ULUSAL EGEMENLİKTEN DAHA ÖNEMLİSİ VAR MI?


Ulusal egemenliğimizin tüm dünyaya duyurulduğu tarih, 23 Nisan 1920’dir. Ankara’da, Büyük Millet Meclisi açılarak İstanbul hükümetinin ulusun temsilcisi olmadığı herkese duyuruldu. Kısacası, İstanbul’a ve padişaha “Bundan böyle ulusun egemenliği sende değil, ulusun kendisindedir” dendi.

Peki, bir kişinin, yani padişahlığın yerine ulusun egemenliğine neden gerek duyuldu? Çünkü Mondros Anlaşması gereğince yurdumuzun işgaline karşı padişah ve İstanbul hükümeti yurdun bütünlüğünü, ulusun varlığını koruyamadı. Yurdumuz işgal edilirken, halkımız düşman süngüleriyle can verirken padişah kendi geleceğini, yazgısını emperyalist işgalcilerin güvencesine, insafına bırakmıştı. Böyle olunca da iş, ulusa düştü ve o, kendi yazgısına sahip çıktı. Ulusun temsilcileri 23 Nisan’da Ankara’da toplanarak kendi yazgısını, geleceğini, varlığını kendi eline aldı.

Ulusal egemenlik tam bağımsızlıktır. Sömürgecilere, emperyalistlere karşı kendi varlığını savunmaktır. Kimseye boyun eğmemek, kendi toprakları üzerinde özgürce yaşamaktır. Eloğluna avuç açmamak, ondan yardım dilenmemektir. Kendi emeğinle her alanda üretmek ve onun onurunu yüreğinde duyumsamaktır.

Son günlerde kendini Atatürkçü olarak gösteren bazıları “Laik cumhuriyet elden gidiyor. Ülkemizde adalet de demokrasi de eşitlik de yok! Halkın emeğiyle oluşturulan tüm fabrikalarımız satıldı. Ülkemiz gitgide geriye gidiyor” biçiminde yakınmaktalar. Peki, bu duruma Atatürk ne diyor, bir de ona bakalım.

“Özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de kaynağı ulusal egemenliktir.” diyor Büyük Devrimci. Demek ki ülkemizde özgürlüğün, eşitliğin, adaletin olması için ulusal egemenliğin, yani tam bağımsızlığın olması gerek. Tam bağımsızlığımızı yitirdiğimizde bunların hiçbiri olmaz. Cumhuriyet kurumlarını ve değerlerini de savunmanın yolu tam bağımsızlığı ayakta tutmaktır. Ne yazık ki TBMM’de temsil edilen siyasal partilerin tam bağımsızlığı gündeme getirdiklerini pek işitmiyoruz.

Türkiye, bağımsızlığını emperyalizme karşı kazandı. Tam bağımsızlığını koruması da emperyalizme karşı olmalı. Atatürk, ölümüne dek batı emperyalizmiyle savaştı. Ne yazık ki günümüz siyasetçilerinin birçoğu, emperyalistlerin verdiği reçetelerle ülkemizin sorunlarını çözeceklerini sanmakta. Bu durum hem gaflet hem de ihanet değil mi?

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       27 Nisan 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder