TÜRKİYE, SOYULDUKÇA SOYULUYOR


Ülkemiz dört bir yandan soyuluyor. Soyanlar mı kim? Soyanlar, halkımızın parasını, malını mülkünü, namusunu, geleceğini emanet ettiği kişiler. Kimi devletimizin en yüksek orunlarında sorumluluk almış, kimi de halkın oylarıyla ülkemizin yönetimine ve belediyelerin başına seçilerek gelmiş yetkililer. Ne yazık ki halkın yetki ve sorumluluk verdiği, toplumsal varlığını emanet ettiği kişiler, emanete hıyanet etmeye beceri sanmakta.

Yıllardır devlet olanaklarını kendi çıkarına kullanan yöneticileri ve belediyelerdeki yolsuzlukları biliriz. Merkezi yönetime ya da belediyelere yoksul gelip Karun gibi varsıllaşanlar halkımızın gözünden kaçmaz. Aslında yurttaşlarımızın bir bölümü, siyasetle ilgilenmiyor görünse de devlet kurumlarında ve belediyelerde ne dolaplar döndüğünü çok iyi bilir. Bu kurumlarda görev alanların birden varsıllaşması herkesin gözüne batar. Çünkü mızrak çuvala sığmaz. Bu kişilerin çoğu nasıl varsıllaştıklarını bir yetenekmiş, üstünlükmüş gibi anlatır sağda solda.

Halkı soyarak varsıllaşanların ortak özelliği, belirgin görgüsüzlükleri ve paradan başka bir gücü tanımamaları. Bu nedenle yurttaşın parasını cebe indirdikten sonra bu varsıllığını gösterişe dönüştürür. Çünkü bu kişilerin ellerinde diplomaları olsa da bilgisizdirler, toplumsal ve kişisel aktöre konusunda zayıflıkları gözle görülür biçimdedir. Ayrıca toplumun erdemlerini benimsemedikleri de açıkça anlaşılır. Günlük konuşmalarında sözcük dağarcıkları yüzü geçmez. Yerli yersiz, ikide bir çevresindekilere aktöre dersi vermeye çalışırlar, kendi aktöresizliklerini örtmek için. Eleştiriye karşı anlayış göstermez, başkaları küçük bir yanlış yaptığında olağan olmayan sert bir tavır gösterirler. Bu kişiler, giyim kuşamlarında herkesin ilgisini çekmeye çalışır. Giysileri, kullandıkları kokuları, saat gibi bazı takılarda yabancı markalarla ilgiyi üzerlerine çekerler. Günlük yaşamdaki harcamalarında savurganlık ve gösterişleri gözlerden kaçmaz.

Yurttaşlarımız, rüşvet yiyip halkı soyanları gözünden tanır. Çarşıda pazarda, mahalle kıraathanelerinde, komşu gezmelerinde halkın emeğini çalanlar çokça konuşulur. Devleti ve belediyeleri soyanlar, her şeyi halkın gözü önünde yapar. Bu işin gizlisi saklısı yok!

Belediyelerdeki yolsuzluklarla ilgili uzun süredir soruşturmalar sürüyor. Bu soruşturmaların sonunda bazı belediye başkanları ve yöneticiler görevlerinden el çektirilip tutuklandı.

Prof. Dr. Osman Altuğ, 24 Ocak 1980’de kurulan neoliberal sisteme üçkâğıt ekonomisi adını verdi. Bu üçkâğıt ekonomisinin de döviz, faiz, borsaya dayandığını vurgulardı. Ne yazık ki ülkemiz, 24 Ocak kararlarıyla üretimden uzaklaşırken uluslararası sermayeye teslim oldu. Osman Hoca’nın üç kâğıdından birindeki yolsuzluklar lağım patlar gibi patladı. Her yanı pis kokular kapladı.

16 Eylül 2026 günü fon soygunu gündeme düştü. Zaman zaman Borsa İstanbul’la ilgili söylentiler yayılırdı kamuoyuna. En sonunda bu söylentiler gerçeğe dönüştü. Ne yazık ki Borsa üzerinden halkın parasını cebe indirenler, AKP’li bir kısım yönetici ile iktidarın atadığı bürokratlar. Fon vurgununda öne çıkan kişi, AKP’li eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya oldu. Yargı görevini yaptı ve eski bakan tutuklandı. Sayan’ın yanı sıra Borsa İstanbul, SPK ve borsada iş yapan birçok aracı kurum yöneticisi de tutuklandı. Tutuklanan bu yöneticiler AKP yönetimince atandı. Bu tutuklamalar, çok önemli…  Çünkü dokunulmaz sanılan kişilere de dokunulmaya başlandı. Bunun arkası gelecek. Bu durum karşısında Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in görevde kalması açıklanamaz. Bu nedenle Şimşek görevinden el çektirilmeli.

AKP’li bazı kişilerin topun ağzında olduğu bilinmekte. Yirmi dört yıldır ülkemizi yöneten iktidar partisinin bunca yolsuzluğun olduğu bir ortamda masum olması olanaksız. Üretimden uzaklaşan Türkiye, borç ekonomisiyle işi yürütmeye çalıştı.

İktidar ya da muhalefet partilerinde yurdunu seven dürüst kişiler yolsuzluklar konusunda işbirliği yapmalı. Çünkü yolsuzluklar yüzünden halkımız yoksullaşmakta, devletimiz güçsüzleşmekte. Ne yazık ki toplanan vergiler, dış borçların ödenmesine bile yetmiyor neredeyse. Bu ulusal güvenlik sorunu değil de nedir?

Yoksullaşan, üç öğün yemeğini yiyemeyen, kış günü ısınamayan, yaşamak için en temel gereksinmelerini karşılayamayan yurttaşlarımızın homurtuları işitilmekte. İnsanların dayanma gücü tükenmek üzere. Bunun bir dip dalgası yarattığını görmek gerek. Bir avuç kişinin devleti soyarak varsıllaşması yüzünden halkın ezici çoğunluğu hızla yoksullaşmakta. Bu durum sonsuza dek süremez.

Fatma Betül Sayan Kaya’nın dışında fon soygununa karışanların tümünün adları açıklanmalı kamuoyuna. Yalnızca adlarının açıklanması yeterli değil, yargıda hesap vermeleri de sağlanmalı. Halkın cebinden aşırılan her kuruşun hesabı sorulmalı. Yetimin hakkını yiyenleri görmezden gelmek, büyük bir aymazlık olur. Demokrasi demek, ayrıcalıklı kişilerin yaratılması demek değil.

Türkiye toptan arınmalı her yönüyle. Nereden buldun yasası ivedilikle çıkarılmalı. Halkın sırtından varsıllaşmanın, geçinmenin yolu hem siyasetçilere hem de bürokratlara kapanmalı. Türkiye Allah ve Atatürk’le halkı aldatanlardan kurtulmalı. Çünkü başka Türkiye yok!

Nerden Buldun Yasası Çıkmalı https://adiladalet.blogspot.com/2025/10/nerden-buldun-yasasi-cikmali.html

Yolsuzluk Soruşturmaları Desteklenmeli https://adiladalet.blogspot.com/2025/10/yolsuzluk-sorusturmalari-desteklenmeli.html

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               8 Kasım 2026

 

 

 

 

 

4 yorum:

  1. Bu ülke " logar kapaklarının belediye yetkililerince calınıp, satilması ve yeniden satın alınması" nı gòrdü. Kuru ağaçlar satın alınıp belediye zarara uğratıldı. Tabii ki bunlar unutulmaz. Unutulmayacak. Ama Fatma Betül Sayan'ın durumu çok farklı. Önce öne sürülüp konu kapatılmaya çalışıldı. Mağdurlar çok ses çıkarınca Fatma Betül Sayan'ın arkasına saklanan koca koca adamlar tek tek ortaya çıkmaya başladı. Siyası ayağından çıt çıkmıyor. Neden acaba.!?

    YanıtlaSil
  2. Dini kullanıyorlar ama, Allah korkuları yok. Yolsuzluk hırsızlık yapmak, her türlü hak hukuk çiğnemek bunlarda. Sòzün bittiği yerdeyiz. Hele hele koca koca sözde adamların bir kadının arkasına saklanması başka bir utanç. Allah utanma duygusunu yok etme bu kullarından yarabbim.

    YanıtlaSil
  3. Değerli Adil öğretmenim,

    Yazınızı ilgiyle okudum. Toplumun kanayan yaralarına dikkat çeken bu değerli yazınız, sosyolojik açıdan önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Yolsuzluk yalnızca ekonomik kaynakları tüketmez; toplumsal güveni, adalet duygusunu ve birlikte yaşama kültürünü de zedeler.

    Kamu kaynakları hepimizin ortak emanetidir. Bu emanetin kişisel çıkarlara alet edilmesi, devlete duyulan güveni sarsarken ekonomik eşitsizlikleri de derinleştirir. Haksız kazançlar artarken emeğiyle geçinenlerin yaşamı zorlaşır, fırsat eşitliği yara alır.

    Türkiye’nin ihtiyacı, yalnızca yolsuzluk yapanların ortaya çıkarılması değil; herkesin hesap verdiği, kamu hakkının korunduğu ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmadığı bir düzenin kurulmasıdır.

    Çünkü gerçek adalet, herkesin hakkını alabildiği, emeğinin karşılığını bulduğu ve geleceğe güvenle bakabildiği bir toplum yaratmaktır.

    Kaleminize, yüreğinize sağlık. Düşündüren ve farkındalık yaratan yazılarınız daim olsun. 👏🇹🇷🙏🏻🌺👏📚

    YanıtlaSil
  4. Dinle toplumun gözü perdelenip her türlü ahlaksızlık yapılıyor. Demek ki dini kullanana tekrar tekrar bakmak lazım ahlak var mı diye!!

    YanıtlaSil