EŞLER ARASINDAKİ EN BÜYÜK SORUN NE?


Günümüz eşleri arasında geçimsizlik, ilgi çekici… Bu durum, Türk ailesini temelinden sarsarken çocukların düzgün yetişmesini de engellemekte. Ne yazık ki mutsuz evliliklerin mutsuz çocukları oluyor. Bu durum, toplumumuzun geleceğini karatmakta.

Aile; sorunları çözmenin, güçlükleri aşmanın, sevgi ve mutluluğu her koşulda yakalamanın yeridir. Bu da sevgi, saygı, güven ve dayanışmanın verdiği güçle olur. Bu dört ayaküstünde yükselir aile yapısı.  Bunlardan bir ya da birden fazlası yok olmaya başladığında aile kurumu da çatırdamaya başlar. Çünkü bu ayaklar, bu kutsal yapıyı ayakta tutar. Aynı zamanda bu dört ayak, aile içindeki sağlıklı iletişimin yaratıcılarıdır.

Eşler arasında sorun var dendiğinde ilk düşünülen şey, cinselliktir. Evet, bu önemlidir eşler arasında. Ancak zamanla karı-koca arasında kurulan sağlam dostluk, yakınlık, hatta bütünleşme bunun önüne geçer. Zaten evliliği yürüten, ayakta tutan ve eşler dünyadan göçünceye dek sürmesini sağlayan da kurulan tinsel ve düşünsel uyum, birliktelik değil mi?

Eşler arasında sevgi önemli… Ancak birbirlerini az seven eşlerin çok mutlu olduğuna da çoğu zaman tanıklık etmekteyiz. Bunun tam tersi de olmakta. Birbirlerini deli gibi seven eşlerin mutsuz olduklarını, hatta kanlı bıçaklı olarak zamanla yuvalarını dağıttıklarını görmekteyiz.

Bazı eşler, ilgisizlikte yakınmakta. Ancak ilginin azlığı, evlilikleri yıkmamakta. Bu durum, bir evlilikte en kolay onarılacak şey.

Evlenen eşlerin ailelerinin uyuşmaları önemli bir etken alenin sağlık yürümesi için. Ne yazık ki evli eşlerin çoğunun ailesi, anlamsız bir çekişme ve uyumsuzluk içinde. Ancak eşler, bu durumu, usçu çözümlerle kolayca aşabilir. Çünkü eşlerin kendi aileleriyle geçirdikleri kısıtlı süreler, birbirleriyle oldukları zamana göre çok azdır. Bazı aileler, çocuklarını adeta mutsuz etmek için bilerek ya da bilmeyerek damadını/gelini kötüler. Bu önemli bir yıkıcılıktır eşler için. Ancak usçu çözümlerle bu sorun çözülebilir.

Günümüzde eşleri arasındaki en büyük sorun, konuşamamaktır. Uygarlığın gelişmesine koşut, insanımız konuşma yetisini türlü nedenlerle yitiriyor. Eşler, kırk yılda bir konuşsa da birbirlerini dinlemiyorlar. Konuşmaların çoğu, laf sokma biçiminde. Bu laf sokmalar da karşı tarafı yaralama, kızdırma, zıvanadan çıkarma amacını taşıyor. Evlerin çoğunda, her konuşmanın kavgayla bitmesinin nedeni bu.

Laf sokmadaki amaç, konuşmak değil zaten. Laf sokmak, kavga etmek için kılıç çekmek gibi bir şey. Sen kılıcını çekip saldırırsan karşı tarafta kılıcını çekiyor doğal olarak. “Kılıçla dövüşen kılıçla ölür.” diye bir söz var. İşte eşler, çektikleri kılıçlarla yüreklerindeki insanı öldürüyorlar bilerek ya da bilmeyerek.

Şimdi herkes şu soruyu soruyor: Çocuklarımızla niye söyleşemiyoruz? Çünkü eşler konuşup söyleşemeyince çocuklar bunu kimden öğrenecek? Neredeyse her gün bir evde laf sokmalar, kavgalar varsa bir çocuğun bu durumdan mutlu olması olanaklı mı? Doğaldır ki çocuklar mutlu olamıyor bundan.

Çocuklarını mutsuz eden eşler, onları yalnızlığa, iletişimsizliğe itiyor kendi elleriyle. İletişim, insanoğlu için çok gerekli bir şey… Çünkü iletişim, toplumsal varlık olmanın önemli bir aracı. Aslında olmazsa olmazlardan biri… Anne ve babasıyla iletişim kuramayan çocuk, odasına çekilip bu gereksinmesini telefonuyla yerine getirmeye çalışıyor. Böylece önce ekran bağımlılığı başlıyor. Sonrasında ise bahis sitelerine giriyor. Böylece ikinci bağımlılık da başlıyor. Bunları diğerleri izliyor.

Atalarımız: “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır.” sözünü, boşuna mı söylemiş? Bir insanın eşiyle konuşarak anlaşmaktan başka bir yolu, seçeneği var mı?

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               12 Ocak 2026

5 yorum:

  1. Adil öğretmenim, ne kadar güzel bir konuya değinmişsiniz. Eş olmak anlayış, merhamet, fedakarlık, saygı ve içtenlik gerektirir. Tabii her eş kendi mutluluğu için ve ailesi için çaba göstermeli, fakat aile dediğimiz yapı bir anda oluşmamaktadır. Zaman içerisinde inşa edilir. Bu inşaat aşamasında da sizin de değindiğiniz gibi iletişim en önemli araçlardan biridir. Her evlilikte, her ilişkide olduğu gibi sorunlar elbet olacaktır. Sizin de bahsettiğiniz gibi gerek çekirdek aile içinde, gerekse geniş aile ile ilgili problemler muhakkak yaşanacaktır. Falat tüm bu sıkıntılara rağmen, önemli olan uzlaşma alanını karşılıklı anlayış ve merhametle bulmaktır.
    En içten sevgi ve saygılarımla.
    Gözde Pamuk

    YanıtlaSil
  2. Değerli Adil öğretmenim,

    Yazınız , eşler arasındaki sorunların yüzeydeki anlaşmazlıklardan çok yüreğin sesinin dinlenmesine ve hissedilmesine işaret ediyor. Sevgi zaten vardır; fakat duyguların dile gelmemesi, sözcükletin gerçek anlamıyla karşı tarafa ulaşamaması ilişkide hissedilen boşlukları büyütür. Gerçek iletişim, sadece konuşmak değil saygıyla karşındakini bütün varlığıyla duyabilmektir.

    Yürekten konuşmak istediğinde zamanla sözcükler sertleşir, siteme dönüşür. Ancak sessizlik, anlaşılmayı bekleyen en içten duyguların dili olabilir. Eşler arasında gerçek bağ; sözlerin ötesinde duyulan, hissedilen ve paylaşılabilendir.

    En büyük sorun, sözcük eksikliği değil, yüreklerin birbirini gerçekten dinleme isteğinin eksikliği olabilir. Bir eş, konuşurken sadece duyulmak değil; anlaşılmak ister. Bu yüzden bazen en anlamlı iletişim, susup karşındakininyüreğinin sesine kulak vermektir.

    Çünkü konuşmak bir ihtiyaç,
    anlaşılmak ise bir sevgi dilidir.
    Ve sevgi dili sadece sözcüklerle değil,
    yürekten gelen bir dinlemeyle kurulur. ❤️
    Usunuza, duygudaşlığınıza sağlık.👏👏
    Sade bir dille, gönülden anlattığınız metini okurken insan kendini ve ilişkilerini sorguluyor .Kaleminiz izi, yüreklere ışık olsun…🙏🏻📚🍀🌺

    YanıtlaSil
  3. Peygamberimiz;İnsanlar evlilikde dört kriter belirler.Eşin asil,zengin,güzel ve ahlaklı olması.Ama sizin eş seçiminde olmazsa olmaz kriteriniz ahlaklı olması gerekir buyurmaktadır. İlk üç kriter geçicidir.Asalet kaybedilebilir,Zenginken fakir olunabilir.Güzellik yaşlandıkça kaybolabilir.Yani sonunda çürüyüp toprak olacak bedenin güzelliğinden ne çıkar.
    Ahlak,kültürlü olmayıda ihtiva eden beyin evliliği olup,taraf ailelerininde beyin evliliği yapması demektir.Ahlakın başıda,Peygamberimize ilk vahiy(oku) geldiğinde gösterdiği tavırdanda Anlaşılacağı üzere herşey saygıyla başlamaktadır.
    Nasılki,bir bardağa su koyulduğunda,su bardağın şeklini alıyorsa Peygamber-Cebrail ilişkisinde olduğu gibi,eşler Arasındaki ilişkide bu saygı-ahlak üzerine tesis edilmeli... Abdurrahman Fetvacı

    YanıtlaSil
  4. Bu izahlardan çıkan sonuç ahlak(kültür,beyin evliliği) geçici olmayıp eşler 90 yaşınada gelse,hergün yeşerir,taptaze kalır. Abdurrahman Fetvacı

    YanıtlaSil
  5. Bir toplumun geleceğinde aile içinde eşler arasındaki huzurla inşa edilir desek çokta abartmamış oluruz.. Eşlerin birbirine olan ilgisi,aslında çocuklarına bıraktıkları en değerli mirastır.Sağlıksız karı koca ilişkisi sağlıksız çocukların birey olmasını sağlar.Yani geleceğimiz olan çocuklar sağlıksız birey olarak yetişirse o toplumun geleceğinden söz edemeyiz.Gelelim eşler arasında sağlıklı karı koca olmanın ip uçlarınıa;
    1-Evde eşler cep telefonunda sosyal medyadan ve televizy9nda saçma sapan dizi yarışmalardan uzak olacak.Ekran karartacak yani.Göreceksiniz ki, ekran karardığında ruhlar aydınlanmaya başlayacak.
    2-Eşiniz bir şey anlatırken ona sadece hı hı demek yerine, gözlerinin içine bakarak dinlemek lazım.Ona değer verdiğini dinleyerek göstermelisiniz.
    3-​Eskiler marifet iltifata tabidir derler.Birbirinizin hatasını aramaktan yorulup, iyi yaptığı bir şeyi takdir etmeye başladığınızda,evin havası anında değişir. Unutmamalı ki mutsuz çocuklar, sürekli birbirini eleştiren anne babaların eseridir.
    4-Cinsellik,evlilik binasının harcıdır.Harç kurumayacak arkadaş ona göre.Seks evliliğin ömrünü uzatır.

    YanıtlaSil