16 Temmuz 2012 Pazartesi

İNÖNÜ DÜŞMANLIĞI



            Aylardır bir İsmet İnönü düşmanlığıdır aldı yürüdü. AKP iktidarının İnönü ve tek parti düşmanlığıyla asıl amacı;  Atatürk’ü, onun kurduğu Cumhuriyet’i, devrimleri gözden düşürmek; Kurtuluş Savaşı’nı sıradanlaştırmaktır. Böylece de köklerinden uzaklaşmış, kopmuş bir Cumhuriyet’in yaşama olanağı kalmayacaktır.
            
        Dersim olaylarında CHP’nin de desteğiyle katliamcı ilan edilen İnönü, şimdi de ders kitaplarından çıkarılmakta. Anlayacağınız bundan böyle İnönü savaşlarını, Batı Cephesi komutanlığını, Lozan’ı, yıllar süren Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığındaki İsmet Paşa hükümetlerini, on iki yıllık cumhurbaşkanlığını yok sayacağız. Çocuklarımız, gençlerimiz Cumhuriyet’imizin İkinci Adam’ını öğrenip tanıyamayacaklar. Demokrasiye nasıl geçtiğimizi anlatamayacağız gençlerimize? Diktatörlükle suçlanan ve aslı astarı olmayan iftiralarla kara çalınmak istenen İnönü’nün, ülkemizi İkinci Dünya Savaşı cehenneminden nasıl kurtardığını öğretemeyecek miyiz yeni kuşaklara? Dünyanın hangi diktatörü, kendi isteğiyle demokrasiye geçip iktidarı muhaliflerine devretmiştir?
           
           Dersim tartışmasına CHP’nin kimi milletvekillerinin bodoslamadan dalması ve Kılıçdaroğlu’ nun da “Arşivler açılsın!” söylemiyle Cumhuriyet yıkıcılığı konusunda AKP’nin eli güçlenmiştir. Bazı CHP’li yöneticilerin, parti geçmişini, özellikle de tek parti dönemini sorgulama ve geçmişle hesaplaşma konusunda söylemleri dile getirmeleri RTE’nin ekmeğine yağ sürmekte. CHP’nin geçmişini sorgulaması demek, Cumhuriyet’i, devrimleri sorgulamasıdır. Hatta Kurtuluş Savaşı’nın sorgulanmasına varır bu iş. Çünkü CHP’nin geçmişi demek, Cumhuriyet Devrimi demektir. Eğer, kurucu partinin kimi yöneticileri geçmişi deşelemeye başlarsa devrim düşmanlarına cesaret verir bu durum.
            
            Dünyanın hiçbir ülkesinde devrimler böylesine sorgulanmaz. Fransız Devrimi olduğunda kırk bini aşkın rahip giyotinde can verdi. Eskimiş feodal rejimin tasfiyesi için bu o zaman için gerekliydi. Yoksa modern Fransa nasıl kurulacaktı? Geçenlerde Fransa’da genel seçimler yapıldı. Sağcı ya da solcu herhangi bir partinin bu konuyu seçim malzemesi yaptığını işiten var mı? Cumhuriyetle hesaplaşma gibi bir düşünce Fransız siyasetçisinin aklından geçer mi?
           
               Bolşevik Devrimi sırasında Rusya’da Çar ailesi yok edildi. Bolşevik rejimi bugün yıkılmış durumda. Başta Putin olmak üzere Rus siyasetçiler Komünist değiller. Ayağa kalkıp Bolşeviklerden intikam alma naraları atıyor mu bugünün Rus siyasetçileri? Üstelik Sovyet yönetiminin birçok politikasının günümüzde de uygulanmakta olduğunu görmekteyiz.


Her devrim, aynı zamanda bir iç savaştır. Yeniyle eskinin çatışmasıdır. Dünyada ölümün olmadığı bir savaş da yoktur. Devrimin iradesini sorgulamak yerine devrimi anlamak gerek. Bugünün anlayışıyla dünü değerlendirmek doğru değil. Her tarihsel olay, o günün koşulları içinde değerlendirilip sorgulanmalı.
            
       8 Temmuz 2012 tarihli Aydınlık gazetesi manşetten, Sayın Doğu Perinçek’in de köşe yazısında haykırdığı gibi “Siz İsmet İnönü’nün tırnağı bile olamazsınız.” İnönü’yü kitaplardan çıkarıp unutturma gafletinde bulunabilirsiniz de soyadını değiştirebilir misiniz?
            
             İnönü’ye saldırmaktaki amaç Atatürk’tür. Bunu bir örnekle açıklayalım: Bir kentin en büyük alanında görkemli ulu bir çınar vardır. Kent halkının genci yaşlısı, kadını erkeği, kim varsa kentte, hatta buraya gelen konuklar bile çınarın gölgesinde serinlemekteler. Yelinden yararlanıp yeşilinde gelecekle ilgili hayaller kurmaktalar. Genç sevgililerin ilk aşklarını yaşadıkları, yaşlıların anılarını tazeledikleri, bayramda seyranda, düğünde dernekte, acı tatlı günlerde bir araya gelinen bir yerdir ulu çınarın gölgesi. Kentin bu mutluluğunu, birlikteliğini çekemeyen kimi kötü niyetliler çınarın görkemini kıskanan dış düşmanlarla da işbirliği yaparak planlar kurmaya başlarlar. Kimileri yere düşen yapraklarının çevreyi kirlettiğini, kimileri de dalların bazılarının çok uzadığını ve bunları kesmek gerektiğini öne sürdüler. Hatta kimi cingözler ise dallarını kesip satınca çok para kazanılacağından dem vurdular. Bunun için pazarlıklar bile yapıldı büyük tüccarlarla. Gaflet uykusundaki yöneticilerin bazıları heyecanla desteklediler bu önerileri.


Önce yaprakları silkelendi güzelim ağacın. Kentliler bir sabah yapraksız çınarı görünce önce çok üzüldüler. Sonrasında zor da olsa duruma yavaş yavaş alıştılar. Yapraksız çınar bir şeye benzemiyor, artık insanları da çekmiyordu olmayan gölgesine. Bu sefer sıra dallara gelmişti. Dallar teker teker kesilince sıra gövdeye geldi. Çınarın düşmanları, dallar ve yapraklar olmayınca gövdenin de bir işe yaramayacağını haykırmaya başladılar. Çınarın yararına, gerekliliğine, yaşamsallığına inananlar ise çınarın bahar gelince tekrar filizler vereceğini, çok geçmeden de ulu ağacın dallanıp budaklanacağını hararetle savundular. Kötü niyetliler geceleyin el ayak çekilince baltalarla gövdeye derin yaralar açmaya başladılar. Yine kimsenin fark etmediği anlarda köklere asitler, zararlı maddeler dökmeye başladılar. Ancak çınarın kökleri o kadar derinde, o kadar sağlamdı ki her girişim başarısızlıkla sonuçlandı ve gövde tüm görkemiyle ayakta durmayı sürdürdü.


Bu ulu, görkemli çınar Cumhuriyet’tir. Gövdesi de Atatürk. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet kurumlarının kimi satıldı, kimi de işlevsiz duruma getirildi. Cumhuriyet’in kurucu kahramanları tek tek hedefe oturtuldu. Mustafa Muğlalı, Ali Çetinkaya, Fevzi Çakmak daha niceleri dillere pelesenk yapıldı. Şimdi sırada İsmet Paşa var. Ardından Atatürk’e sıra gelecek. Yoksa Oslo anayasası nasıl kabul ettirecekler bu ulusa? Atatürk’ü yok edeceklerini sananlar, Türkiye’yi gezseler Gazi Paşa’nın köklerinin en kuytu köşelerde bile sapasağlam durduğunu göreceklerdir.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       12 Temmuz 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder