Öteden
beri tartışılan önemli bir sorundur bu, bilimin dilinin ne olacağı? Kişi,
anadiliyle düşünür. Düşündüklerini, anadiliyle geliştirip bir sonuca ulaşır. Kuramlar,
anadille oluşturulur. İnsan, anadiliyle düş görür, onunla düşlemler kurar.
Başka bir dilde bunları yapması olanaksızdır neredeyse.
Türkçe,
giderek gelişen varsıl bir dil. Yapısı göz önüne alındığında yeni sözcükler
yaratmaya çok uygun ve işlek. Bu nedenle anadilimize matematiksel bir dildir,
demek hiç de yanlış olmaz. Ana sütü gibi temiz, güzel dilimizi geliştirmeli ve
her alanda kullanmalıyız. Çünkü o, ulus olmamızın temeli. Türkçemizle bilim de
sanat da felsefe de yapılır. Çünkü dilimizi, kavramsal olarak varsıllaştırmak
onu bu alanlarda kullanmakla olur.
Arapların
sekizinci yüzyılda başlattığı ve tüm dünyayı etkileyen büyük bilim öncülüğünün
temelinde yatan, anadilin bu alanda kullanılmasıdır. Şam, Bağdat, Kahire ve birçok
Arap kentini bilim merkezine dönüştüren bilim dilinin Arapça olması. Bu yolla
birçok Arapça sözcük batı dillerine girdi. Günümüzde de bu sözcükler, bilim
alanında kullanılmakta.
Batıda
bilim Latince yapılıyordu eskiden Bu dili, birçok Avrupa ülkesi anlayamıyordu. Çünkü
bu dil, Avrupa ülkelerinin çarşısında pazarında, evinde, sokağında konuşulup
yazılmıyordu. Yani halk, Latinceyi günlük yaşamda kullanmıyordu. Bu nedenle
bilim gelişemiyordu bir türlü. Oysa Arap coğrafyasında Kuran’ın capcanlı dili
kullanılıyordu bilimde. Bu da onların bilim alanında yollarını açıyordu.
“Şam’da
zorla Halife tahtından vazgeçmenin yarattığı hayal kırıklığı, genç Emevi Prensi
Halid bin Yezid’i bilimin kollarına iter. Ama o, arkadaşlarının kitapları
yabancı tarzda okumalarını hor görür, beğenmez. Sonu gelmez bir destekçiler
zincirinin ilk halkası olarak, İskenderiyeli Yunan ve Arap bilginlerini, bu
kitapları devletin diline çevirmeye çağırır ve onlara Helenlerin, Mısırlıların
eserlerini çevirme görevini verir. Konuk olarak çağrılan bilginlerle, kararlı
bir biçimde, yalnızca kendi dilinde konuşur.
Hayal
kırıklığına uğramış Prens’in kendini teselli etmek için Şam’da başladığı işi,
Bağdat’taki Abbasi Halifeleri, dinin ve inananların pratik yararı için
sürdürürler. ‘Siddhanta’yı Arapçaya çevirme ve ardından, Arapların gezegenlerin
hareketlerini çürütmelerini sağlayacak bir kitap yazma işi, el-Mansur’un
buyruğudur.’ Ve gerçekten de, Arap hükümranları, desteklemeyi yararlı
buldukları şeyleri yarım yamalak değil, tam olarak desteklerler. (Sigrid Hunke,
Batı’yı Aydınlatan Doğu Güneşi, Kaynak Yayınları, Birinci Basım, Aralık 2008,
s. 269)”
Görüldüğü
gibi Emevi Prensi konuğu olan yabancılarla Arapça konuşuyor. Ayrıca yabancı
dilden ülkesine getirilen bilim kitaplarının kendi anadillerine çevrilmesini
istiyor.
Dönemin
Arap devlet adamları, farklı ülkelerden sayısız bilim kitabı getirtirken, bir
yandan da bunların hızla kendi anadillerine çevrilmesini sağlıyorlardı. Çeviri
kit6aplar, Arap kentlerindeki kütüphaneleri doldurdu. Bu arada Arap bilim adamları
da kendi alanlarında önemli yapıtlara imza attılar. Böylece bilim baş döndürücü
bir hızla gelişti. Birçok bilim dalının (Matematik, tıp, astronomi, eczacılık,
kimya… gibi) temelleri atılıp bilimsel disiplinleri, kuralları oluşturuldu. Böylece
Batı da bu sayede aydınlandı.
Demek
ki bilim yapmak istiyorsan kendi dilinde yapacaksın. Yabancı dille kendi
bilimini geliştiremezsin. Bu nedenle ülkemizde yabancı dildeki bilimsel
yapıtlar, hızla Türkçeye çevrilmeli. Başta üniversitelerimiz olmak üzere tüm
eğitim kurumlarımızda anadilde eğitim yapılmalı. Bilimsel çalışmalarda
anadilimizin kullanılmasına öncelik tanınmalı.
Batı
ya da doğu dillerinden herhangi birisine özenti duyarak konuşmak, siyaset ve
bilimsel çalışma yapmak, sanatta ileri gitmek boşuna bir uğraş. Bu nedenle
güzel Türkçemizle araştırma, inceleme yapmak her yurttaşın görev ve sorumluluğu
olmalı.
13
Eylül 2025
Biz Türklerde dil sorunu olmaz. Bilmediğimiz yabancı dille hem de coşku ile ibadet yaptıktan sonra bilmediğimiz dille bilimsel çalişma bile yapabiliriz, sorun yok.
YanıtlaSilBiz farklı, çok farklıyız, yok yeryüzünde bizim gibisi..
Kalemine Efendi Kalan Adil öğretmenim,
YanıtlaSil“Bir ulusun gelişmesi, düşünce dünyasını asıl kendi diliyle inşa etmesine bağlıdır; çünkü gerçek düşünce, gerçek kavrayış, en yüce sevda anadil ile kurulan bağla kurulur.”
Anadilde bilim yapmak sadece dilin korunması değil; düşüncenin özgürlüğü, kavramların yerli köklerinden beslenmesi ve bilimin halkla bağının güçlenmesidir.
Anadilinde bilim yapmak bir hak; kültürü, kimliği ve yaratıcılığı beraberinde getirir. Bilimin sözcüklerle kurduğu köprüler, en samimi ve anlamlı anlatılarla örüldüğünde daha etkileyici olur çünkü düşünce, insanla buluştuğu dilin ritminde yankılanır.
Usunuza, ruhunuza, duyarlılığınıza, yüreğinize sağlık👏👏📚Usta kaleminizle yazdığınız güzel Türkçenizi keyifle okuyor , öğreniyorum..Var olunuz.🙏🏻