Çarpık
kentleşme, insanların teknolojiye tutsak olmasının önmeli bir nedeni. Kentlerin
beton yığınları durumuna getirilmesiyle insanlar, doğadan koptu. Teknolojinin
aileleri teslim almasıyla insan, insandan uzaklaştı. İnsandan ve doğadan kopan
kişi, ne yapacağını şaşırmış durumda.
Daha
önce bin yıl düşünsek usumuzun kıyısından bile geçmez işler olmakta. Kişi;
yalnızlığına, bu yalnızlığın getirdiği tinsel çöküşe çare bulmak için saçma
sapan dediğimiz yollar denemekte.
Son
günlerde gerek televizyonlarda gerekse sosyal medyada sıkça rastlamaktayız öfke
odalarına. İlk işittiğimde biraz garipsedim “öfke odası” sözünü çoğu kişi gibi.
İnsanları bu denli öfkelendiren neydi? Sağı solu kırıp dökerek öfkeden
kurtulmak isteği ilginç. Bunun toplumsal bir gereksinim olduğunu düşünen bazı
girişimciler, ülkemizin birçok kentinde öfke odaları kurdular. Böylece yeni bir
iş kolu da oluştu. Kent merkezlerinde öfke odaları açılırken kentlerin dışında
az da olsa kalan kırsal alanlarda da “ormanda çığlık” adı altında etkinlikler
düzenlenmekte. Böylece öfke odalarına yeni bir iş alanı daha eklenmiş oldu.
Öfke
odaları ile ormanda çığlık etkinliklerinin her yerde tanıtımları var. Büyük
kentlerin birçok ilçesinde, hatta mahallelerinde öfke odaları açıldı. Kendisini
öfkeli sayan kişi, buralara başvurup önceden buluşum alıyor. Zamanı gelince
buraya gidiliyor. Gerekli ödeme yapılıyor. Sonrasında öfkeli kişiye, yapacağı
işe özgü giysiler giydiriliyor. Öfkeli; elinde bir sopayla önce duvarlara,
sonra odadaki kırık dökük eski eşyalara tüm gücüyle çığlık çığlığa vurmaya
başlıyor. Kırılan her eşyanın onun öfkesini azalttığını düşününce daha çok
hırslanıp yükleniyor sopaya. Böylece öfkeden kurtuluyor kişi güya.
Birçok
dizide karşısındakine öfkelenen, yaşadığı sorunlara çözüm bulamayan kişi; evde
varsa masa, sandalye, sehpa, duvardaki tabloları kırıp döküyor. En ilgi çekeni
de yemek yemek için hazırlanan masadaki yemekleri, altındaki örtüyü çekerek
yere indiriyor kafası bozuk öfkeli. Kısacası, hıncını yemekten alıyor, sorunu
çözmeye çalışmak yerine. Bu tür bir eylemin yemeğe saygısızlık olduğunu da
söylemeliyim. Halkımızın deyişiyle eşeği dövmüyor semeri dövüyor.
Öfke
odalarında isteyen kişiye, oradaki kişilerce şiddet de uygulanıyor. Şiddetin
dozunu, uygulayıcı belirliyor. Bu, kimi zaman aşırıya varıp istenmeyen sonuçlar
da doğuruyor. Öfke odasına gidip öfkeden kurtulmak isteyen bazı kişiler, düş
kırıklığına uğramakta. Uğradığı aşırı şiddet yüzünden savcılığa başvurup
şikâyetçi olanlar da var.
Ormanda
çığlık adı altında kişiler, iç sıkıntısından ve tinsel geriliminden kurtulmak
istemekte. Ne yazık ki bu sorunun çözümü için tinbilimciler yerine, ormana
gidip çevresine şiddet kusarak içinde yaşadığı tinsel bozukluktan kurtulmaya
çalışıyor kentlerin yalnız insanları.
Ormanda
çığlık etkinliğine katılıp içini karartan sıkıntıdan kurtulmak isteyen kişi,
elinde bir sopayla çığlık çığlığa yerdeki kütüklere, taşa, toprağa, çimenlere,
çalılara ve ağaçlara vurarak kırıp dökmeye çalışıyor. Ne denli çok çığlık
atarsa içi boşalıyor sanki. Bu iş için de para ödüyor ona bu ortamı
sağlayanlara.
Kentin
yalnızlaşan insanının düştüğü zavallılığa bakın! Sıkıntısını anlatmak için
dertleşeceği, içini dökeceği bir dostu bile yok! Bu durum, çok üzüntü verici…
İnsan, insana ilaç olamıyor. İnsanlar arası ilişkilerin bir tinsel sağaltım
olduğunu unutuyor günümüz insanı ne yazık ki. Kalabalık kentlerde derin bir
yalnızlığın içinde kişi. Sokakların insan kaynadığı bir yerde insansız yaşamak,
modern çağın bir karabasanı olsa gerek. Kısacası, insan içinde
insansızlaşıyoruz ne şaşırtıcı bir durum değil mi?
Ekran
bağımlılığı ve sanal medyadan düşünsel birikim edinmek, böylece giderek
doğadan, insandan kopan insan kendini yok etmekte. Kişi, ekran ve teknoloji
bağımlılığıyla doğanın kendisine verdiği üstün özellikler yitirip tekdüzeliğin uçurumundan
hızla yuvarlanıyor, kim bilir nereye?
Adil
Hacıömeroğlu
11
Mart 2026
Gunumuz insani ne kadar lüzümsuz islerle mesgul olunca stres ofke hat safhada ofke odalarına ne gerek var ,aile ici ,sokak cadde her an her yerde siddete basvurabiliyor insan denen yaratik.Umarım yararli olur
YanıtlaSil