2 Kasım 2025 Pazar
Canım, Yüreğim, Dirimim,
Kasım
ayındayız artık. Güz mevsimi, yavaş yavaş kışa dönmekte. Özellikle geceleri,
serinledi iyice. Gündüzleri parlak, aydınlık, sıcak bir güneş olsa da akşama
doğru serin havayı duyumsuyoruz her yanımızda. Gün içindeki ısı değişikliği
insan bedenini de çok etkilemekte. Bu değişim, türlü sağlık sorunlarına neden
olmakta. Bu nedenle havaya aldanıp sayrılığa yakalanma. Sayrılıklar, bu mevsimde
salgına dönüşür genellikle.
“Havaya
aldanmak”tan söz ettim mektubumun girişinde. Havaya aldanmak, yalnızca değişen
iklim koşullarına bağlı değil kuşkusuz. Bir de değişen toplumsal, tinsel,
içinde yaşadığımız koşulların sürekli olarak değiştirdiği hava vardır. Bu hava,
birçok kişiyi, aldatıp peşinden sürükler. İşte, kişiyi yolundan saptırıp yanlışa
götüren bu havaya aldanmadır. İnsan, kimi zaman çok güvendiği kişilerin yanlış
yönlendirmesi, göz boyayıcı sözleri ve yalanı egemen kılmasıyla aldanır. İyi niyetli, yaşama olumlu bakan, gerçekçi
olmayı ilke edinen insanları bile kandırmayı başarır bu aldatıcılar.
Kişi,
havaya aldanmamak için söylenen, yapılan her şeyi akıl süzgecinden geçirmesi
gerekir. Akıl süzgecinden geçmeyen davranışlar ve düşünceler insanın içini
kemiren kurt gibidir. Tene ve tine giren kurt, kişiyi içten içe kemirip yok
eder. Yalancı, iftiracı, kandırıcı, ikiyüzlü kişiler çevresindekileri aldatmada
kendince başarılıdırlar. Bu başarı, geçicidir aldatıcı bulutlar gibi. Gökyüzüne
bakıldığında yağmur getirmeyen aldatıcı bulutlar görülür. Çoğu kişi, bu
bulutları gördüğünde havanın bozacağını sanır. Oysa bu bulutların ömrü, güneş
çıkıncaya kadardır. Güneşin aydınlığı, bu yalancı bulutları yok eder ve böylece
gökyüzü ışıl ışıl olur.
Önemli
olan insanın geçici, aldatıcı durumlara kanmaması. Sabır göstermeli kişi, gerçeğin
ortaya çıkması için. Üstelik gerçeğin ortaya çıkması için savaşmak da gerekir. Dünyanın
önemli bir kuralıdır, gerçek geç de olsa ortaya çıkar. Gerçeğin ışığı, her
zaman güçlüdür. Onun karşısında hiçbir yalan bulutu sonsuza dek gökyüzünü
kaplayamaz.
Dirimcanım,
sanma ki yalnızca insanlar havaya aldanır. Toplumların da havaya aldandıkları
tarih boyunca görülmüştür. Birden toplumu değiştiren bir hava çıkar ortaya, her
yanı kaplar. Toplum; yazı, kışı, baharı, güzü unutur. Bundan böyle, havanın
aldatıcı etkisiyle mevsimlerin egemenliği ustan çıkıp unutulur her şey.
Mevsimlerin kendilerine özgü güzellikleri belleklerden siliniverir anlaşılmaz
bir biçimde. Değişen hava, koca toplumu güzün sararıp solan ve kurumaya yüz
tutmuş yaparak gibi dalından koparır. Dalından kopan solgun yaprak, esen yelin
gücüne kaptırır kendini. Havada sallanıp savrularak sağa sola yalpalayarak yere
düşer. Yere düştüğünde de farklı canlıların ayağının altında kalır. Çoğu kişi,
bu yaprağın rengârenk güzelliğini görmezden gelir, yalnızca onun ayağının
altında çıkardığı hışırtıya kulak verir. İşte, havaya aldananların sonu ayakaltında
hışırdayan yaprak gibi olur. Bu nedenle hışırdayan yaprak olma, kendi
toprağında köklenip boy atan ağaç ol!
Havaya
aldanan toplumların büyük yıkımlar yaşadığına tanık olunmuştur tarih boyunca.
Bu aldatıcı havayı yaratanlar, genellikle ortalama zekânın altındaki lider
görünümlü yalancılardır. Yalanın süsüyle toplumu kandırırlar. Ayrıca bu
yalancılar, topluma bol keseden vaatlerde bulunurlar. Bunlar, kişisel çıkarı, toplumsal
çıkarın önüne koyan vaatlerdir. Yarını düşünmek gibi insana özgü bir nitelikten
yoksundurlar. Geleceği düşünmeyen bu kişilerin en büyük özelliği, durmadan
yakınmaları. Böylece toplumsal dayanışmayı, yardımlaşmayı da ortadan
kaldırırlar.
Toplum;
gerçeği, geçmişini, kültürünü, onu var eden değerleri bir anda unutuverir.
Köklerinden kopar anlaşılmaz bir biçimde. Geçmişini, atalarını, ülkesinin
kurtuluşu için emek verip özveri gösterenleri belleğinden çıkarıverir. Köksüz
ağacın kuruması gibi bu toplumlar da parçalanıp yok oluşa doğru giderler.
Dirimcanım,
Yüreğim, senden isteğim odur ki havaya aldanma! Suyun akışına kapılma! Hangi
koşulda olursan ol, olayları kendi istencinle yönlendir. Her söylenene, her
yapılana inanma! Sana söylenen sözleri, aldatıcı davranışları aklın süzgecinden
geçir. Aklın kabul etmeyeceği bir şeyi, yüreğin de kabullenmesin. Akıl ve yürek
bir olduğunda insan, insan olur. Aklını
kullanmayıp sürü gibi davranan toplumların ve kişilerin sonu yıkımdır. Bu
toplum ve kişiler, giderek kimliklerini, kişiliklerini, istençlerini
yitirirler.
Bebekliğinden
beri akıl süzgecini ustalıkla kullanan sen, değişen havaya aldanmazsın. Senin
akıl süzgecin gerçekle yalanı iyi süzer. Yalan ne denli kabul görse de sonunda
gerçeğin yengisi büyük olur.
Gerçekle,
akılla, yürekle dolu; yalanın, iftiranın, aldatmanın olmadığı mutlu, erinçli,
sağlıklı ve başarılı bir yaşam senin olsun oğulcuğum.
Seni,
yüreğinde sönmez bir güneş olarak yaşatan baban…
Saygıdeğer Adil öğretmenim,
YanıtlaSilBu mektup, akıl ile yürek arasında kurulan o güçlü bağın önemini derin bir sevgiyle anlatıyor.
Her satırı, hakikatin ışığını korumaya çağırıyor.👏👏
“Havaya aldanma” derken, aslında yüreğe ve akla sadık kalmanın erdemini öğretiyor.
Gerçeğin güneşi doğduğunda, hiçbir yalan bulutu gökyüzünde kalmaz.
Sevda, umut, güzel dilekler , yürekten yüreğe yazılmış mektup değerli bir miras ..Gelecek kuşaklara bırakılan en güzel armağan 👏👏dahada neler yazılır ..Çok beğendim ..Atacan’ ın geleceği aydınlık olsun sizin gibi güzel babayla ömür geçirsin , erinç içinde olsun, umutla, güzel insanlarla yolları kesişsin ..🙏🏻📚🍀
“Her tümcede sevdanın, özlemin ve şefkatin sıcak nefesi var. Her sözcük bir dua..Kaleminizin izi yüreğe düşüyor, teşekkürler bu güzel mektup için.”
Usunuza,yüreğinize sağlık👏👏Var olunuz.🙏🏻📚🌺