Erzurum
Kongresi 14 gün sürdü. Delegeler arasında önemli tartışmalar oldu. 23 Temmuz
1919’da başlayan Kongre, 7 Ağustos’ta sona erdi. Kongre sonunda alınan kararlar
tüm dünyaya duyuruldu. Burada, Kurtuluş Savaşı konusunda kararlılık vurgulandı.
Ayrıca alınan karalara bakılınca Cumhuriyet yönetimi ile ilgili açık olmasa
dahi delegelerin çoğunluğunda görüş birliği var.
“1.
Milli sınırlar dâhilinde bulunan vatanın bütün kısımları bir bütündür. Yekdiğerinden
ayrılamaz. (Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, Kaynak Yayınları, Üçüncü Basım: Kasım
2016, s. 72)” Bu kararla bölgesel ayrılıkçılık ortadan kalktı. İngilizlerin kışkırtmasıyla
derebeylikler (beylikler) oluşturulması tehlikesinin koşulları yok edildi. Ülkemizin
toprak bütünlüğü için savaşmak, amaç edinildi. Kurtuluş Savaşı’nın tüm ulusun
katılımıyla verileceği duyuruldu. Bu karar vatanın bütünlüğü ilkesini
vazgeçilmez kıldı.
“2.
Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı Hükümeti’nin dağılması
halinde millet birlikte müdafaa ve mukavemet edecektir. (Aynı yapıt, s. 73)” Bu
maddede, “Osmanlı Hükümeti’nin dağılması” sözüyle anlatılmak istenen, saltanat
yönetiminin işgallere karşı direnememesidir. Bu durumda, milletin birlikte “müdafaa
ve mukavemet” emesini kim örgütleyip yönetecek? Milletin içinden çıkacak bir
hükümet…
“3.
Vatanın ve bağımsızlığın muhafaza ve teminine merkezi hükümet muktedir olmadığı
takdirde, maksadın temini için geçici bir hükümet teşekkül edilecektir. Bu
hükümet heyeti, Milli Kongre’ce seçilecektir. Kongre toplanmış değilse, bu
seçimi Heyeti Temsiliye yapacaktır. (Aynı yapıt, s. 73)” Kongre’de alınan bu
kararla Ankara’da kurulacak olan hükümetin kapısı aralanmıştır. Böylece Yeni
Türkiye’nin kurulması yolunda önemli bir adım atıldı. Yeni Türkiye’nin kurulmasının
adımının atılması demek, İstanbul Hükümeti’nin tamamen devre dışı bırakılması
değil de nedir?
“4.
Kuvayi Milliye’yi etken ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır. (Aynı yapıt, s.
73)” Milli Güçleri etken kılmakla Osmanlı siyasal ve askersel açıdan devre dışı
bırakıldı. Güç eylemsel olarak saltanatın elinden alınıp ulusa verildi.
“Milli
iradeyi hâkim kılmak” demek, egemenliğin ve ülke adına karar verme yetkisinin
ulusa geçtiğinin kabul edilmesidir. Milli irade, milletin kendi geleceğiyle ilgili
karar vermesidir.
“5.
Hıristiyan unsurlara siyasi hâkimiyet ve toplumsal dengemizi ihlal edecek
imtiyazlar verilemez. (Aynı yapıt, s. 73)” Ülkemizin doğusunda ve Çukurova’da Ermeni,
Karadeniz’de Pontus, Batı Anadolu’da Rum/Yunan devleti kurulmasına karşı
çıkılmakta bu maddeyle. Böylece inancı, etnik kökeni ne olursa olsun herkesin
ulusun bir parçası olduğu vurgulanıyor.
“6.
Manda ve himaye kabul olunamaz. (Aynı yapıt, s. 73)” Ne yazık ki birçok aydın,
siyasal düşünce bir başka devletin koruması altına girmeyi düşünüp öneriyordu.
Kimi Amerikan, kimi ise İngiliz mandasını istiyordu. Tam bağımsız olmak çoğunun
usundan bile geçmiyordu. Kimileri, Batı’nın uşağı olmayı güvence, uygar olmak
olarak savunuyordu. İşte, Kongre’de bu kararla tam bağımsız olmanın yolu
açıldı.
“7.
Milli Meclis’in derhal toplanmasını ve hükümet icraatının Meclis’in denetimine
konulmasını temin etmek için çalışılacaktır. (Aynı yapıt, s. 73)” Bu yolla
Padişahın ve İstanbul Hükümeti’nin keyfi kararlar alması önlenecekti. Bu, saltanat
yönetiminin yetkilerini sınırlama anlamı taşımakta. Bu karar, Cumhuriyet
yönetimine gidişin bir habercisi değil de nedir?
Erzurum
Kongresi kararında “Meclisi Mebusan” yerine “Milli Meclis” denmesi önemli bir
ayrıntı. Her fırsatta saltanatın karşıtı olan “millet” vurgusunun yapılması
ilgi çekmekte. Bu da milletin yöneteceği bir devlet biçimin oluşmasının bir
işareti olsa gerek.
Erzurum
Kongresi, ulusun kendi istenciyle kendini yönetmesinin çok önemli bir adımı. Tek
kişinin ağzından çıkacak bir sözle ulusun yazgısının belirlendiği bir dönemin
geride kalacağının kararıdır yukarıdaki maddeler. Cumhuriyet’imiz ulusal
istencin egemenliğiyle yaşam buldu. Yine Cumhuriyet’imizi iç ve dış
tehditlerden koruyacak olan da ulusal istençtir.
Adil
Hacıömeroğlu
24
Temmuz 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder