NATO DAĞILDI DAĞILACAK


NATO (Kuzey Atlantik Asamblesi Örgütü), 4 Nisan 1949’da 12 ülkenin bir araya gelmesiyle kuruldu. Türkiye, NATO’ya 18 Şubat 1952’de girdi. Bu giriş, Kore Savaşı’nda akıtılan Mehmetçiğin kanıyla oldu. Ülkemiz, bu sözde savunma örgütüne katılmak için büyük bir bedel ödedi bu yolla. Aslında biz, NATO’ya girdiğimizi sandık; oysa NATO, yani ABD ülkemize, bize girdi.

NATO, kuruluşundan itibaren ABD merkezli bir örgüt. Bu örgütün önceliği ABD’nin çıkarlarını savunmak. NATO sürecinin başlamasıyla ulusal sanayimiz feda edildi. İğneden ipliğe ABD’ye bağımlılık başladı. Ülkemiz ne tarlalarını ekebildi ne de madenlerini çıkarabildi. Her alanda emperyalizme bağımlılık başladı. Üretin ekonomisi, yerini dışa bağımlı tüketime bıraktı. Ülkemiz siyaseti de bağımlı oldu Okyanus Ötesi’ne. Türkiye, NATO’nun devlet içinde yuvalandırdığı Gladyo aracılığıyla binlerce insanını toprağa düşürdü. ABD eliyle yaratılan iç çatışmalar nedeniyle ulusal birliğimiz zarar gördü. Kısacası NATO, ülkemizin güvenliğine destek olmak yerine köstek oldu. NATO, çoğu zaman Türkiye’nin güvenliğini tehdit etti. Gladyo, yalnızca Türkiye de değil; ABD çıkarlarını korumak için diğer NATO üyesi ülkelerinde de birçok yıkıcı eylemlerde bulundu. Bu biçimiyle NATO; ABD’ye dost, diğer üyelerine düşman oldu.

ABD-İsrail, 28 Şubat 2026 günü İran’a saldırdı. Ummadığı bir direnişle karşılaştı Amerika. İsrail, tarihinin en büyük yıkımına uğradı. Vaşington yönetimi, NATO üyelerini göreve çağırdı sert kayaya çarpınca. En yakın müttefiki İngiltere, uzak durdu bu çağrıya. İspanya’nın baştan beri İsrail karşıtlığı doruktaydı. Bu tavrıyla dünya insanlığının vicdanının sesi oldu Batı’da. Ne yazık ki İslam ülkelerinin liderleri, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in emperyalist saldırganlığa karşı gösterdiği yürekliliğin yarısını bile gösteremediler. Bu da tarihin sayfalarında bir utanç, bir kara leke olarak yerini alacak. Dünya yanarken, İran yok edilmeye çalışılırken İslam ülkelerinin çoğunun liderlerinin ABD-İsrail saldırganlığını görmezden gelmelerini, üstelik İran’ı kınmaları tarihin en büyük ayıbı ve işbirlikçiliği.

İran, adım adım büyük utkuya doğru gidiyor. Bu savaş, İran’a utku getirirken ABD-İsrail’e yıkım getirecek. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. ABD emperyalizmi, hızla gerileyip egemenlik alanlarını yitirirken Asya yükselecek. Bu süreç, NATO’yu yalnızca tinsel, eylemsel olarak değil; kâğıt üzerinde de yok edecek. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “NATO’nun beyin ölümümüm gerçekleştiğini” söylemişti. Şimdi eğinsel ölümüne geldi sıra.  Dünyada yalnız ezilen ülkeler ABD’nin sömürüsüne, baskısına karşı çıkmıyor; NATO ülkeleri de bu emperyalist gücün egemenliğini kabul etmiyor. Bu nedenle İran büyük utkuya giderken dünyayı da ezilenlerin lehine değiştiriyor. Emperyalizmin saldırgan örgütünün ortadan kalkması ezilen ulusları soluklandıracağı kuşkusuz.

Dünya yeniden biçimlenmekte. Asya’nın yükselişi karşısında Atlantik bahar güneşini görmüş kar gibi eriyor. Bu durum karşısında sevinmek, herkesin hakkı değil mi?

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               23 Mart 2026

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder