Mehmet
Başaran, 25 Nisan 1926’da Lüleburgaz’a bağlı Ceylanköy’de doğdu. 27 Haziran
2015’te ise aramızdan ayrılıp sonsuzluğa göçtü. O, Köy Enstitülerinin ilk
mezunlarından… Bu yıl yüz yaşında… Yapıtları, düşünceleriyle yaşıyor. Onu
sonsuzlukla kavuşturan birbirinden güzel şiirleri, öyküleri, romanları ve
ülkemizin sorunlarının çözümü için yüreklilikle açıkladığı düşünceleri değil
mi?
Mehmet
Başaran, Kepirtepe Köy Enstitüsü’nü 1943’te bitirdi. Böylece sınıf öğretmeni
olma hakkını kazandı. Ardından Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’ne girdi. Burayı
1946’da bitirerek Türkçe/edebiyat öğretmeni olarak eğitim ordusuna katıldı.
Yurdun dört bir yanında öğretmenlik görevini başarıyla yerine getirdi karşılaştığı tüm
zorluklara karşın.
Yoksulluk,
yokluk ve bilgisizlikle boğuşan ülkemizin topraklarında boy atan umut güneşinin
okullarıydı köy enstitüleri. Neredeyse okuryazarın hiç bulunmadığı köylerimizin
uygarlık ışığıyla aydınlatılması için kurulmuştu bu okullar. Köy çocukları,
buralarda yetiştirilerek yine köylere gidip yüzyılların oluşturduğu gerilik ve
gelişmemişlikle savaşacaklardı.
Başaran,
Trakya’nın bir köyünde doğup büyümüştü. Köyün ve köylünün sorunlarının yakından
tanığıydı. İlk açılan Köy Enstitülerinden olan Kepirtepe’ye girdi ilkokuldan
sonra. Henüz ülkemizde, özellikle de kırsal kesimde okullaşmanın olmadığı bir
dönemde bir köy çocuğunun uygarlığa ulaşacağı tek umuttu Enstitüler. Bu
okullar, kısa sürede birçok köy çocuğunun içindeki cevheri ortaya çıkardı.
Onların içindeki öğrenme isteği, üretkenlik ve yaratıcılıklarının üstündeki yüzyılların
tozunu silkeleyip attı üstlerinden. Mehmet Başaran da bu çocuklardan biriydi. Onlar
Cumhuriyet’in, çağcıl uygarlığın ışığıyla yurt topraklarını aydınlatma
ülküsüyle yetiştiler. Bu ülküye ulaşmak için yüreklice savaştılar gerilikle. Bu
savaşımda Köy Enstitülü öğretmenlerin neredeyse hepsi emperyalizmin ve
işbirlikçilerinin, köylümüzün aydınlanmasını istemeyen çıkarcıların yalan ve
iftiralarıyla karalanmak istediler. Yurt topraklarında doğan parlak güneş
kuytularda saklanan yarasaların gözlerini kamaştırdı, onları rahatsız etti.
Çoğu, sürgünden sürgüne gitti. Ancak bu kıyımlar, sürgünler onların ülküleri
için savaşmalarını engelleyemedi. Onlar, gittikleri her yerde öncü olup
ışıklarını daha da büyüterek yaydılar. Başaran da bu öğretmenlerden biriydi.
Mehmet
Başaran’ı sağlığında tanıma onuruna erişenlerdenim. Onunla konuşmalarımız
unutulacak gibi değil. Onlar, belleğimde hep capcanlı… Bu nedenle kendimi
şanslı görüyorum.
Ülkemizin
zor zamanlarında ilerlemiş yaşına karşın yurtseverlerin hep yanında oldu.
Bundan da hiç çekinmedi. Onun savaşımcılığı doğup büyüdüğü topraklardan ve
eğitim gördüğü Köy Enstitüsünden kaynaklanmaktaydı. Türkiye söz konusu
olduğunda kıyıda köşede duracak biri değildi. Çünkü yurdu için özveriyle
çalışmayı, yeri geldiğinde savaşmayı bir kişilik özelliği olarak benimsemişti. O,
yurduna ve halkına hizmet için yetişmiş bu amacını gerçekleştirmek için vardı
bu yaşamda. Halkının sorunlarına duyarsız kalmak, bunları görmezden gelmek hem
sorumlu bir yurttaşa hem de yurtsever bir öğretmene yakışmazdı zaten.
25
Haziran 2025 günü Ulusal Kanal’da Zafer Bilgin’in sunduğu Sanat Yaşamı’na konuk
oldum. Burada Mehmet Başaran’ı konuştuk. Bu izlence, halkımızdan büyük ilgi
gördü. Bu konuda olumlu yönde çok sayıda tanıdık ve tanımadık kişiler aradı beni.
Köy Enstitülü yazarların daha çok konuşulup yeni kuşaklara tanıtılması istendi. Bu izlenceyi sonradan izleyen arkadaşım
Ahmet Duman çok heyecanlandı. Bir buluşmamızda Mehmet Başaran’ın Kartal Ortaokulu’nda
(Sayın Duman, bu okulu 1967-68 Öğretim Yılında bitirdi) okuduğu üç yıl boyunca
öğretmeni olduğunu anlattı uzun uzun. Onun çok bilgili, değerli bir öğretmen
olduğunu, bu nedenle kendisini şanslı saydığını vurguladı. Bunları söylerken
oldukça duyguluydu.
Tam bağımsız Türkiye ülküsünü bir yaşam biçimi olarak benimseyen Mehmet
Başaran, otuzu aşkın yapıtıyla yaşamakta. Onu ölümsüzlüğe götüren de
alınteriyle oluşturduğu bu yapıtları. Eğitim yaşamımıza adı, altın harflerle yazılan
öğretmenimizi 100. doğum yılında sevgi ve saygıyla anıyorum.
Adil
Hacıömeroğlu
11
Ağustos 2026
Uygar dünyayı yüzlerce yıl geriden takip eden bir toplum, gerçekci bir yakladim ve bilimsel yöntemlerle oluşturulmuş eğitim sistemiyle surunmekten kurtarıp ayağa kaldırılmak istendi. Yepyeni bir yaklasim ve toplumsal dinamizmin ulkuleşmesi yeterli olacakken olmadı, içteki çamur dışarıdaki küreklerle karilinca civiklaşan çamur yayıldı ve toplumcu, üretken eğitim kurumları yalandan iftiralarla gözden düşürülerek yok edildi.
YanıtlaSilŞimdi eğitim kurumları seçmen yetiştirme çiftliğine dönüştürüldü ve uretim-tuketim arasındaki makas açildi ve sömürge durumuna getirildik.
Üzgunum.
Değerli Adil Öğretmenim,
YanıtlaSilMükemmel bir
anlatım olmuş 👏👏✨❤️bir insanın ömrünün ancak topluma kattığı değerlerle anlam kazandığını hatırlatıyor. Köy Enstitülerinin aydınlık ülküsünü taşıyan Başaran; emeği, eğitimi, üretimi ve yurt sevgisini yaşamına işleyerek ardında silinmez bir iz bırakmış. Vefalı kaleminiz yalnızca bir öğretmeni değil, Cumhuriyet’in aydınlanma yolunda yürüyen bir kuşağın onurlu mirasını da yaşatıyor ve gelecek kuşaklara da yaşattıracaktır.Duyarlı yüreğinize, emeğinize sağlık 👏👏✨🇹🇷📚🌹🧿❤️Var olunuz.🙏🏻
Ölümsüz Mehmet Başaran’ı sevgi , saygı ve minnetle anıyorum .
🤲🏻💐
Saygılarımla . Esen kalınız.