OĞLUMA MEKTUP 22

                                                                                     19 Ağustos 2026

Bir Zamanların Kitap Kurdu Oğulcuğum,

Fırsat buldukça sana mektup yazıyorum. Yazmadığım zamanlar seni unuttuğumu sanma! Gündüzümde, gecemde, her anımda sen varsın. Seni düşünmesem ben, ben olmam ki…

Mektubumun başında bir zamanlar kitap kurdu olduğunu belirttim. Evet, kitap kurduydun korana salgını hepimizi evlerde tutsak edene dek. Elinden kitap düşmezdi. Çölde kalmış bir gezginin suya duyduğu özlem gibi sen de bilgi edinmek amacıyla kitapların özlemiyle yanıp tutuşurdun. Kitaplardan öğrendiklerini kendine saklamaz yanındaki yörendeki herkesle paylaşırdın. Bilginin tıpkı mutluluk gibi paylaşarak çoğalacağı düşüncesindeydin. Bu durumunla çevrende saygı uyandırırdın. Bu saygıyı sana yalnızca akranların, arkadaşların değil; büyüklerin de gösterirdi. Ne yazık ki salgın sırasında rehberlik öğretmeninin yanlış kılavuzluğu ve annenin bu yönlendirmeye boyun eğmesiyle telefonda oyun oynamaya başladın. Bu, zamanla vazgeçilmez bir ekran bağımlılığına dönüştü. Sen, ekrana bağlandıkça kitaplardan uzaklaştın. Beni yaşamım boyunca en çok üzen durumdur bu.

Oğulcuğum, bilirsin benim en büyük tutkumun kitaplar olduğunu. Nerdeyse her gün kitap okumaya çalışırım. Okuduğum kitaplardaki bilgileri dostlarım ve çevremdekilerle paylaşmaktan mutluluk duyarım. Senin de kitap kurdu olduğun dönemde aynı davranışı göstermen beni sevince boğardı.

Belki de yaşamımda en mutlu olduğum şeylerden biri bana kitap armağan edilmesi. Bilirsin ki ben de özel günlerde çevremdeki herkese kitap alırım anmalık olarak. Çünkü bir toplumun kitaplar ve kitap okuma alışkanlığıyla yaşadığı karanlıktan, içinde bulunduğu bilgisizlikten, çözümsüz gibi görünen sorunlardan kurtulacağına inanırım. Bunun içidir ki insanlara anmalık olarak kitap verişim. Onun için arada sırada bana anmalık kitap veren dostlarıma içten içe minnet duyarım. Çünkü bu kişiler, bana kitap armağan ederek düşünce ve duygu evrenime katkı sağlamamı sağlıyorlar. Ne güzel, değil mi?

20 Temmuz 2026 günü birkaç arkadaşla Sayın Tekin Küçükali’nin çağrılısıydık. Her buluşmamızda olduğu gibi değerli dostum Ali Kemal Aydın hepimize birer kitabı anmalık olarak verdi. Bu, Doğan Cüceloğlu’nun İçimizdeki Biz kitabıydı. Cüceloğlu’nun kitaplarının çoğunu okumuştum daha önce. Ali Kemal Bey’in benim okumadığım bir kitabı tahmin edip vermesi de ayrı bir önsezi. Kitabı alınca ne denli mutlu olduğumu anlatamam. Elimde okumakta olduğum kitabı çabucak bitirip bu kitaba başladım hemen.

Öncelikle söyleyeyim ki Doğan Cüceloğlu’nun kitaplarını hem öğrenciler hem öğretmenler hem de yetişkinler okumalı. Bilirsin senden tüm öğrencilerime ve dostlarıma önerdiğim gibi onun Savaşçı kitabını okumanı istemiştim. Özellikle ergenlik çağında kendisine yol ve yön arayan çocuklar için okunması gereken bir kitap Savaşçı. Çünkü yaşam savaşını yürekli, usçu, bilinçli savaşçılar kazanır.

İçimizdeki Biz, okuyanları kendini keşfetme yolculuğuna çıkaran bir kitap. Son yıllarda yitirmekte olduğumuz aile kurumunu önemseyip öncelemekte. Ailenin insan gelişiminde ne denli önemli bir kurum olduğu özellikle vurgulanmakta bu kitapta.

“Kalite bilincinin kökleri ailede yatar. Zamanla iş yaşamında da kendini göstererek tüm toplumu kapsar. Konfüçyüs’ün şu sözlerine kulak vermeliyiz; ‘Dünyaya güzel karakterlerini göstermeyi isteyen eskiler önce devletlerini bir düzene koymaya çabaladılar. Devletlerini düzenlemek isteyenler önce evlerine çeki düzen verme gereğini gördüler. Evlerini düzene koymak isteyenler önce kişiliklerini terbiyeden geçirmeleri gereğini anladılar. (İçimizdeki Biz, Doğan Cüceloğlu, Kronik Kitap, 68. Baskı, Şubat 2026, İstanbul, s. 12)” Buradaki saptamaya katılmamak olanaksız. Aile olmasa devlet de ulus da toplum da olmaz. Sürekli, sağlıklı, mutlu ve erinçli bir toplumun temeli sağlam ailelerle atılır. Aileleri de sağlam kişilikli, iyi eğitilmiş, bilinçli ve usçu bireyler oluşturur. Bu gerçeğin ışığında her bireyin davranması ne güzel olur değil mi?

Günümüzde toplumsal sorunların çoğunun ailelerde de var olduğunu görmekteyiz. Ne yazık ki bir türlü biz olamıyoruz. Sen-ben çekişmeleri, kavgaları hem aileyi hem de toplumu paramparça ediyor.

Kitapta en çok vurgulanansa kişiler arasındaki sevgi, saygı ve güven duygusunun olması. Zaten bu üçü aynı anda olmadığında insanlar arasında sağlıklı ilişkiler gelişmiyor. Bu olmayınca da özgüvenli çocuklar yetiştirilemiyor.

“Kalıplanmış insan kendi psikolojik gözlüğünün, paradigmasının, zihinsel modelinin farkında olmayan bu nedenle onun dışına çıkamayan, herkesin dünyayı kendisi gibi algılaması gerektiğine inanan kişidir. Öbür yandan gelişmiş olgun insan, başkalarının olayları kendisi gibi görmemesinin doğal olduğunu kabul eder. Olgun insan bu nedenle insanlarla iletişim kurmaya, onları dinleyip anladıktan sonra konuşmaya, işbirliği yapmaya özen gösterir. (Aynı yapıt, s. 23)” Burada “kalıplanmış insan”ın özellikleri kısaca anlatılmakta. Ne yazık ki birçok kişi, çocukluğundan başlayarak başta aileleri ve çevresi olmak üzere belli bir kalıbın içine tutsak edilir. Düşünce ve duygularını özgürleştiremediğinden bir türlü olgunlaşamaz. Bu da onu zihinsel olarak kısırlaştırıp güdükleştirir. Kendince saplantılı bir düşünsel dünyası vardır bu kişilerin. Onun dışına çıkması kalıbın kırılıp gerçekleri içselleştirmesi çok zor. Hatta bazıları için ölüm ve yok oluşla eşdeğerdir.

Tinsel Varlığım, her kitap kişinin evrene açılmasını sağlayan bir pencere… Bu pencereyi büyütmek, bakış açımızı genişletmek, hele pencerelerin sayısını çoğaltmak elimizde. Kişi, sürekli gelişip olgunlaşabilen bir varlık. Bunu sağlayan öğrenme, değişme, yaşama, üretme, bir şeyler yaratma isteğidir. Eğer böyle olmasaydı uygarlık gelişir miydi hiç?

Oğulcuğum, yeniden kitap kurdu olma zamanın geldi sanırım. Mutluluğa, başarıya giden yol kitaplardan geçer. Bu nedenle seni tutsak eden ekranlardan uzaklaşıp seni özgürleştirip olgunlaştıracak kitaplarla buluşmalısın.

Sana kitaplarla dostluğunun yeniden kurulduğu sağlıklı, mutlu ve başarılı günler dilerim. Sağlıcakla kal emi…

                                                       Seninle var olan baban

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder