satın alınması" nı gòrdü. Kuru ağaçlar satın alınıp belediye zarara uğratıldı. Tabii ki bunlar unutulmaz. Unutulmayacak. Ama Fatma Betül Sayan'ın durumu çok farklı. Önce öne sürülüp konu kapatılmaya çalışıldı. Mağdurlar çok ses çıkarınca Fatma Betül Sayan'ın arkasına saklanan koca koca adamlar tek tek ortaya çıkmaya başladı. Siyası ayağından çıt çıkmıyor. Neden acaba.!?
YanıtlaSilDini kullanıyorlar ama, Allah korkuları yok. Yolsuzluk hırsızlık yapmak, her türlü hak hukuk çiğnemek bunlarda. Sòzün bittiği yerdeyiz. Hele hele koca koca sözde adamların bir kadının arkasına saklanması başka bir utanç. Allah utanma duygusunu yok etme bu kullarından yarabbim.
YanıtlaSilDeğerli Adil öğretmenim,
YanıtlaSilYazınızı ilgiyle okudum. Toplumun kanayan yaralarına dikkat çeken bu değerli yazınız, sosyolojik açıdan önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Yolsuzluk yalnızca ekonomik kaynakları tüketmez; toplumsal güveni, adalet duygusunu ve birlikte yaşama kültürünü de zedeler.
Kamu kaynakları hepimizin ortak emanetidir. Bu emanetin kişisel çıkarlara alet edilmesi, devlete duyulan güveni sarsarken ekonomik eşitsizlikleri de derinleştirir. Haksız kazançlar artarken emeğiyle geçinenlerin yaşamı zorlaşır, fırsat eşitliği yara alır.
Türkiye’nin ihtiyacı, yalnızca yolsuzluk yapanların ortaya çıkarılması değil; herkesin hesap verdiği, kamu hakkının korunduğu ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmadığı bir düzenin kurulmasıdır.
Çünkü gerçek adalet, herkesin hakkını alabildiği, emeğinin karşılığını bulduğu ve geleceğe güvenle bakabildiği bir toplum yaratmaktır.
Kaleminize, yüreğinize sağlık. Düşündüren ve farkındalık yaratan yazılarınız daim olsun. 👏🇹🇷🙏🏻🌺👏📚
Dinle toplumun gözü perdelenip her türlü ahlaksızlık yapılıyor. Demek ki dini kullanana tekrar tekrar bakmak lazım ahlak var mı diye!!
YanıtlaSil