YARI CAHİLLER


Her hangi bir konuda bilgi sahibi olmayan, eğitimsiz, bilgisiz, bilisiz kişiye cahil diyoruz. Cahiller iki türlüdür: 1- Kara cahiller, 2- Yarı cahiller…

Kara cahil, bilgisizliğinin farkındadır; eğitilmeye ve öğrenmeye açıktır. Zaten söze başlarken cahil olduğunu söyler. Bu durumunu gizlemez. Kendinden bilgili gördüğü kişi, bir şey anlatırken tüm ilgisini toplayarak ve gözünü dört açarak dinler karşısındakini. Anlamadığı yerde sorar. Sordukça da anlatılan konuyu kavrar. Çünkü onun içindeki öğrenme, bilme merakı erişilmez bir sevi. Cahilliğinden kurtulmak ister.

Kara cahil, bilgili kişiye saygı gösterir. Bilgili birinin oturduğu meclislerde uzaktan da olsa bulunmak ister. Öğrenebileceği her fırsatı değerlendirir. O, susuz bir çölde çok susamış bir gezgin gibidir. Çölde susuz kalmış gezgin için su ne denli yaşamsalsa onun için de bilgilenip kara cahillikten kurtulmak o denli büyük bir gereksinim. Kara cahil eğitilir, çünkü eğitilmeye açıktır.

Gelelim yarı cahillere… Yarı cahil, bilmediğini bilmez. Yarım yamalak bilgisiyle her şeyi bildiğini sanır. Bilgileri bir kaynağa, düzenli bir öğrenmeye dayalı değildir. Onun kafasındakiler, yani bildiğini sandığı şeyler kulaktan dolmadır. Bir şeyi öğrenirken bunun doğru olup olmadığını araştırmaz. İşittiği yeni bir şeyi, yalan yanlış da olsa doğru da olsa benimser. Bu kişiler, giderek kendilerini her konuda uzman olarak görmeye başlar. İşte, onun çevresindekiler için tehlike başlar böylelikle. Atalarımızın “Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.” sözü, uyarınca toplumu yanlış yönlendirmekte bu sokma akıllı çoğunluk.

Televizyon ve akıllı telefonlar, günlük yaşamımıza girdikten sora yarı cahillerin sayısı oldukça arttı. Ekranlardan her şeyi öğrendiğini sananlar, aydın görünümlü cahiller ordusunu oluşturdu ne yazık ki. Oysa ekranlar, başta küresel egemenler olmak üzere dünyanın ve ülkemizin güç odaklarınca toplumu kendi çıkarları için yönlendirmekte. Bu yönlendirmeler; toplumu siyasal, kültürel, sanatsal, ekonomik alanlarda güç odaklarının istediği gibi düşünmelerine, duyumsamalarına, davranmalarına yol açmakta. Her konuda aynı düşünen ve tüketimden başka bir amacı olmayan tektipçi bir toplum oluşturulmakta bu yolla. Böyle bir toplum da ister istemez küresel güçlerin boyunduruğu altına girip onlara hizmet etmekte.

Şöyle bir çevremize baktığımızda hep aynı renk giyinen, benzer tüketim alışkanlıkları bulunan, aynı tür yemekleri yiyen, olaylara bakış açıları küresel güçlerle bir olan oldukça kalabalık yığınlarla karşılaşırız. Bu kişiler, her konuda düşünce belirtir. Bunu belertirken de kesin yargılarda bulunurlar. Tartışmayı beceremezler. Kazara tartışmaya girseler basmakalıp savsözleri[1] yineleyip dururlar. Bunu da bağırıp çağırarak yaparlar. Karşısındakini dinlemez, onun görüşlerine değer vermezler. Çünkü onun kulaktan dolma bilgisi, tartışmada savunulamaz. Ezberi dışında bir şey söylendiğinde kendini çok kötü yenilmiş ve aşağılanmış olarak görür. Onun düşünce alışverişini bilmez, çevresindekilere üstünlük kurmak için yapılan düşünce yarışı içindedir hep. Karşısındakinden doğruyu öğrenerek yanlışını düzeltmeyi düşünmez yarı cahil. O, yanlış düşünüp söylediğini asla kabul etmez.

Ülkemizde yarı cahiller çoğunlukta ne yazık ki. Siyaset, demokratik kitle örgütleri, sendikalarda çokçası çıkar karşımıza. Dilim varmıyor, ancak üzülerek söyleyeyim ki üniversitelerde öğretim üyeleri ve okullarda öğretmenlerin içinde epeyce karşılaşıyoruz bu tür kişilerle. Toplumumuzda nedense okuyarak edinilen bir öğrenme alışkanlığı gelişip yaygınlaşmamış. Bilgiye ulaşmak için emek harcamak, ne yazık ki küçümsenmekte. Ekranlar, toplumu teslim almış durumda. Zaten ekran bilgileri de üstünkörü, derinlikten yoksun. Yani başa göre tıraş yapılmakta buralarda. Yani televizyonlar ve sosyal medya yarı cahil üretmekteler bolca.

Ekranların insanlar üzerinde egemenlik kurduğu bir çağda, cehaletle savaş oldukça zor. Çünkü susayan su içer, acıkan yemek yer, uykusu gelen uyur, gezmek isteyen gezer, kitap okuma gereksinmesi duyan okur; ancak öğrenmek istemeyen ve her şeyi bildiğini sanan kişiye hiçbir şey öğretemezsiniz. Öğrenme kişisel ve toplumsal gereksinmeden doğar. Öncelikle kişi bilmediğini bilecek. Kısacası cahil, bilmediğini bilecek.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

1 Nisan 2026



[1] Sloganları

4 yorum:

  1. Değerli Adil Öğretmenim,

    Yarı cahillik, bilmemekten daha tehlikelidir; çünkü eksik bilgi, insana öğrenme ihtiyacı değil, sahte bir yeterlilik hissi verir.
    Sadece bilgi eksikliği değil;yüzeysel bilgiyle oluşan sahte bir özgüven sorunu olan bu insanlar ,öğrenmeden hüküm vererek toplumsal tartışmayı sığlaştırır; bilgi değil
    kanaat üretir.Toplumda en büyük gürültüyü çıkarır ve bu da gerçek aydınlanmanın önündeki en büyük engeldir.

    Gerçek bilgelik, insanın neyi bilmediğini fark etmesiyle başlar.Usunuza sağlık.👏👏🙏🏻🌼
    Bilge kaleminiz var olsun.🙏🏻🍀✨📚🌹

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Adil,çok güzel bir yazı,yarı cahil insanlar her zaman tehlike yaratır,ne yazık ki çevremiz böyle insanlarla dolu,

    YanıtlaSil
  3. Her zamanki gibi yine çok güzel bir yazı değerli hocam.
    Gerek okul arkadaşlarımdan, gerek sahadan, gerek sosyal medyadan bunca yıllık gözlemime göre, CHP'liyim diyenlerin, CHP'ye oy verenlerin "kahir ekseriyeti"nin ne yazık ki sözünü ettiğiniz bu yarı cahillerden oluştuğunu görüyorum. Ben içinde bulunduğumuz durumun, AKP'nin çeyrek asırdan beri ülkemizin başına çöreklenmiş olmasının baş sorumlusunun da AKP'lilerden ziyade bu yarı cahil kesimin olduğunu düşünüyorum. Hem Atatürkçülük ile ilgili olarak hem ülkenin selâmeti konusundaki düşünceleri laiklik ile sınırlı olan bu kesim, "senin hırsızın kötü, benim hırsızım iyi" diye İmamoğlan'a ve diğer hırsızlara sahip çıkıyorlar. Yarı cahil olduklarından içinde bulunduğumuz durumu değerlendirme yetisinden yoksunlar ve sadece saplantıları doğrultusunda hereket ediyorlar. CHP'nin 6 Ok'undan laiklik dışındakileri kırıp çöpe atan bu kesim, saplantıları olan AKP düşmanlığı tek hareket noktaları olduğu için bölücülüğe, işbirlikçikiğe, hainliğe varan savrulmaları ile ülkemizin geleceği bakımından en az yobaz AKP'liler kadar tehlike unsurudurlar. Beyinlerini yazılı, görsel, işitsel her türlü bilgilendirmeye karşı mühürlediklerinden yobaz dincilerden, yobaz AKP'lilerden bir farkları olmadığının bilincinde bile değiiler. Milli hükûmetin oluşturulması aşamasında, az çok mürekkep yalamış olduklarından kendilerini âlim sanan bu kesimden herhangi bir destek gelmeyeceği açık ve nettir. Hatta destek söyle dursun, tam bağımsızlık çabaları sırasında mücadele edilecek bir grubu da bunlar oluşturmaktadır.
    İşimiz hiç kolay değil. Esenlik dileklerim ve saygılarımla.
    Şehnaz Bahtım

    YanıtlaSil
  4. Türkiye'de cehaletin siyasi tezahürleri: Kürtçü solculuk, müşrik islamcılık, Batıcı Atatürkçülük, NATO'cu milliyetçilik ve bilimum liberal goygoyculuk....

    YanıtlaSil