HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK


ABD-İsrail’in saldırısıyla başlayan savaş, ara vermeden sürüyor. İran hem askersel hem de psikolojik üstünlüğü sağlamış durumda. Yenilmez denen ABD ve İsrail önemli yitikler vermekte. Gerçi saldırgan teröristler, can ve mal yitiklerini gerçekçi bir biçimde açıklamıyor. Yine de buna karşın bu iki saldırganın yıkımları açıkça görülmekte.  Trump ve Netanyahu, kendi halklarını kandırmak için yalan üretme konusunda yarışmakta. ABD ve İsrail halkının bu yalanlara inandığı söylenemez.

Savaşın 25. günündeyiz. İsrail halkı, savaş sırasında neredeyse günün çoğunu sığınaklarda geçirdi. Ülkelerine füzeler yağarken yerin altında köstebek gibi bir yaşama tutsak oldular. 25 gün boyunca İsrail’de dükkânların çoğu neredeyse açılmadı. Üretime ara verildi. Üretimin düşüşü, ülke için çok önemli bir sorun. Ayrıca yerin altındaki sığınaklarda yaşamak, onların hem tinsel hem de eğinsel sağlığını bozduğunu söyleyebiliriz. Çünkü sığınaklar, ev gibi değil. Evlerindeki özgürlüğün yerinde yeller esiyor. Buralarda sıkış tıkış yaşamaktalar. Günlük yaşamın birçok sorunuyla karşılaşmaktalar. Zaman zaman yer darlığı ve tinsel sıkışıklık ve ölüm korkusuyla burada yaşayanlar arasında çatışmaların çıkması çok olağan. Bu da önemli rahatsızlık konusu.

İsrail’in aşılmaz denen demir kubbesi aşıldı. İran füzeleri, neredeyse yerleşim yerlerinin hepsini vurmakta. Bu nedenle saldırgan devletin hiçbir yerinde, hiçbir yurttaşının can güvenliği yok! Can güvenliğinin olmadığı bir yerde insanların yaşaması da olanaksız. Savaş durduğunda ve İsrail’den dışarı gidişler başladığında birçok Yahudi’nin bu ülkede kalmayıp başka ülkelere göç edeceğini söyleyebiliriz. Bu da bu yapay devleti zor durumda bırakacak. Dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler için güvenli çekim olmaktan çıkacak bu topraklar.

En büyük değişim, Körfez ülkelerinde olacak. Yıllardır ABD’nin uydusu gibi davranan bu ülkeler, geçmiş siyasetlerini sorgulayacaklar. ABD eliyle kendi güvenliklerinin sağlanamayacağını yaşayarak gördüler. Demek ki bir ülkenin güvenliği kendi öz gücüne ve komşularıyla kuracağı doğru ilişkilere bağlı. Atalarımız: “El, eliyle yılan bile tutulmaz” demiş. Ne güzel bir söz… Elin oğlu, üstelik senin hiçbir kültürel, tarihsel bağın olmayan ve sürekli seni sömüren bir güç, senin güvenliğini niye sağlasın?

Sağlamıyor zaten. Onun derdi, senin yeraltı kaynakların… Seni yıllardır sömürüp kanını emiyor acımasızca. Asıl istediği de İsrail’in güvenliğinin sağlanması değil mi? İsrail’in bu topraklarda niçin kurulduğunu bunca yıldır neden anlamadınız? Bu terör devletinin yıllardır Arap kanı akıttığını niye görmezden geldiniz? Bir gün sıranın size de geleceğini niçin öngöremediniz? ABD’nin bu topraklarda tek dostunun İsrail olduğunu bir türlü anlayamadınız. Bu nedenle onun bütün saldırılarına destek verdi ABD. Bölgede sürekli olarak mezhep ve etnik köken ayrımını körükleyerek ulus devletleri zayıflatıp ortadan kaldırdığını fark etmediniz mi? İsrail’in önünün açılmasına, yayılmasına, toprak ilhakları yapmasına yol açmadı mı bu siyaset?

Körfez ülkeleri, geçmişin yanlış siyasetlerini, ittifaklarını sorgulama sürecine girdi. Bu sorgulamanın olumlu bir yöne evirileceği kesin. Önümüzdeki dönemde bölgesel bağdaşıklar gündeme gelecek. Böylece ABD etkisi zayıflayacak bölgemizde. Daha bağımsızlıkçı yaklaşımlar söz konusu olacak. Bölgesel işbirliği, emperyalist egemenliği sona erdirecek en önemli etken.

ABD-İsrail ile İran savaşından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Hem Batı Asya hem de dünya çok değişecek. Savaşlar, hele emperyalist saldırganlığı durduran savaşlar, devrimci atılımları ortaya çıkarır. Bu devrimci atılımlar ezilenlerin kendi toprakları üzerindeki gücünü artırırken emperyalizmin sömürüsünü yok eder. Batı Asya’da ufuktaki kızıllığın nedeni, doğacak olan devrimci atılımın güneşinin yolda olduğunu göstermekte. Umutla bekleyeceğiz bu güneşin doğuşunu.                                                  

Adil Hacıömeroğlu

                                                       24 Mart 2026

1 yorum: