NATO ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRİSİ


36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 günü yapıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un beyin ölümünün gerçekleştiğini söylediği ABD güdümündeki sözde savunma, özde saldırı örgütünün yürek atışlarının durması ise çok yakın. Çünkü NATO, yapay solunup çadırında, yoğun bakımda can çekişiyor. Ne yazık ki AKP Hükümeti de yoğun bakımda ölümü bekleyen NATO’ya bel bağlamakta ülkemizin güvenliği için.

Gelenektir her toplantından sonra bir sonuç bildirisi ya da bildirgesi yayımlanır. NATO Zirvesinin bitiminde de üye ülkelerin imzalarıyla bir bildiri yayımlandı. Huylu huyundan vazgeçmiyor hangi koşulda olursa olsun. Ölüm döşeğinde can çekişen NATO da saldırganlığını bırakmıyor elden her şeye karşın. Çünkü NATO’nun efendisi olan ABD’nin ekonomisi, diğer ülkeleri soyarak ayakta duruyor. Soyguna, önce müttefiki olan ülkelerden başlıyor. Onlara salma vuruyor bu ülkelerin güya güvenliğini sağlamak için.

Bildiride ortak savunma amacı taşıyan 5. Maddeye atfen: “Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yönelik saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve ortak gücümüz, özgür ve demokratik uluslardan oluşan ittifakımızdaki 1 milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmayı sürdürmektedir. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derece yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz” denmekte. Üyelerden birine, müttefik sandığı bir ülkenin saldırısı karşısında ittifakın ne yapacağı söylenmemiş burada. Ülkemizde terörü, bölücülüğü destekleyip toprak bütünlüğümüzü tehlikeye sokan ABD’ye karşı NATO’nun bir önlemi, caydırıcılığı var mı? Türkiye’ye tehdit, ABD’den gelmekte yıllardır. Böyle bir gerçeği yok saymak kimseye yakışmaz.

“Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizmin devam eden tehdidine karşı koymak amacıyla müttefiklerin Lahey Savunma Taahhüdü’nü hayata geçirdiği” söylenmekte bildiride. Bundan da anlaşılıyor ki NATO’nun baş düşman olarak belirlediği ülke, Rusya. Yanına da ABD destekli terör eklendi sos olarak. Rusya, Türkiye’nin niye düşmanı olsun? Ukrayna ile savaşı kışkırtan ABD ve AB ülkeleri değil mi? Bize zararı olmayan bir ülkeyi düşman olarak bellemek, bellettirmek niye? Üstelik Rusya bizim komşumuz. ABD’nin çıkarlarını korumak adına Rusya’yı düşman görüp bu ülkeyle ilişkileri bozmanın Türkiye’ye zerre kadar yararı yok, ancak sayısız zararı var. Böyle bir bildiriyi imzalayan AKP, ülkemiz çıkarlarını ABD uğruna feda etmiştir.

50 milyarlık tedarik anlaşmasından söz edilmekte bildiride. Bu, iflasa giden ABD ekonomisine soluk aldırmaktan başka bir şey değil. NATO, ABD demek… Her şey bu emperyalist gücün egemenliği için düşünülmekte. Ayrıca, ABD’nin Batı Asya’daki terör devleti İsrail’in varlığı içindir alınan bu kararların hepsi.

Müttefikler, Ukrayna’ya tam destek sözü vermekte bildiride. Bunun için de 2026’da bu ülkeye 70 milya Avro yardım etmeye karar verildi. Emeklisine, iççisine, köylüsüne, ülkesi için büyük özverilerde bulunan ve geçim darlığı çeken yurttaşlarına beş parayı çok gören hükümet, İsrail destekçisi Zelenski’ye savaşı uzatması için para verecek öyle mi. Üstelik bu yardım, 2027’de de sürecek.

Bildiride: “Müttefikler, İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineliyor ve İran’a Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı gösterme çağrısında bulunuyor” denmekte. Hürmüz Boğazı’nın egemen devletleri kim? İran ve Umman… Demek ki bu suyolunun güvenliği bu iki ülkenin sorumluluğunda. Peki, ABD Hürmüz’den geçen gemilerden hangi hakla geçiş ücreti istiyor? İran’la Hürmüz’ün gelirini paylaşmayı öneriyor açıkça. Bu egemenlik ihlaliyle ilgili bildiride bir madde var mı? Yok… İran’a, İsrail’le saldırıp Hürmüz’ün güvenliğini tehlikeye düşüren ki? ABD… Bildiride yavuz hırsız ev sahibini bastırıyor. Başta Türkiye olmak üzere diğer ülkeler de yavuz hırsızın eşkıyalığını örtbas edip koruyor.

İsrail gibi bir terör devletinin nükleer silahı var. ABD gibi kitlesel insan kırımı yapmakla sicili bozulmuş, üstelik dünyada ilk kez atom bombası kullanan bir ülkede yüzlerce nükleer başlık bulunmakta. Bu iki ülkenin nükleer silaha sahip olmasına niye karşı çıkılmaz?

NATO toplantısı sürerken ABD’nin İran’a saldırı başlatması çok ilginç. Tayyip Erdoğan, NATO bildirisini imzalayarak dünyanın mazlumları ile zalimleri arasında yıllardır sürmekte olan savaşta zalimlerin yanında yerini aldı. Batı Şeria’da, Gazze’de öldürülen Filistinlilerle İran, Lübnan, Irak, Yemen ve dünyanın dört bir yanında kırıma uğratılan mazlumların karşısına geçti.

NATO Zirvesinde, ABD istediği her şeyi kabul ettirdi. Bu isteklerin yaşama geçirilmesi oldukça güç. Çünkü dünyadaki güç dengesi, somut koşullar, yaşadığımız siyasal olaylar NATO bildirgesindeki kararları uygulanamaz kılmakta. Bu kararlar doğrultusunda AKP, iki komşumuz Rusya ve İran’ı düşman olarak belirledi. Bu nedenle S 400’lerin elden çıkarıldığı söylenmekte. Bundan da anlaşılıyor ki ülkemizin güvenliği ABD’ye, dolayısıyla İsrail’e emanet.

NATO toplantısının en önemli sonucu, Türkiye’nin Erdoğan sayesinde keskin bir siyasal dönüş yapması. Bu siyasal dönüşün faturası hem bize hem de bölge ülkelerine çok ağır olacak gibi görünüyor. Ancak bu dönüşü Türk ulusunun kabul etmesi olanaksız. Bu süreç sonunda AKP’nin iktidarda kalma olasılığı neredeyse yok gibi. Türkiye’nin çıkarlarını yok sayan bir siyasal parti ülkemizi yönetemez.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       10 Temmuz 2026

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder