AİLE ÜYELERİNİ TANIMAYAN ÇOCUKLAR


Günümüz toplumunun en büyük sorunlarından biri, iletişimsizlik… Aslında bu sorunun asıl kaynağı, evler… Anne, baba ve çocuklar aynı çatı altında yaşasalar da ne yazık ki aile olamıyorlar. Bunun en büyük nedeni ise bireyler arasındaki iletişimsizlik…

Aileyi oluşturan üyeler, neredeyse kendi aralarında pek konuşmuyorlar. Yaşanan mutluluklar, sevinçler, acılar, üzüntüler, ülküler, bireysel ve ailesel amaçlar paylaşılmıyor. Bu da aile üyelerinin bir olmasını engelliyor. Ailenin sosyal bir beden gibi davranması günümüzde ne yazık ki olanaksız.

Çoğu ailenin çocuk üyeleri; anne, baba ya da kardeşlerinin ne iş yaptıklarını, nelerden hoşlanıp nefret ettiklerini bilmiyor ne yazık ki.

Çocuklara eskiden beri anne ya da babalarının ne iş yaptıklarını sorarım. Çoğu, anne ve babasının ne iş yaptığını, öğrenimini bilmiyor ne yazık ki. Ekranların toplumu tutsaklaştırmadığı dönemde bu sayı azken dijital bağımlıkla sayılar tavan yaptı nedense.

Ekran tutsaklığı öncesi dönemde bazı öğrencilerimiz babalarının ne iş yaptıklarını saklardı. Çünkü o dönemde çok para kazanılsa da bazı işleri yapmak yüz kızartıcıydı. Bu nedenle çocuklar, özellikle babalarının ne iş yaptığı sorusuna “Serbest meslek” yanıtını verirdi. İşin en üzüntü verici yanı ise o dönemin çocukları, babalarının yaptığı işi kendi vicdanlarda aklayamazdı. Bu nedenle de en sevdikleri varlıklarının işlerini saklama yoluna girerlerdi.

Günümüzde ise çocukların anaatalarının[1] mesleklerini bilmemeleri, onların yaptıkları işlerin kötülüğünden değil. Bunun nedeni, aile üyeleri arasındaki derin iletişimsizlik… Aynı evde yaşamalarına karşın birbirlerini tanımayan aile üyeleri var karşımızda. Ortaokul ya da lisede okuyan çocuk, kendisinden büyük kardeşinin hangi üniversitenin, hangi bölümüne gittiğini bilmiyor. Bu durum, birçok kişiye şaşırtıcı gelebilir, ancak günümüzün bir gerçeği bu.

Birçok çocuk, anne ve babalarının eğitim durumlarını, ne iş yaptıklarını, işyerlerinin nerede olduğunu, işlerine nasıl gidip geldiklerini bilmiyor. Burada suçu, yalnızca çocuklarda aramak çok yanlış. Çünkü bu konudaki iletişimsizliğin asıl kaynağı anne ve babalar… Onlara aile bireyleri konusunda gerekli bilgileri vermiyor anne ve babalar. Eve geldiklerinde çok yorgun olduklarını söyleyip bir yana çekiliyorlar. Çocuklarıyla konuşmak yerine ya dizi ve haber izliyor ya da telefona kaptırıyorlar kendilerini. Bunları yapmıyorlarsa koltuğun bir yanına kıvrılıp horlamaya başlıyorlar. Yalnızca bu mu? Değil doğal olarak. Dedelerden, ninelerden, amcalardan, halalardan, dayılardan, teyzelerden, eniştelerden, gelinlerden de söz edilmiyor evlerde. Böylece çocukların aile köklerinden kopmasına yol açıyorlar bilerek ya da bilmeyerek. Bu köksüzlük; çocukları toplumsal, tinsel, ülküsel, amaçsal olarak kurutuyor.

Ailesini tanımayan çocuk, içinde yaşadığı toplumu nasıl tanıyacak? Ülkesini öğrenip tanıması olanaklı mı bu durumda?

İletişimsizlik, çağımızın sağaltılamaz sayrılığı… Bu, aynı sosyal çevreyi paylaşan bireyleri birbirine yabancılaştırıyor. Böylece toplumsal çözülme hızlanıyor. Bu çözülme, toplumu içten içe çürütmekte. İster istemez çürüyen bir yerde kokuşma da olur. Son aylarda akla hayale gelmedik olaylarla karşılaşmamızın nedeni, bu kokuşma değil mi? Köksüz ağaç kurur, köksüz insan da. Bu nedenle çocuklarımızı köksüz ve iletişimsiz bırakmayalım. Hem kendimizi hem de onları ekranlara tutsak etmeyelim. Çocuklar, ailelerini bilip tanımayıp da kimi tanıyacak?

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       12 Mayıs 2026



[1] Ebeveynlerinin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder