16 Eylül 2025 Salı
Öğrenme
Tutkulu Sevgili Oğlum,
Okulunun
ikinci haftası… Sanırım alışmışsındır sınıfına ve kutsal eğitim yuvası okuluna.
Atalarımız:
“Ağaç, yaşken eğilir.” demiş, eğitimin önemini anlatmak için. Ağaç, gençken
gövdesi kalınlaşmamıştır ve çok tazedir. Bu nedenle kolayca eğilebilir insan eliyle
ve diğer etkenlerle. Sert rüzgârla da eğilir, ancak kırılmaz. Büyümüş bir ağacı,
eğmeye kalkarsanız hem gücünüz yetmez hem de eğebilseniz bile kırılıverir orta
yerinden. Sert rüzgârlarda eğilmediği için yıkılır. İnsan da çocukken, gençken
eğitilebilir. Çünkü bu dönemde öğrenmeye, davranış edinmeye, biçimlenmeye uygun
bir durumdadır genç kişi. Öğrenmesi, öğrendiklerini yaşama uygulaması çok
kolaydır bu çağda. Eli de beyni gibi öğrenmeye hazırdır onun. Gördüğünü kolayca
yapar. Bu nedenle sanatı, zanaatı öğrenebilir kolayca. Çünkü eli yatkın,
kavrayışı yüksektir iş yapmak için. İşte, sen de eğitilebilecek bir yaştasın. Bu
nedenle gençliğini, yeteneklerini iyi değerlendirmelisin.
Okul,
insanoğlunun uygarlık yaratmasında en önemli sıçrama taşı. Burada çocukluktan
başlayarak yıllar süren bir eğitim söz konusudur. Yapılan eğitim üstünkörü değil,
belli bir izlenceye ve uygulanabilir bir düzene bağlıdır. Bu izlence ve düzen,
önceden düşünülüp tartışılarak ve yapılanlardan dersler çıkarılarak işin
uzmanlarınca hazırlanır. Ayrıca eğitim, tek yönlü yapılmaz. Birçok alandaki
öğrencelerde bilgiler verilir. Bu bilgilerin yaşama uygulanması sağlanmaya
çalışılır.
Okul,
yalnızca bir öğrenme yeri değil, bir ana kucağı. Neden?
Okulu,
okul yapan iki temel öğe var: öğretmen ve öğrenci… Öğretmen öğretir, öğrenci de
öğrenir. İki sözcüğün de kökü, aynı. İki sözcük de “ög/öğ” kökünden gelir.
Türkçede bu kökün anlamı “us, oluş, doğuş, ana, göğüs, öz, ilke, yükseliş,
konuşma, düşünme, ölçü, karşılaştırma, denge, uyum” demektir. Öğrenci de usu,
oluşu, analığı, bir şeyin özünü, ilkeli davranmayı, yükselişi, doğru konuşmayı,
yaşamda yükselişi, düşünmeyi, ölçüyü, karşılaştırmayı, dengeyi, uyumu okulda öğretmenlerinden
öğrenen kişidir. “Öğrenci” sözcüğünün kök anlamı, bu denli varsıl ve geniş
kapsamlıdır. Öğrenmede “analık, doğurganlık “ vardır. Bilgi, bilgiyi doğurur
bir anne gibi. Okul sürekli bilgi öğretir öğrencisi için. Anne, çocuk doğurur;
okulda öğrencisi için bilgi üretir.
Okulda
öğretilen bilgi, verilen eğitim kişiyi çevresiyle uyum içinde yaşattığı gibi
toplum içinde yükseltir de. Öğrenciye, eğitimi boyunca ilkeli, dengeli, ölçülü olmayı
öğretir. Yaşama doğru yerden bakmayı, onu doğru algılamayı sağlar.
Öğrencinin
kök anlamında ”doğuş” vardır. Bu doğuş, öğrencinin her gün yeni bir bilgiye,
yeni bir anlayışa, yeni bir ufka doğuşudur. Doğuş, yenilik ve umut demek. Her doğuşun
içinde olağanüstü ve sonsuz umut tohumu bulunur. Bu umut tohumlarını yeşertip
boy attırmak senin elinde oğlum. Sen, istersen bin bir dallı binlerce umut
ağacını yeşertirsin yüreğinde. Bu yeşerttiğin umut ağaçları, yaşam boyu sana yol
ve yön gösterir. Senin yaşamdan kopmanı, kararsızlığını, karamsarlığını,
kötümserliğini, bıkkınlığını, başarısızlığa giden yolunu, zorluklar karşısında pısıp
kalmanı, olumsuz düşünmeni önler. Bu nedenle umut ağaçlarına iyi bakmalı,
onların gölgesinin altından çıkmamalısın.
“Öğrenci”
sözcüğünün kökünde “konuşma” anlamı var. Bir çocuk bebekken konuşmayı
annesinden öğrenir. Öğrenilen her sözcük, kurulan her tümce bir doğuştur bebek
için. Sen de okulunda yüzlerce sözcük öğreniyor ve sayısız tümce kuruyorsun. Her
gün kucağında sayısız bilginin tohumunu yeşertiyorsun. Konuşma, insanı insan yapan
en önemli nitelik ve yetenek. Bir an düşün bakalım, konuşamasaydım ne yapardım,
diye. O zaman anlarsın konuşmanın bir kişi için ne denli önemli olduğunu.
İnsan,
konuşarak duygu, düşünce ve isteklerini dile getirir. Dinleyerek de
karşısındakinin ne düşündüğünü öğrenir. Kişi konuşmaktan çok dinlemeli.
Dinlemek insanın öğrenme sürecinde ve yaşamında çok önemli bir eğitim aracı.
Bunun için öğretmenler can kulağıyla dinlenmeli. Yalnızca onlar mı?
Kimi
zaman kişi, arkadaşlarından da çok şey öğrenir. Bu nedenle onları da can kulağıyla
dinlemeli. Dinlenmek de doğa ananın bize kazandırdığı önemli bir yetenek.
Konuşup dinlemeseydik doğayı, çevremizi algılayabilir miydik?
Türkçemizin
“öğrenci” sözcüğüne yüklediği anlam dünyanın hiçbir dilinde yok! Bu, tüm öğrencilere
dilimizin, kültürümüzün, eğitim anlayışımızın, atalarımızın verdiği önem ve
tanıdığı bir ayrıcalık. Bunun değerini sen ve tüm öğrenciler iyi bilmeli. Bu
değere uygun davranmayı da ilke edinmelisin konuşmayı sanata dönüştüren
oğulcuğum.
Çocukların
sevgiyle büyüyüp saygıyla kişilik kazandıklarının bilinciyle sana en derin
sevgilerimi ve en içten saygılarımı sunuyorum benim vazgeçilmez can parem.
Baban
Anne öğretmendir,
YanıtlaSilBaba ogretmen
Kardeş oğretmendir abla oğretmen
Dayı oğretmendir, Amca öğretmen.
Dede oğretmendir, nine öğretmen.
Bana bir harf, bir davranis öğreten öğretmendir, her şeyi oğrenmeme ortam hazırlayan Atatürk ise Başöğretmen.
Değerli Adil Öğretmenim,
YanıtlaSilYüreğinizin sesiyle yazdığınız bu mektup; umut, sevgi ve bilgelik dolu.Bu denli içten baba sesi duymak büyük bir şans..
Bir babanın çocuk için taşıdığı en değerli miras.
“Okul, yalnızca bir bina değil; her öğrencinin umutla yeşeren ilkbaharıdır.
öğrenci olmak, yaşamda taptaze tohumlar ekmektir.Atacan’ın
öğrenmeye olan tutkusu ve okula duyduğu saygı, sevgi yüreğinde taşıdığı umut hep var olsun.. Yolu daima ışıkla dolsun.Sağlıkla erinç içinde yaşasın🙏🏻💐🧿💙Duygudaşlığınıza, kaleminize sağlık👏👏
Dilimiz de kültürümüz ve geleneklerimiz hazine parçasıdır.
YanıtlaSil