10 Nisan 2015 Cuma

BİR ÖNSEÇİMİN ARDINDAN


Siyasal tercihimi Vatan’dan yana kullandıktan sonra farklı kesimlerden dostlarım ve internetten yazılarımı okuyan yüzlerini görmediğim seslerini işitmediğim, ancak yürek çırpıntılarını duyumsadığım arkadaşlarımın ısrarı sonunda aday adayı olmaya karar verdim.  

Aday adaylığı başvuru süreci başlayalı günler olmuştu. Ben, biraz geç kalmıştım. Çabucak gerekli evrakları hazırladım ve 30 Mart 2015 akşamı Vatan Partisi İl Başkanlığına başvurumu yaptım. Yıllardır, yaşadığım, çalıştığım Bakırköy’ün bulunduğu İstanbul 3.Bölge’yi, Vatan hizmeti için uygun buldum kendime. Bu bölgede on üç ilçe vardı. Bakırköy İlçe Örgütünün dışındakilerin ne yöneticilerini ne de üyelerini tanımaktaydım.

Medyatik biri değildim. Arkamda büyük medya ve sermaye kuruluşları da yoktu. SSK emeklisi biriyim. Önseçim için doğru dürüst bir bütçe yapacak durumum da ne yazık ki yok. Gerçi bütün bunlar olsa da bir şeye yaramayacağının farkındaydım Vatan görevinde.

İstanbul kartıma elli liralık akbil yükledim. İlçelerde yapılmakta olan üye toplantılarına gitmeye karar verdim. Toplantıların çoğunda uzun olmamak koşuluyla kısaca kendimi tanıtıp biraz da siyaset konuştum. Yılların verdiği öğretmenlik deneyimiyle parti üyelerinin konuşmama gösterdikleri ilgiyi ya da varsa ilgisizliği anlamam kolay oluyordu.

Üç ilçenin (Beylikdüzü, Büyükçekmece ve Silivri) dışındaki ilçe örgütlerini ziyaret ettim. Üyelerin sorularına içtenlikle yanıtlar verdim.

Reklam kampanyasına gelince... Zaman ve bütçe darlığından diğer partilerdeki aday adaylarının yaptıkları gösterişli tanıtımları yapmam zaten olanaksızdı. 31 Mart gecesi, tüm yaşamım boyunca iki kez görüştüğüm Bahçelievler İlçe Başkanı İsmail Aydoğmuş Bey beni aradı. Benden bir fotoğrafımı göndermemi istedi.

Ben de safça “Ne yapacaksın? diye sordum.

İsmail Bey: “ Size afiş bastıracağım.” dedi. Hemen afişlerin ne kadara mal olacağını da söyledi, ama ben o kadar şaşkınım ki anlayamadım ödemem gereken parayı.

Ertesi gün Bakırköy İlçe örgütünde arkadaşlarla derin bir söyleşinin içindeyiz. Birden karşımda üç güleryüzlü adam gördüm. Önde her zamanki neşesiyle aday adaylarından Muammer Öztürk. Yanında Sayın Aydoğmuş ve arkalarında Baki Ercan. Sayın Ercan’ı ilk kez görüyordum. Elinde kocaman bir naylon çanta. Hemen yanıma geldi. Nerdeyse bölgedeki ilçelerin tümünü sayarak “Bu ilçelerde afişlerini duvarlara yapıştırdık. Şu ilçelere de gidemedik.”  dedi Baki Bey. Daha ben “Bismillah!” demeden arkadaşlar kampanyaya başlamışlardı bile.

İsmail Bey’e afişlerle ilgili borcumun ne kadar olduğunu soruyorum.

O, biraz sıkılarak her zamanki gibi gözlerinin içi gülerek “Yirmi...” diyor. “Yalnızca kâğıt masrafı...”

Veriyorum yirmi lirayı. Bu olağanüstü dostluk karşısında ellerim titremede; yüreğimden bir ılık pınar göğüs boşluğuma doğru akmaya başladı.

Afişlerimi dağıtan benim gibi aday adayı olan Muammer Öztürk. Birkaç gün sonra önseçimde yarışacağız kendisiyle. Diğer partilerde aday adaylarını birbirlerinin gözünü oydukları bir Türkiye’de Sayın Öztürk benim propagandamı yapmakta, hem de büyük bir içtenlik ve yüce gönüllülükle.

Muammer Öztürk deyince bir tanıklığımı anlatmadan geçemeyeceğim. Bahçelievler İlçe Örgütünde aday tanıtım toplantısı var. Muammer Bey ev sahibi... Aday adayları kendilerini tanıtmaktalar partililere... Tam da konuşmaların orta yerinde Muammer Bey, karşımdaki panoya Aday adayı Cem Ayaz’ın fotoğrafını ve özgeçmişini asmakta. Bakakalıyorum ona... Yanımda fotoğraf makinem yoktu. Telefonum tarihi eser olacak neredeyse, yalnızca konuşmaya yarıyor. Bu durum karşısında söz hakkı istiyorum. Ayağa kalkıp gördüğüm olayı anlatıp “Bu kardeşliğimiz sürdükçe Cumhuriyet’i yeniden kurma görevinde başarıya ulaşacağımızı” söylüyorum.

Bağcılar, Küçükçekmece ve Avcılar’da benzer onlarca olay yaşadım. Aday adayları arasında rekabet değil, dostluk vardı. Bu arada gittiğim her yerde derin, içten çıkarsız dostluklarını esirgemeyen vatanseverlere binlerce teşekkür...

Ne kadar mı masraf ettim? Bir ilçemizin yemeğine yüz lira verdim. Başka bir ilçenin kahvaltısına yirmi beş lira... Afişlere yirmi... Hep toplu taşıma araçlarını kullandım. Akbil masrafını ve acıktığımda yediğim simitleri de eklediğimde önseçim kampanya masrafım iki yüz lira. Belki yanlış anlayanlar olabilir: Yineleyeyim... İki yüz (200 TL) Türk Lirası...

Şimdi herkes merak içindedir. “Bundan sonra bütçemiz ne olacak?” diye... Vatan görevinde sermayeye teslim olunmaz. Vatanseverlerin gönüllerinden koparak yapacakları bağışlarla imecemizi sürdüreceğiz.

Önseçim bitti, sıralamalar yapıldı. Dokuzuncu sırada milletvekili adayıyım. Niye mi? Vatan için...
                                               Adil Hacıömeroğlu
10 Nisan 2015


1 yorum:

  1. Mesele Vatan ise, gerisi teferruattır..

    YanıtlaSil