2 Şubat 2015 Pazartesi

UYAN ALİ’M UYAN, UYANMAZ OLDUN


Türküler, sosyal olayları anlamada bize yol gösterir. Halk, türküyü dillendirirken gerçekçi davranır. Hele ağıtlarda yalana başvurmak söz konusu hiç olmaz. Olaylar saptırılmaz. Çünkü ağıttaki acı, yüreğe saplanmış bir bıçaktır. Oradan sökülüp atılması olanaksızdır. Bu nedenle ağıtı söyleyen yüreğinden geldiği gibi dile getirir dizeleri. Yürekten gelene su katılmaz. Bu yazımızda bir Kıbrıs-Magosa ağıtını anlatacağız.

         “Mağusa limanı limandır, liman (aman aman)
          Beni öldürende yoktur din iman

Kavuştak: Uyan Ali’m uyan
                 Uyanmaz oldun
                 Yedi bıçak yarasına
                 Dayanmaz oldun

            İskeleden çıktım yan basa basa (aman aman)
            Mağusa’ya vardım gan kusa kusa

 Kavuştak

            Ölür oldum hey hey bak neler oldu (aman aman)
            Elbiselerim de gan ile doldu

 Kavuştak

           Mağusa limanından aldılar beni (aman aman)
          Üç mil uzağına attılar beni                                                      
          (Kâfir İngilizler vurdular beni)

Kavuştak”

Yukarıdaki ağıt/türkünün adı aslında “Arap Ali”. Gerek türkünün ezgisi gerekse öyküsü halk tarafından o kadar çok benimsenmiş ki dört bir yana yayılmış. Sözleri bazı değişiklere uğrasa da birçok yörede benzerleri söylenir olmuş. Zaten bu ağıt, dinleyenin ciğerine işlemekte. Dinleyenler, günlerce acılı ezgiyi mırıldanırlar farkında olmadan.

Arap Ali, mert bir Türk gencidir. Limasol’un Arnavut Mahallesinde oturan Afrika’dan gelip Kıbrıs’a yerleşmiş Arap Mahmut ile Anadolu kökenli Hatice Hanımın oğludur. Yemeyi, içmeyi, eğlenmeyi sevmektedir. Öldürüldüğü gün, Magosa gümrüğündeki işini bitirdikten sonra keyif çatmak için meyhaneye gider, birkaç kadeh parlatmak için. O sırada İngiliz askerleri de aynı yerde içki içmekteydiler. Arap Ali’ye sataşınca İngilizler, kavga çıkar. İngiliz askerleri Ali’ye yedi süngüden sonra sekizincisini vururlar ve Ali, oracıkta can verir. Memleketi Limasol’da toprağa verilir. Arkasından bir ağıt bırakarak...

Kıbrıs, yıllarca İngilizlerin işgalinde kaldı. Şu anda bile Ağrotur ve Dikelya üsleri bulunmakta İngiltere’nin bu güzel adada. İngiliz varlığıyla birlikte Türk’ün çilesi başlamıştır. Yüz yıllardır kardeşçe yaşayan Rum ve Türkler düşmanlaştırıldılar sömürgeci güç tarafından. Zaten dünyanın neresinde bir savaş, düşmanlık, çatışma, kavga varsa orada bilin ki emperyalist bir el vardır. İşte, Arap Ali’nin kanına giren de o emperyalist anlayıştır.

Arap Ali, kendisi için yakılan ağıtta yaşamakta. Yüz yıllarca da yaşayacak. Ya onu öldürenler... Onların adını sanını bilen var mıdır acaba?

Not: Türküyü dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=JaNzwSrbAgo
                                               Adil Hacıömeroğlu
                                               1 Şubat 2015



1 yorum:

  1. Savaş, terör, tehditler, kan, kin, yıkım...tüm bu cehennemi olumsuzluklar, silah ve güvenlik endüstrisi için pazar anlamına geliyor. Bu yüzden Batı, kendi içinde ekonomik, askeri politik birlikler kurarken, dünyanın geri kalanında ayrılıkları ve ayrılıkçıları, bölünmeleri ve bölücüleri besliyor , akıl hocalıklarını yapıyor, telkinde bulunuyor , güven ve cesaret aşılıyor , parçalanmayı demokrasinin icabı, insan hakları vazgeçilmezi, gibi gösteriyor.. Geniş sınırlar içinde rengarenk Bir kültürel yaşamın olabileceğini, paylaşım, saygı ve sevgi çerçevesinde çözülmeyecek hiç bir sorun olmadığını hiç bir zaman dile getirmiyor, bu geniş sınırların bir gün bütün dünyayı kapsamasından korkuyor.Fakir toplumlar hele komşu ülkelerin halkları bu oyuna gelmemeli, kaynaşmalı, kucaklaşmalı, sevdikleri herşeyi birbiriyle paylaşmalı gerisi suyun akıp denize kavuşması gibi çözüme kavuşur.

    YanıtlaSil