KONUŞMAMIZ YOK EDİLİYOR

 

Köroğlu: “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu.” demiş. Ne güzel bir söz… Köroğlu yüzyıllar öncesinden günümüze ışık tutmakta bilgece sözleri ve yüreğiyle dile getirdiği dizeleriyle. Bu özdeyişi, günümüze uyarlarsak “Ekran icat oldu, insanlığımız bozuldu.” diyebiliriz.

Evet… Ekranlar çıktı çıkalı, televizyon ve akıllı telefonlar evimize girdi gireli, insanoğlu sanal dünyanın buyruğuna kapılıp kendi varlığını, gücünü unuttu unutalı insanın insanlığı, varlığı, dirimi, toplumsallığı tehlikeye girdi. Ne olduğu, hangi amaca hizmet ettiği bilinmez bir ekran, bizi yaşamdan koparıp kendine bağladı.

Gününün önemli bir bölümünü ekran karşısında geçiren kişi; konuşmayı unutmak üzere. Oysa doğanın insana verdiği en önemli yetenektir konuşmak. İnsanoğlu; beyninde düşündüğünü, yüreğinde duyduğunu diliyle anlatır. Çevresindeki tüm insanlarla konuşarak anlaşır. Mutluluğunu, sevincini, üzüntüsünü, yüreğini yakan acıyı, gönül kırıklıklarını, sevgisini, saygısını, erincini konuşarak anlatır. Düşüncelerini, isteklerini, tasarımlarını, gördüklerini, duyumsadıklarını, izlenimlerini diliyle aktarır karşısındakilere.

İnsanlar konuşarak karşılıklı bilgi aktarımında bulunurlar. Böylece bilgi çoğalır ve kuşaktan kuşağa akıp gider bir ırmak gibi. Konuşmak, kişinin en önemli gereksinimi. Zaten insanı diğer canlılara üstün kılan konuşması değil mi? O, düşünür, duyumsar ve düşünüp duyumsadığını konuşarak anlatır karşısındakine. Konuşmanın olmadığı bir yerde, insandan söz edilebilir mi?

Ekranlara kilitlenen kişiler, ne yazık ki birbirleriyle zorunlu durumlar dışında konuşmuyorlar. Konuşma dediysem, yanlış anlaşılmasın. Bu konuşmalar, genellikle bir ya da iki sözcükten ibaret. Çoğu konuşmalarda sağlam bir iki tümce yok ne yazık ki. Bu konuşma saydığımız birkaç sözcük vurgusuz, tonsuz ve tinsiz ağızdan zorla çıkarken karşısındakinin yüzüne bakmıyor söyleyen. Göz göze gelmekten özellikle kaçınıyor. Bir insan, karşısındakiyle konuşurken niye göz göze gelmekten kaçınır?

Son yıllarda insanlar, birbirleriyle konuşmak yerine ekranlarla konuşuyorlar sessizce, göz ucuyla. Arkadaş toplantılarında, ailecek gidilen yemeklerde konuşma yok! Onun yerine herkesin gözü ekranlarda. Çoğu zaman ekrana bakmaktan tabağındaki yemeği bile göremiyor birçok kişi. Böyle olunca da ne yediğini bilmiyor. Birbirinizle konuşmayacaktınız da niye yemeğe gidiyorsunuz? Madem ekrandan gözlerinizi ayırmayacaktınız, neden arkadaşlarla bir yerde çay ve kahve içmek için toplandınız?

Son zamanlarda evlere çok seyrek konuk gelmekte. Gelince de hem ev sahipleri hem de konuklar ya televizyon izliyor ya da telefonla oynuyor. O zaman neden konuk çağırıp konuk oldunuz? Yoksa sizin ev sahipleriniz ya da konuklarınız ekranlar mı?

Eskiden baharda, yazda ve güzde balkonlarda sabah kahvaltıları yapılır, akşam yemekleri yenirdi. Kimi zaman bu sofralardan konuklar da eksik olmazdı. Kahkahalar, içten konuşmalar balkondan balkona, sokaklardan mahalleye yayılırdı. Yayılan aslında kahkahalar değil; ailelerin mutlulukları, erinçleriydi. Bu kahkahaları işitmeyeli acaba kaç yıl oldu? Balkonlarımızda kaç yıldır kahvaltı yapmayıp akşam yemeği yemiyoruz anımsayan var mı?

İnsanoğlu, onu insan yapan konuşmayı bir ekran uğruna feda ediyor farkında mısınız? Bu da insanın insan olmaktan çıkması değil de nedir?

                                                        Adil Hacıömeroğlu

                                                       27 Ocak 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder