14 Eylül 2025 Pazar
Canım Oğulcuğum,
Güzel
sessiz bir pazar sabahı, günün ışımasıyla daha önce okumaya başladığım Talip
Apaydın’ın Sarı Traktör adlı romanını elime aldım. Kentin büyük çoğunluğu,
sabah uykusundayken ben Sarı Traktör’e kaptırdım kendimi. Arif’in vazgeçilmezi
olan traktör alma isteğine, babası İzzet Ağa’nın sağlığına kavuşmak için
giriştiği büyük savaşıma, yanı sıra tutuculuğun yoldaş oldum.
Kitabı
okurken kendimi İç Anadolu’nun Eskişehir yakınlarında, ekmeğini tüm zorluklara
karşın topraktan bin bir emekle kazanan Özeler Köyü’nde buldum. Arpa samanı
yaktı bütün bedenimi. Buğday saplarını kimi zaman kağnıyla kimi zaman da at
arabasıyla çektim. Saman kokan arabaların üstüne oturdum güneşin yakıcılığına
meydan okuyarak. Gece gündüz demeden sap çeken, düven süren, yele karşı tınaz
savuran köylülere karıştım. Torbalara çeç doldurdu. Koca yabalarla at
arabalarına, kağnılara saman yükledim ağzımı burnumu başımdaki yağlıkla
sararak.
Güneşin
kavurucu sıcağında yandım, ancak yanıp kavrulduğumu anlamadım. Gölgede bile
kaynama noktasına gelen toprak testideki suyu diktim kafama susuzluğumu giderip
içimdeki yangını söndürmek için. Aynı suyu yüzüme, gözüme, enseme,
göğsüme, omuzlarıma döktüm serinleyeyim
diye. Harman yerine getirilen saman çöpü bezeli azığımla karnımı doyurdum.
Fırsat buldukça kimi zaman tek başıma, kimi zaman da arkadaşım Karayetim
Halil’le dere boyunca uzanan bostanlara gidip olgunlaşan kavun ya da karpuz
yedim. Doğanın ve ilkelliğin karşıma çıkardığı zorluklara Arif’le karşı durdum.
Onun başarma isteği karşısında gururlanıp bu köy delikanlısına hayran kaldım.
Bulanık
derede yıkandım ay ışığında. Orada Arif’le düşler kurdum traktör ve Emine
üstüne. Yeri gelmişken şunu belirteyim ki Arif’in iki sevisi var koca dünyada:
biri canı kadar sevdiği Emine’si, diğeri ise onun yaşamının olmazsa olmazı
traktör edinme isteği.
Bir
kişinin ömrü boyunca yaşamını anlamlandırdığı bir amacının olması, ulaşmak
istediği bir yere gitmek yolunda çaba göstermesi, uğruna savaşım vereceği bir
ülküsünün bulunması, gerçekleştirmek istediği bir düş için emek vermesi çok
güzel ve değerli bir şey.
Evet,
Oğulcuğum, bu dünyada herkesin gideceği bir yolu, ulaşacağı bir hedefi olmalı.
Yolu ve hedefi olmayanlar, düven beygiri gibi sabahtan akşama dek aynı yerde
dönüp durur. Bu kişiler, tekdüze, sıkıcı, amaçsız bir yaşamın çevrintisinde
etkisiz bir varlık olur, akıntının onu götürdüğü yere gider bilinçsizle.
Tekdüze bir yaşam, tatsız tuzsuzdur; insana zevk vermez. Kişinin olumlu
erkesini yok edip mutluluğunu, yaşam sevincini tüketir.
İzzet
Ağa; geleneklerinden, alışılagelmiş yaşam biçiminden, tekdüzelikten kurtulmak
istemeyen ve bunlardan kopmaktan çok korkan tutucu biri. Yeniliklerin, gelişen
teknolojinin yaşamını ne denli kolaylaştıracağının farkında değil. Bu nedenle
yeniliğe açık, teknolojinin günlük yaşamı kolaylaştırıcılığını birkaç örnekle
kolayca kavrayan oğlu Arif’le sürekli çatışma durumunda. Arif, yenilikleri
kolayca benimseyen, bunların günlük yaşamında yer almasını isteyen bir genç. Bu
yeniliklerin başında da traktör gelmekte. Çünkü traktör o günün koşullarında
bir çiftçinin işini, olağanüstü bir biçimde kolaylaştırıyordu. Arif, bunu köyde
ilk fark edenler arasında.
Arif’in
ileri görüşlü ve yeniliğe açık olması, köylerindeki ilkokulu bitirmesi. Ayrıca yaşamdan
ve gözlemlerinden öğrenmesi. Tarımda makineleşme yeni yeni ülkemize girmekte.
Köyler, yüzyılların sürdüğü ilkellikten ancak tarımda bilimsel uygulamalar ve makineleşmeyle
kurtulacaktır. Bu konuda köyde, öncülük yapan ise okulun öğretmeni. Arif’in arada
sırada dertleştiği kişi, esin kaynağı olan öğretmen. Öğretmenden esinlenmesi,
onun görüşlerine değer vermesi Arif’e sonsuz ufuklar açmakta.
İzzet
Ağa, anlaşılmaz bir sayrılığın içindedir. Bu da onu çalışamaz duruma getirir.
Bütün iş, Arif’in üstüne yıkılmıştır zorunlu olarak. Altı canın geçimi, onun
üstündedir. Olağanüstü bir erkeyle zamanın ve koşulların sınırlarını zorlayarak
çalışmaktadır. O, bir traktörü olsa işlerinin çok kolaylaşacağının, üretiminin
çok artacağının bilincindedir. Bu nedenle neredeyse her gün babasına traktör
almaları gerektiğini söyler İzzet Ağa’nın tüm terslemelerine karşın. O,
vazgeçmez bu isteğinden. Onun traktör düşü, artarak sürer. Traktör alma inancı,
her geçen gün pekişir. İnancından, düşünü gerçekleştirmekten bir milim bile
geri adım atmaz. Çünkü kendi inanmıştır traktörün yararına. O da bu inancı
gerçekleştirmenin savaşımını verir.
İzzet
Ağa, büyük bir sağlık sorunu yaşar. İlçe merkezindeki akrabası Hasan Efendi ve
köyün öğretmeninin yönlendirmesiyle Ankara’ya sayrıevine gönderilir. Ölümün
kıyısından döner. Ameliyat olur. Bir ay kadar yatar sayrıevinde. Bu iyileşme
dönemi, onu eski ile yeni arasında ve kendi düşünceleriyle bir hesaplaşmaya
götürür. Bunda önceden kasabada belediye başkanlığı yapmış olan Hasan
Efendi’nin ve köylerinin öğretmeninin büyük etkisi olur. Ölümü yenen İzzet Ağa,
sonunda sağlığına kavuşup köyüne döner.
Köye
döndüğünde bambaşka biridir İzzet Ağa. Kasabadan köye dönerken traktör
siparişini çoktan vermiştir bile. Köye dönmek için beklediği tren istasyonunda
karşılaştığı oğlu Arif’e söyler. Bu güzel haber karşısında dünyalar Arif’in
olur. O, düşüne ulaşmanı sevinci içindedir. Köye döndükten birkaç gün sonra
babasıyla kasabaya dönerler traktörlerini almak için. Zaman geçmek bilmez. En sonunda
traktörü alıp gece karanlığında köye dönerler. Yolda kar yağışına tutulurlar.
Arif’e traktörü kullanmayı öğretecek makinist de onlarla birliktedir. Konukları
olmuştur. Onlar, uykuya daldıkları gecenin bir yarısında Arif’i uyku tutmaz.
Pencereden baktığında her yeri kar doldurmuştur. Yıllardır onu hiçbir engel
durduramamıştır, kar mı durduracak?
Sevgili
Oğulcuğum, liseye başladın bu yıl. Bir gerçekleştireceğin bir amacın, bir
ülkün; gideceğin bir yolun olsun tıpkı Arif gibi. O, senden yalnızca birkaç yaş
büyük. Ancak onun traktör alma amacı, çocukluk dönemine dayanıyor. “Gideceği
liman belli olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım etmez.” özdeyişini kendine ilke
edinmelisin. Gideceğin liman belli olsun. Yoksa sert rüzgârlarla denizin
ortasında dolanıp durursun rotası olmayan gemi gibi.
Sarı
Tarktör’ü kısa zamanda okuman en büyük dileğimdir benim masallarımın kahramanı,
gerçeklerimin ortağı, düşlerimin öncüsü. Yalnızca sen mi? Tüm ortaokul ve lise
öğrencileri Sarı Traktör’ü okumalı. Okuyup Arif gibi olmalılar başarıya giden yolda.
Onun gibi amacı, ülküsü için savaşmalı gençler. Gün Arif olma günüdür.
Baban
Kalemine Efendi Kalan , Adil öğretmenim
YanıtlaSil“Yürekten yazılan bu satırlarda, baba sevgisi öyle yıkılmaz ki ve öylesine içten ki, okurken gözlerim doldu. Duyguların saflığı, oğula duyulan inanç ve özlem öyle güzel işlenmiş ki; bu mektup, diğerlerinden ayrılıyor. Yüreğinize sağlık👏👏böylesine anlamlı bir eser yazdığınız için kutluyorum , baba -oğul olarak sevginizin ışığı hiç sönmesin.”Ömür boyu erinç içinde yaşayın🙏🏻🍀💐🧿Atacan’ başarılar , sağlıklı mutlu yarınlar diliyorum.🌺📚🐞
Saygıdeğer öğretmenim duygudaşlığınız ve yüreğinize sağlık .🙏🏻Kaleminizle var olunuz🙏🏻
Köy enstitüsü mezunu toplumcu yazarımız Talip Apaydın'ın bütün eserleri okumak çok keyiflidir. Ben Sarı traktör kitabını okumamıştım. Adil hocama öncelikle bu kitabı ve kitabın konusunu bize enfes bir şekilde yazıyla aksettirdiği için teşekkür ederim. İzzet ağa ile oğlu arif'in hikayesi aslında kuşaklar arası çatışmayı, tutucu olmak ile yeniliklere açık olmak arasındaki ayrışmayı o kadar net o kadar güzel anlatıyor ki gerçekten bu kitabı çok yakın zamanda alıp büyük bir keyifle okuyacağım. Adil hocamın bu kitap üzerinden sevgili oğlu aAtacana hem eleştirel bir bakış açısı sunması hem de geleceğe dair ona hedefler göstermesi çok güzeldi çok anlamlıydı. Belki de oğluma mektuplar serisi devam etmeli. Çünkü Adil hoca sadece kendi oğluna değil birçok gence o kadar güzel mesajlar iletiyor ki yazılarında bu mesajları alan gençlerin inanıyorum ki kafasında sorgulayacağı düşüneceği çok şey olacaktır. Son sözü yine Adil hocamın yazısında belirttiği bir cümle ile bitirmek istiyorum o kadar enfes o kadar güzel bir cümle ki tüm gençlerimiz lütfen ama lütfen bu söz üzerine çok düşünsün çokça çıkarımlarda bulunsun.çok çok önemli bir cümle "“Gideceği liman belli olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım etmez.”
YanıtlaSil