Cumhuriyet
Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yargının kararıyla yeniden genel
başkanlık koltuğuna oturur oturmaz partide arınmanın zorunluluk olduğunu söyledi.
Özgür Özel’in genel başkanlığı döneminde patlayan belediyelerdeki yolsuzluk
soruşturmaları nedeniyle de benzer bir açıklama yapmıştı Kılıçdaroğlu. Evet,
CHP’de arınma, önemli bir zorunluluk ve kaçınılmaz.
Kemal
Bey’in “arınma” sözüyle demek istediği yolsuzluklardan parti örgütlerini ve
belediyeleri kurtarmak. Bu, çok gerekli ve zorunlu… Partiler, halkı ve devlet
kurumlarını soyma aracı değil. Parti aracılığıyla gelinen görevler, haksız yere
mal mülk edinip kişilerin varsıllaşacağı yerler olmamalı. Bu görevler
varsıllaşma yerleri değil, halka hizmet edilen yerler. Özellikle yerel
yönetimlerde görev alanlar özverili, dürüst olmalı; dünya malına tapınmamalı. Ayrıca bu kişiler,
toplumsal sorunluluklarını içselleştirmeli. Duygudaş olamayan biri, bu koltuklara
oturmamalı.
Dünyanın
en kötü işidir yolsuzluk yapıp rüşvet almak. Ne yazık ki son yıllarda gerek
devlet görevinde gerekse yerel yönetimlerde sorumluluk alanların yüzleri
kızarmıyor. Bu, nedense toplumda bulaşıcı sayrılığa dönüştü. Evet, bir kimsenin
elini halkın cebine sokarken niye yüzü kızarmaz? Bu durum, önemli bir insanlık
sorunu... İnsan olan biri, bile bile halkı soymaz. Oturduğu koltuğu, halktan ve
yasalardan aldığı yetkiyi kendi çıkarı için kullanamaz.
Peki,
CHP’deki arınma yalnızca yolsuzluk ve rüşvet konusunda mı olmalı?
CHP’de
asıl arınma, ideolojik alanda olmalı, böylece kafalar değişmeli. Çünkü yolsuzluk
ve rüşvet, partinin kuruluş ideolojisinden uzaklaşarak batıcılığı benimsemesinin
çürüttüğü siyaset ortamında boy attı. Son yıllarda parti, ne yazık ki Kemalizmi
bir yana bırakarak liberalizmi savunmaya başladı. Oysa partinin 1931 ve 1935 programlarında
vardı Kemalizm. Bu durum, partinin köklerinden kopmasına neden olurken üyelerin
önemli bir kısmının amaç, hedef ve ülkülerini yok etti. Bölücülerin, liberallerin,
lümpenlerin kimi zaman yobazların yer bulduğu bir partide yolsuzluk ve rüşvetin
de olması olağanlaştı.
CHP;
liberal görüşlerden, bölücülüğe göz kırpan anlayışlardan, Atatürk’ü eleştirmeyi
demokrasi ve özgürlük sanan yıkıcılıktan arınmalı. Her şeyden önce de
üzerindeki batıcılık gömleğini ivedilikle çıkarmalı. Batıcılık, partiyi bir
yandan köklerinden koparırken diğer yandan da liberalizm bataklığında
çürütmekte. Öncelikle Atatürk’ün batıcı olmadığını, tam tersine batı emperyalizmiyle
savaşan biri olduğu kavranmalı. Altıok’ta anlamını bulan Kemalizmin batıcılıkla
savaş içinde biçimlendiği unutulmamalı. Atatürk’ten uzaklaşmak demek,
emperyalizmin yıkıcılığına teslim olmak değil mi?
Türkiye
son yıllarda çözmesi gereken onlarca sorunla boğuşmakta. Bu sorunları oraya
çıkaran ise 12 Eylül Amerikancı darbesinden sonra uygulanan dışa bağımlı
liberal politikalar. Bu yolla hem bağımsızlığımızı yitirirken hem de halkımızın
bin bir emekle oluşturduğu sanayi kuruluşlarımız elimizden uçup gitti. Kurtuluş
Savaşı’mızın omurgasını oluşturan köylümüz yanlış tarım politikaları yüzünden
ata topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Hayvancılığımız, kimi vurguncuların
insafına bırakıldığından halkımızın sofrası hayvansal ürünlerin eksikliğini
derinden duyumsamakta. Eğitim sistemimiz, liberalizmin yıkıcılığıyla sorun
yumağına dönüştü. Kültürel açıdan bir kokuşma söz konusu. Sağlık sistemi,
halkın gereksinmelerine yanıt veremiyor. Ülkemizde her alanda ivedilikle çözülmesi
gereken büyük sorunlar var. Bu sorunların kaynağı ise liberal uygulamalar ve
kurumların bu anlayışla düzenlenmesi. Bu sorunları yaratan liberalizm çözüm
yolu değil. Çözüm, Atatürk’ün halkçı-devletçi uygulamalarında.
CHP,
ideolojik alanda arınmalı. Yeniden köklerine dönmeli. Atatürksüz CHP, başı
kesilmiş tavuk gibi. Neye, niçin kanat çırptığı belli değil. Amacı, hedefi,
ülküsü olmayan bir partinin halka hizmet etmesi olanaklı mı?
Sosyal
demokrasinin yerine Kemalizm gelmeli. Batıcılığın yerine, Atatürk’ün tam bağımsızlık
anlayışı oturtulmalı. Yurdumuzu işgal ederek ulusumuzu yok etmek isteyen batı
emperyalizmine karşı doğuyla ittifak kurarak Türkiye’yi kurduk. Batının
ülkemize dayattığı liberal politikalarla önümüze yığılan büyük sorunları, yine
doğuyla birleşerek aşacağız tıpkı Atatürk gibi.
Atatürk,
biz Asyai bir milletiz, diyerek bize yol gösteriyor. Onun yolundan gitmekten
başak çaremiz mi var?
Adil
Hacıömeroğlu
28
Ekim 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder