Çocuklar
ve gençler, ekran bağımlılığından kurtulduklarında yaşamları olağanüstü bir
biçimde olumlu yönde değişir. Alışkanlıkları, algılamaları, kavramaları, insan
ilişkileri, olaylara bakışı, yaşamını planlamaları, ilkeleri, amaçları,
ülküleri, ilgi alanları, duyguları ve düşünceleri farklılaşır.
Ekran
bağımlılığından kurtulan çocuk, ilk olarak çevresiyle ilgilenmeye başlar. Bu
ana dek çevresinde ayrımına varamadığı birçok şeyi görür. Onların yaşamına renk
katacağına inanır. Çevresiyle ilgilenmesi, onun farkındalığını güçlendirir. Onu,
daha çok yaşama bağlar. Yaşamdan zevk almanın mutluluğunu yaşar.
Ekran
yerine anne, baba ve varsa kardeşiyle ilişkisi güçlenir. Aile söyleşileri gün
geçtikçe artar. Böylece ekrandan kurtulan çocuk, ailesini yeniden keşfeder.
Anne ve babanın duygusal, düşünsel gücünü duyumsar büyük bir farkındalıkla. Anne
ve babanın sıcaklığının kendisini iyileştirdiğini, içgücünü artırdığını,
özgüvenini güçlendirdiğini açıkça görüp duyumsar.
Ekran
gidince anne, baba, öğretmen ve diğer yakınlarla çevresindeki diğer kişilerin
konuşmalarını dinlemeye başlar. Dinlemenin ne denli öğretici, erdemli bir şey
olduğunu anlar. Dinlemenin, dinlediklerini anlamanın dinlediklerini
içselleştirmenin ne denli önemli olduğunu kavrar çocuk. Hele dinleme,
karşılıklı konuşmaya dönüştüğünde onun mutluluğuna değme gitsin. Dinleyen çocuk
için anne ve babanın söyleyeceği her söz tılsımlı bir duruma gelir. Giderek bu
dinlemeler, çocuğun sevince dönüşen mutluluğunu artırır.
Dinleyen
kişi, doğal olarak konuşmaya gereksinim duyar. Ekran bağımlılığı yüzünden yok
olan aile içi konuşmalar, söyleşiler yeniden başlar. Bir çocuk için yaşanması
gereken bir mutluluk verici bir durum, bulunmaz fırsattır bu. Çünkü çocuk,
büyükleriyle söyleştiğinde hem dilini geliştirir hem de çok şey öğrenir. Dinlemeden,
konuşmadan anadilin gelişmesi olanaksız. Bu nedenle aile içinde başlayan
söyleşiler, geniş çevreye yayılır zamanla. Bu da insanın dilini, belleğini,
duygusal evrenini, düşünsel dünyasını geliştirir.
Dinleyip
konuşan, çevresindekilerle söyleşen kişinin akranlarıyla ilişkisi gelişir. Yeni
arkadaşlar edinir. Arkadaş edinme, sosyal gelişmenin biricik gerekliliği.
Ekransız bir yaşam, çocuğu sosyalleştirir. Onun yeniden yitirdiği toplumun bir
bireyi yapar. Arkadaşlık, insana büyük bir güç katar. Duygusal ve düşünsel
ortaklıklar, yakınlıklar, amaçlar, ülküler edinilir. Bu durum, çocuğu güçlü
kılar.
Akranlarıyla
yeniden ilişki kuran, arkadaşlar edinen çocuk, oyun oynamaya başlar. Oyun, bir
çocuğun kişisel gelişimi için olmazsa olmazdır. Bir çocuğun oyunsuz büyümesi
düşünülemez bile. Oyun, onun motor becerilerini geliştirdiği gibi düşlemler kurmasını,
duygusal varsıllığını, düşünsel kazanımlarını artırır. Oyun, çocuğu
eğlendirirken öğretir ve eğitir.
Oyun;
dinleme, konuşma, karşılıklı söyleşme çocuğun dikkatini artırır. Bu, hızlı bir
kavrayışa dönüşür. Bu kavrayış, varlıklar arasındaki ilişkileri ve küçük
ayrıntıları kolayca fark eder. Her nesnenin, kişinin yaşamı için ne denli
gerekli olduğunu anlar. Dikkati artan çocuk, küçük şeylerle de mutlu olmayı
başarabilir.
Ekran
bağımlılığından kurtulan çocuğun öfkeli durumu son bulur. Öfke yerini uyumlu,
anlayışlı olmaya bırakır. Öfke yok olunca şiddet eğilimi de ortadan kalkar. Bu
durum hem kendisiyle hem de çevresiyle barışık bir bireyi ortaya çıkarır.
Ekranı
terk eden çocuğun öğrenmesi hızlanır. Öğrenme isteği artar. Öğrenme isteğini
karşılamak için kitap okuma alışkanlığı kazanır. Çünkü öğrenme gereksinimi onu,
kitaplara yaklaştırır.
Ekran
bağımlılığından kurtulan çocuk; uyuşturucu, alkol, sigara, kumar, obezite,
akran zorbalığı gibi bağımlılıkların tuzağına düşmekten kurtulur. Bu da onun
okul başarısını artırır. Okul başarısı, yaşam ve sosyal alanlarda başarıyı da getirir.
Böylece yaşamın büyük ödülünü de alır böylece.
Adil
Hacıömeroğlu
11
Şubat 2026
Değerli Adil öğretmenim,
YanıtlaSilÇocuklar ve gençler ekrandan kurtulursa, yaşamın renkleri onlara yeniden açılır.
Bu çağrı bir eleştiri değil; sevgi dolu bir umuttur. Teknolojiye düşmanlık değil, insanı ve duyguyu kaybetmeden yaşamanın mümkün olduğunu hatırlatmadır.
Çocuk insana değerek büyür; göz göze gelerek, diz dize oturarak, kahkahasını evin duvarlarına çarptırarak… Ekran çoğu zaman sessiz bir yalnızlık üretirken, çocuğun yüreği temasla ve muhabbetle genişler. Onların dünyasında insanı, sevgiyi ve gerçek duyguyu merkeze almak; yüreği pusula yapmaktır.
Ekranı tavsiye etmeyen bir kalemin ardında, dokunarak büyüten bir yürek olduğunu hissediyoruz. Göz göze, sevgiyle büyüyen çocuklara inanan bu yaklaşımınızı gönülden takdir ediyorum 👏👏
Kaleminize yüreğiniz eşlik ediyor; satırlarınız yalnızca düşünce değil, derin bir farkındalık da taşıyor.💐✨📚🍀
Var olunuz…
Saygılarımla .